Dün akşam 19.30'da, Afganistan'a beklenen Amerikan-İngiliz taarruzu başladı. 11 Eylül 2001 New York ve Washington eyleminin üzerinden tam 26 gün geçmişti. Bu 4 haftaya yakın zaman içinde Amerika Birleşik Devletleri, 21. yüzyılda bir savaşın nasıl hazırlandığı üzerinde tam bir örnek verdi. Her ülkenin harb akademilerinde okutulacak, incelenecektir. Hazırlık hem askeri, hem diplomatik bakımlardan yapıldı. Tarihin en büyük ittifakı oluşturuldu. Rusya ve Özbekistan gibi doğrusu ümid edilmez devletler ittifaka alındı. Çin ile Hindistan tarafsız kaldılar. Japonya bile müttefiklere dahil oldu. Kabil, Kandehar ve Celalabad bombardıman ediliyor. Sonra kuzeyde, Taliban muhalifi örgütlerin Amerikan destekli askeri harekatı başlıyacak. Savaş, Taliban iktidardan düşünceye kadar sürecek. Üsame bin Ladin kuvvetleri de yok edilecek. Afganistan halkı mümkün mertebe incitilmemeye dikkat ediliyor. Mültecilere başta gıda, her türlü yardım yapılıyor. Afganistan'da yeni bir iktidar başa geçecek. Taliban'ın bertaraf ettiği Ruslar'la savaşmış liderler, kadroları ile ülkeyi yönetmeye başlayacak. Bunların arasında epey derin anlaşmazlıklar var. Roma'dan eski kral Zahîr (Zâhir değil!) Şah veya veliahdı Prens Muhammed gelecek. Anlaşmazlıklara hakem olacak. Belki tahta çıkacak. Bununla beraber ve bundan sonra, Birleşik Amerika ve müttefiklerinin dünya çapında terörle mücadelesi başlıyacak. Gönüllü gönülsüz bir çok devlet bu savaşta yer alacak. Artık terör himayesi ve yataklığı yapmak zorlaşacak. Türkiye'nin münasip şekilde Afganistan'da bayrak göstermesi gerekiyor. Mutlaka gerekiyor. Zaten New York-Washington eyleminden sonraki ilk günlerde Ankara, anlaşılmaz bir tereddüt gösterdi. Bu tereddüdün giderilmesi lazım. Birleşik Amerika'nın, maruz kaldığı tarihin en geniş çaplı ve en alçakça terör eyleminin faillerini, eyleme bulaşanları, hatta potansiyel eylemcileri, en şiddetli şekilde cezalandıracağından şüphe edilmemelidir. Hiç bir feryat ve figan, hiç bir rica ve niyaz, bu hususta Washington'ı yumuşatamıyacaktır.