İsveç Başbakanı, İsveç parlamentosunun kararı için, Başbakanımız'dan açık özür diledi. Dış ilişkilerde küçümsenemez bir jesttir. İngiltere adalet bakanı ise, Ermeni tasarısının Avam Kamarası'ndan geçmeyeceğini beyan etti. Ermeniler, milletlerarası arenada maskaralıklarını sürdüreceklerdir. Sonunda Türkiye'yi dolandırabileceklerine inanmışlardır. Almanya gibi Osmanlı'ya tehcîr'i teklif edip uygulatan, Polonya gibi asırlarca bağımsızlığını savunan Osmanlı'yı unutan saygın devletler, bu maskaralığa katıldılar. Soykırım oylamaları gerçekleştirdiler. Sayın Erdoğan, Türkiye'de kaçak çalışan 100.000 Ermeni'yi sınır dışı edeceğimiz tehdidine mecbur kaldı. Dediğini yapanlardan olduğunu cümle âlem biliyor. Ben, daha büyük tehditlere gidebileceğini düşünmeye başladım. 1915'te Ermeniler, Kürt köylerini bastılar, çocuk kadın demediler. Çekilen ordumuzu arkasından vurdular. Berlin, Ermeniler'i savaş alanı eyaletlerimizden güney eyaletlerimize göndermemizi istedi. Öyle yaptık. Yol meşakkatli idi. Salgın, hastalık, kıtlık, her türlü belâ içinde uzun yürüyüş başladı. Ne yani? Karşılık vermeyecek miydik? Çanakkale'de millî varlığımızı savunduğumuz günlerdi. O günleri en iyi bilen Ziyâ Gökalp 1915 olayını mukaatele diye tanımlamıştır. Karşılıklı biribirini öldürmek demek. Öyle oldu. Avrupa'nın hemen her devletinin tarihinde son asırda buna benzer ve haylisi daha feci olaylar mevcuttur. Böyle olaylar, barış anlaşmaları ile sona erer. Ama tarihçiler her zaman her bakımdan, her cephesiyle incelerler. Parlamentoları akademi yerine koyup tarihte geçenleri oylatmak ne demek? Milletleri biribirine kindar hâle getirmekten başka işe yaramaz. İlmi ve ihtisası yok sayan, geri bir anlayışın eseri girişimlerdir. Üç beş derken tehlikeli yollar açabilecek hâle gelir. İlim susar. Milletler biribirine düşer. Karşılıklı suçlamaların sonu gelmez. Her taraf zarar görür. En kazançlı çıkacağını sanan, en büyük kayba uğrar.