Tarık Aziz, Irak'ın 2. adamıdır. Körfez Krizi'nde Turgut Özal'ı Çankaya'da general üniforması ve belinde tabancası ile resmî ziyaretini unutmadık. Özal, böyle şeylere önem vermezdi. Halbuki devlet başkanlarını ziyarette silâh, dışarıda bırakılır. 15 Haziran 1389'dan beri hiç bir Türk veya yabancı, Türkiye devlet başkanının huzuruna silâhla girememiştir. İstisnası, 23 Ocak 1913 günü kurmay yarbay Enver Bey'dir. O da, Sultan Reşad'dan hemen özür diledi. Tarık Aziz, Irak parçalanırsa sıranın Türkiye'ye geleceğinden bahsetti. Irak 1927'de kurulmuş bir devlettir. 1056'dan beri Türk devletlerinin eyaleti olarak yaşadı. Türkiye'yi bölecek bir güç yoktur. Böyle bir iddia, bizim statükocularımızın vehimlerinden ibarettir. Tarık Aziz, Türkler'le Iraklılar'ın biribirlerinden nefret etmemeleri gerektiğini söyliyerek pot kırdı. Ben Iraklılar'dan nefret eden Türk tanımadım. Böyle bir duyguyu, ancak vatandaşları Türkmenler'e insanlık dışı davranan Iraklılar için taşırız. Bu da Irak milleti demek değildir. Saddam çırpınıyor. Çare arıyor. Tek çare, dakika fevt etmeksizin Saddam'ın kendi yatak odasına kadar kapıları, Birleşmiş Milletler denetçilerine açmasıdır. Bu suretle Amerika durdurulabilir. Zira bu takdirde bütün dünya, Amerika'yı durdurmaya çalışacaktır. Muhtemel Amerikan harekâtında bu defa mülteci kabûl etmiyeceğiz. Bu vahîm hatayı bir defa yaptık, tekrarlamayız. Bağdad yönetimi, Irak halkını daha da perişan edecek, fiyakaya dayanan davranışını, gerçekçi politika ile değiştirmelidir. Vatanseverlik bunu gerektirir.