Tehlikeli tırmanış

A -
A +

ABD dışında İsrail'i tutan ve hareketlerini hoş gören hiçbir devlet bulunmadığını söyliyebiliriz. Bu duruma düşen bir devletin âkıbetinin vahîm olacağı düşünülebilir. Ama İsrail aldırmıyor bile. Kendine ve Amerika'ya güvenip kafasına koyduğunu yapmak peşinde. Son BM kararından etkilenmediği de açıktır. Bu nasıl bir politikadır? General Şaron politikasıdır ki, İsrail halkının ve siyasetçilerinin, en az yarısı bile karşısındadır. İsrail'e ne sağladığı ve ne sağlıyacağı tamamen meçhuldür. Şaron'un Arap nefretine dayanan duygusal bir politikadır. Halbuki bizim bildiğimiz Yahudiler, akıllarını kullanabilmek yetenekleriyle ün yapmışlardır. Arafat'ı bertaraf etmek tercihi, hiç de akıllı seçim değildir. Çünki yerine müfrit, fazlasıyle İran'la bağlantılı, genç, atılgan, fakat dünyayı Arafat'tan daha az tanıyan bir kişi gelir. Orta Doğu'da daha fazla kan akar. Şaron, Mescid-i Aksâ'ya girmiş adamdır. Böylesine bir kin ve taassup, her milletten Müslüman'ı derinden yaraladı. Yahudiler'e hiçbir menfaat sağlamadı. Demek Şaron, akıl yolunu izlemekten âcizdi. Şaron'un iktidarının sonunda bulunduğu ortadadır. Yerine ılımlı ve aklı başında bir hükûmet gelir. Filistinliler'i ve Filistin devletini yok etmenin hayal ve muhâl ile uğraşmak olduğunu kavrıyarak yeni bir rota çizecektir. Bu rota barışı sağlar mı? Bize göre sadece kan akıtılmasını durdurur. Bu da az şey değildir. Araplar'a ikinci sınıf toplum muamelesi yapmaktan vazgeçebilir. Ancak nihaî sulh, çok uzaklardadır. İsrail-Arap anlaşması gerçekleşse bile, Orta Şark'ta başka büyük anlaşmazlıklar başlar. Bu coğrafyada Pax Ottomana tarih oldu. Pax Americana, asla onun yerini alamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.