Anayasa ile seçim ve partiler kanunlarının esaslı şekilde ve derhal ele alınması gerekiyor.4 yıl için 400 milletvekili seçilmesi gerektiğini yıllardan beri yazıyoruz. Kimse 400'ün üzerinde milletvekilinin gerekçesini açıklıyamaz. 400'den az da olmaz, komisyon çalışmaları aksar. Yüzde 10 baraj -hemen değil- tedricen yüzde 1'e düşürülmeli. Ayrıca il barajı gibi saçmalıklar olmaz. Nüfusları 1'den fazla milletvekiline yetmiyen illere 2 milletvekili vermekten kesin şekilde vaz geçilmelidir. Çok büyük haksızlıktır. Antidemokratiktir. Kötüdür. Her il, eşit sayıda nüfusa göre milletvekili çıkarmalıdır. Bu husus, en büyük aksaklıklardan biridir. Dar bölge sistemi son derece mahzurludur. Trilyonlar dökülüp saçılır, toplanıp cebe indirilir. Bunu temin edemiyen kişi milletvekili olamaz. Başka sakıncılar da mevcuttur. Türkiye en iyi 16 bakanla yönetilir. 3'ten fazla devlet bakanlığı olmamalıdır. Bu hususun seçim ve partiler yasaları ile ilgisi yok. Ayrıca düzenlenmesi gerekiyor. Milletvekili ve bakan sayısının makule indirilmesi, çok büyük tasarruf, işlerlik ve rahatlık oluşturacaktır. Milletvekili dokunulmazlığının tarifi, Anayasa değişikliğine bağlı. Küçültücü suçla itham edilen milletvekilinin otomatik şekilde Yargıtay'da muhakemesi makuldür. Bakanların bakanlıkları sırasındaki icraat için yüce divan kurulması kuralı devam etmelidir. Milletvekili, seçilir seçilmez para işleriyle ilişkisini kesmeli, ticaret yapamamalı, fikir ve san'at faaliyetleri dışında görevi bulunmamalı, ağır hediye almamalıdır. Adayların ve partilerin aldıkları bağışlar açıklanmalıdır. Bu dönem bitince lojman işine son verilmelidir. Milletvekiline, görevini yürütebilecek çağdaş ve yüksek bir ödenek-yolluk verilmelidir. Milletvekili maaşı için popülist eleştirilere kulak asılmamalıdır. Milletvekili, Avrupa normlarında olacaktır. Ancak milletvekili düşmanlığı yapılamaz. Zira alternatifi yoktur. Bu sütunlarda bütün bunları yıllarca sürekli yazdık. Partileri harekete geçiremedik. Hiçbir lider bunları yaparak Meclis'e saygınlık kazandırmak istemedi. Şimdi TÜSİAD, Odalar Birliği gibi önemli kuruluşlar ayni şeyleri söylüyorlar. Belki etkili olurlar. Herhalde Washington ve Brüksel'in ihtarlarına hâcet kalmaz.