Sistemi değiştirmek

A -
A +

Yazımız, Almanya seçimlerinin sonuçlarını öğrenmeden kaleme alındı. Bu hafta, bütün dünya gibi Türkiye'yi de ilgilendiren, Avrupa Birliği'nin güçlü üyesi Federal Almanya seçimleri konuşulacak. Yüksek Seçim Kurulu'nun vetoları bir ölçüde gündemin ilk sıralarından düşecek. Elbette bazı sakıncalar, kişinin milletvekili olmasına engeldir. Ancak bunların hukukî ve etik sınırlar içinde kalması gerekir. Siyaseten yasaklama, demokrasiler için bahis konusu değildir. Yargıç, yasaya göre karar veriyor. Yasama, yasaları düzeltmelidir. Biz siyaseten katl'in ve siyaseten müsâdere'nin, İkinci Sultan Mahmud'un 1826-39 radikal inkılâpları ile sona erdiğini sanırken, uygulamada böyle olmadı. Hem imparatorluk, hem cumhuriyet dönemlerinde bu ilkeleri defalarca ihlâl ettik. Mütefekkir bir hukukçu, eski Yargıtay Başkanı Dr. Sami Selçuk, daha geçen hafta, anayasaların, ferdin devlete karşı haklarını korumak ve savunmak için yapıldığını, anayasamızın bunun tersi olduğunu söyledi. Buradaki anlam ve uyarı âşikârdır. Tarihçi sıfatımızla, hemen bütün kurum ve kuruluşlarımızla, statükoculuk, tutuculuk illetimiz yüzünden, çağımızdan koptuğumuzu, köhneleşip hantallaştığımızı yüz kere, bin kere yazdık. Çağımızdan kopmakla, elbette dünyaya hükmeden demokrasi âleminden bahsediyoruz. Başka biçim devlet modelleri bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Üçüncü Selim, İkinci Mahmud, Reşid Paşa, nihayet en radikalleri oldu. Atatürk gibi gerçek reformcular yetiştiren, geçmişte inanılmaz boyutta işler yapmış bir milletin, Türk milletinin, sürekli tökezliyerek yerinde sayması acayiptir. Ve adları geçen büyüklerimizin kemiklerini sızlatır. Sistemin şurasını burasını onararak reform yapılamamaktadır. Sistemi, bütünüyle değiştirmek gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.