Ekim ayında yapılacak Anayasa tadili sonuçları yalnız hükümeti değil Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni de etkileyecektir. Hatta Türkiye'nin nereye doğru gittiğinin açık göstergesi olacaktır. Ya statükoyu, ya çağdaş uygarlık düzeyini tercih edeceğiz. Ya Avrupa düzeninden kopacak, yahut yavaş ve gevşek davranmak illetiyle malul bulunsak bile Avrupalılığımızı vurgulayacağız. Ekime kadar ekonomik krizin sıcak periyodunu atlatmamız, faizi aşağıya çekebileceğimizi göstermemiz gerekir. Kıbrıs konusunda müzakere masasına dönmemiz şarttır. Aslında hiç de karmaşık olmayan anayasa tedilini başarabilirsek yeniden ümitler yeşerecektir. Anayasa konusunda akamet (iktidarsızlık), Meclis'in saygınlığını ve demokrasi inancını vurur. Teknokrat hükümet isteyenlere gün doğar. Geçmişte teknokrat tipi demokrasi kesintileri buna benzer siyasi hatalar üzerine baş verdi. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kendi bindiği dalı kesecek hiçbir parti grubu hiçbir milletvekili bulunacağını tasavvur edemiyoruz. Aksi takdirde Yüce Meclis, geri zekalılara yapılan muameleye maruz kalır. Zaten teknokrat hükümet istemenin manası budur. TBMM Ekim ayında yeni bir kompozisyonla çalışmaya başlayacak. Fazilet Partililer iki ayrı grup halinde hareket edecekler. Muhtemelen önümüzdeki aylarda iki parti oluşturacaklardır. Anayasa tadilinde başarı, hele geniş kapsamlı bir başarı demokrasinin zaferi olur. Dış dünyada da böyle algılanacaktır. Avrupa Birliği ile birçok engelimizi ortadan kaldıracaktır. Kabine revizyonu ve bakan sayısının azaltılması ise doğrudan hükümetin daha açık ifadeyle koalisyonun 3 liderinin elindedir. Meclis açılmadan yapılırsa hükümet sonbahara güçlü girer. Aksi takdirde bir kat daha gücünü yitirmiş olur. Bakalım Cumhuriyet Hükümeti temmuzun son yarısı ile ağustos ayını değerlendirebilecek midir? Böyle bir kapasitesi mevcut bulunup bulunmadığını göreceğiz..