Harb Akademilerinin 162. yılı kutlandı. Akademi komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler, Cumhurbaşkanını, TBMM Başkanını, Başbakanı, Millî Savunma Bakanını ağırladı. Yeni kara, deniz, hava subaylarımız yanında her yıl olduğu gibi yabancı subaylar da kurmay diplomalarını sevinç ve gururla aldılar. İlk modern çağdaş ve günümüzde devam eden harb okulunu 1802'de, asrın en büyük askeri henüz imparator olan Napolyon, Paris'te açtı. Bu okulu örnek alarak İkinci Sultan Mahmud 1834'te modern piyade ve süvari subayı yetiştirmek için Harbiye'yi, bugünkü Harb Okulu'nu kurdu (1826'da yeniçeriliğe son verince geçici bir subay okulu da açmıştı). Daha önce istihkâm ve topçu subayı için 1720'lerde Nevşehirli Dâmâd İbrahim Paşa tarafından bir Hendese Mektebi, -geliştirilerek 1776'da bugünkü Teknik Üniversite olan- Mühendis-hâne-i Berrî-i Hümâyûn kurulmuştu. 1794'te -bu defa İngiltere model alınarak- deniz subayları için Üçüncü Sultan Selim, bugün Deniz Harb Okulu olan Mühendis-hâne-i Bahrî-i Hümâyûn'u tesis etmişti. 1810'da Prusya Krallığı, Harb Akademisi diye, seçilmiş subayları eğitip savaş planları ve savaşlarda komutanlık yapmak için çok yüksek derecede bir askerî okul kurdu. Fransa aşağı kalır mı? 1815'te Napolyon, giderayak, dünyanın ikinci harb akademisini kurdu. Türkiye'de 2 yıl öğrenim+2 yıl kıt'a stajlı Harb Akademisi, 1848'de Sultan Abdülmecid ve Sadrâzam Mustafa Reşid Paşa tarafından -Fransız örneğine göre- açıldı. İlk mezunlar, kurmay çıkan sadece 5 subaydır ki, 3'ü mareşal, 2'si kurmay albaylıktan emekli olmuştur. Biri, sadrâzamlık da yapan mahut Hüseyin Avni Paşa'dır. Şimdi... Bu müesseseler, devletimizin, hem imparatorluk, hem cumhuriyet dönemlerinde, en temel askerî eğitim kurumlarıdır. Her yıl Harb Akademisi'nin, Harb Okulu'nun, Deniz Harb Okulu'nun, Teknik Üniversite'mizin yıl dönümleri kutlanır. Paris'te de imparator Napolyon şükranla ve yüceltilerek anılır. Siz hiç, bu müesseseleri, binbir çaba ve üstün irâde ile kuran Sultan Selim'in, Sultan Mahmud'un, Sultan Abdülmecid'in, Reşid Paşa'nın isimlerinin her yıl yapılan şâşaalı kutlamalarda telaffuz edildiğini işittiniz mi? Tarihinden kopan devletlerin başı belâdan kurtulmaz.