Listesini akıllıca düzenleyen genel başkan, partisinin oyunu artıracaktır. Aklına estiği gibi liste yapan, oy kaybeder. Halkımızın en nefret ettiği politikacı tipi, para pul meselelerinde adı geçen insandır. Seçmen, böyle tiplerin, ya siyaseti zenginleşmek için kullanacağı, yahut dokunulmazlık zırhına bürünerek yargıdan kaçmak için milletvekilliği istediği kesin kanaatindedir. Oy yitirmek ve dile düşmek isteyen liderler, buyursunlar, böylelerini alsınlar. Tek bir münasebetsiz ismin, bir partiyi çok müşkil durumlara düşürebileceğini hatırlatıyoruz. Diğer bir zaaf, genel başkanların yakınları, ahbaplarıdır. Halkımız bunları da hiç mi hiç sevmiyor. Bin yıllık monarşiden vazgeçip cumhuriyeti tercih eden bir milletin, berbat bir oligarşiden nefreti tabiidir. Nepotizm (akraba kayırmacılık), nice iktidarların, hattâ rejimlerin yıkılmasına sebep olmuştur. Önemli faktör, partilerin, ne yapmak, hangi hizmetleri gerçekleştirmek için oy isteyeceklerini vecîz, muhtasar müfîd anlatabilmeleridir. Karşı partiyi eleştirmek, beğenmemek üzerine kurulan bir propaganda, yetersizdir. Seçmen, partilerimizin biribirinden farkı bulunmadığını düşünüyor. Bu düşüncenin olumsuzluğunu, çaresizliğini, alternatifsizliğini açıklamaya hacet yoktur. Yakın geçmişi yaşamayan ve bilmeyen milyonlarca yeni seçmen gencimizin oyları, mutlaka sonuçları etkileyecektir. Dış etkenler şüphesiz bizim irademiz dışında işler. Fakat oy dağılımını etkiler. Bunlardan biri, Avrupa Birliği'nin Brüksel'le Türkiye hakkında hazırlayacağı rapordur. Gerçi Aralık ayında Kopenhag'ta resmiyet kazanacaktır. Ancak 3 Kasım'dan önce, Avrupa Birliği'nin bizim için temayülü belirginleşecektir. Amerika'nın 3 Kasım'dan evvel Irak harekâtına başlaması, daha da ağırlıklı bir etkendir. Savaşın hemen yanında ve kısmen içinde bir Türkiye'de seçmen, oyunun istikametini buna göre ayarlıyacaktır. 23 partinin katıldığı karmaşık bir genel seçimdir. Zaten Türkiye'de her şey karma karışık edilmiştir.