İran Tahran'da, Amerika'nınkine alternatif bir Nükleer Zirvesi topladı. ABD bir yana, Birleşmiş Milletler'i suçladı. Yani oradan çıkacak bir karara uymayacağını peşinen belli etti. Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu ise Brezilya'da (193 milyon) 65 yaşında 8 yıllık başkan da Silva ile dışişleri bakanı tarafından az görülen bir ilgi ve samimiyetle karşılandı (ayrıca başbakan yoktur). Tefsirimiz şudur: Brezilya, İran'a karşı yaptırımlara katılmayacak. Güvenlik Konseyi'nde tek olumsuz veya çekimser kalmamak için müttefik arıyor. Brezilya'da bu İran sempatisi nereden doğuyor? derseniz: Amerika kıt'asında ABD'nin sultasını kırmak, burnunu sürtmek isteğinden kaynaklanıyor. Yoksa Brezilyalılar'ın Hayyâm'ı okuduklarını bile sanmam. İran meselesi, gittikçe artan bir sür'atle, dünyanın 1 numaralı gündem maddesi hâline geliyor. Evrensel finans krizini bile gündemden silecek bir güç taşıyor. Bu hızlanma, İran'ın uranyumu zenginleştirme hızı ile doğru orantılıdır. Kıt'alararası Şihâb 1, 2, 3, 4, 5, belki 6, 7 ve uçlarına takılmış atom bombacıkları... (şihâb=farsca: yıldız kayması, uzayda yıldız kayması benzeri seyredecek füzeler, Allah bütün insanlığı esirgesin!). Başbakanımızın İran'la temaslarını kesmemesini Başkan Obama da istedi. Belki neyin olacağını vurgulayarak neyin olmayacağını göstermek için... Ama politik gelişmeler bazen şihâb füzeleri derecesinde bir hızla gelişebilir. Washington, İran'ın, komşularını, Arap ve Türk devletlerini, Asya'yı, İsrail'i, Avrupa'yı ve bütün dünyayı ben de yaptım! diyerek telâşa düşürmesine kesinlikle izin vermeyecektir. Dünya dengesinde etkili devletler -ki Türkiye bunlardan biridir- bu çeşit sürprizlerden hiç mi hiç hoşlanmazlar. Nüfusunun yarısı Türk olan İran, zekâ ve tecrübenin bihakkın sahibi ilim ve politika adamları ile doludur. Amerika ile epey dalga geçtikten sonra bıkıp birdenbire (bomba falan yapacak değiliz, gelin görün, görüşlere açığız) diye bizi şaşırtabilir. Sayın Erdoğan sanırım bu ihtimali güçlendirmeye çalışıyor.