Bir demokraside başbakan ile ana muhalefet liderinin konuşmasına tarihî buluşma başlığı atan yazara gülerler. Ama Sayın Erdoğan'la Sayın Kılıçdaroğlu'nun dünkü 1.5 saatlik görüşmeleri için gerçekleşen medya ilgisinin inanılmaz boyutlarını gördükten sonra, yazımızın başlığında tereddüt etmedik. Hafızamız yanıltmıyorsa, son Erdoğan-Baykal buluşması üzerinden 4 yıl geçti ki, demokrasimizde henüz bazı taşların yerine oturmadığının göstergesidir. Dünkü buluşma Yüce Meclis'te geçtiğine göre, o kadar koruma görevlisi, ancak gazeteciler arasından yol açmak içindi. Bu ilgi nereden kaynaklandı? İlgi, partiler arası ilişkilerin berbat durumundan kaynaklanıyordu. İki büyük partinin, biribirine zıt dünya görüşleri çerçevesinde, terör ve Kürtçülük gibi en ağırlıklı millî konular üzerinde fikir ve iş birliği ümidine dayanıyordu. Terörle mücadele ve ordumuzda profesyonel komando birliklerinin güçlendirilmesi gibi çok önemli konularda, muhalefetle iş birliği, doğrusu çok verimli olur. Ancak bütün dikkatler 2 ay sonraki referanduma odaklandı. İki ayrı tarafı sert şekilde karşı karşıya getirdi. İki taraf, Erdoğan tarafdarları ile Erdoğan muhalifleridir. Doğru tanım budur. Üstelik önümüzdeki 60 günde gerginlik sürekli artacaktır. Böyle bir ortam içinde terörle mücadelenin ikinci plana düşürülmemesi, doğru politikadır. "Tarihî buluşma" sonrası Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları, ihtiyatla telaffuz edilen cümlelerden oluşuyordu. Ama terörle mücadelede kararlılık beyanı olumlu idi. Bu konuda Başbakanın dış politika açısından mahrem bazı bilgiler verdiği de tahmin ediliyor. Sayın Erdoğan'ın bugünkü konuşmasını dinlemeden, buluşmanın sonuçları üzerinde fazla değerlendirmeler, tahmin sınırlarını aşmayacaktır. Özel Birlik projesi üzerinde derin bir anlaşmazlık ortaya çıkmazsa, olumlu sonuçlar bekliyoruz. 1923'ten bu yana hiçbir Meclis, bugünkü kadar çalışmadı. Şikâyetler başladı. Milletvekillerinin seçim çevrelerine gitmek istemeleri tabiidir. İktidarın son anda, çok münakaşalı bir yasayı getireceği söylentisi tansiyonu arttırıyor. Sonuç: Görüşme olumlu geçti. Arkası gelir, kopukluk olmazsa, Türkiye kazanacaktır. İkili görüşmelerin mutlaka devamında, sıklaşmasında, demokrasi rejimi güçlenecek, kökleşecektir.