Teknokrat Hükûmeti söylentisi yeni değildir. İlk krizin hemen akabinde duyduğumuza göre, bazı mihrakların uzun zamandan beri böyle bir projeye hevesli bulundukları, belki fırsat kolladıkları, hatta fırsat oluşturdukları anlaşılır. Daha ilk kriz patlamadan Hükümette Revizyon ve bakan sayısının kesinlikle çok azaltılması üzerinde epey yazı yazdık. Koalisyonun 3 lideri bugüne kadar böyle bir şeye yanaşmadılar. Hata ettiler. Böyle bir revizyon teknokrat hükümet fikrini frenliyebilirdi. Sayın okuyucularım bu teknokrat hükümeti neyin nesidir diye -haklı olarak- merak ediyorlar. Zira böyle bir model Anayasa'da, hatta ciddi bir siyaset bilimi kitabında yazılı değildir. 1960'tan bu yana demokrasi tarihimizde, daha önceleri Meşrutiyet döneminde örnekleri mevcuttur. Hiç biri başarılı olamadı. Teknokrat hükümet, bazı güç sahibi kurumlar ve kuruluşların, bu modelin teşvikçisi bazı kişilerin etkisiyle, seçilmiş partileri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni baskıya almasıyla oluşur. Eski misaller artık uygulanamaz. Şöyle bir hükümet tasavvur ediliyor. TBMM haliyle muhafaza edilip milletvekilleri, istenen yasaları çıkartacaklardır. Bir milletvekili başbakan olacak, ancak bakanlarını, hatta bürokratlarını seçemiyecektir. Bazı bakanlar, partilerin kuvvesi nisbetinde Meclis'ten alınacak, bazıları Meclis dışından atanacaktır. Dışardan atananların deha sahibi bulundukları iddia edilecektir. Halbuki Türkiye'de deha sahibi bir bürokrat mevcut değildir. Olsa idi, mutlaka ve muhakkak tanırdık. Yeterince denenen bu model, yolsuzlukları önliyememiştir. Pek çok sorunun en önemlisi, dış dünya ile bağlantılarımızın askıya alınması ve Türkiye'ye üçüncü sınıf devlet muamelesi yapılmasıdır. Dışardan güdümlü teknokrat hükümet, seçime götüreceği hedefini belirlemekle beraber eleştiriye tamamen kapalı ve kendi görüşü istikametinde icraat yapacaktır. Halen kötü durumdaki siyasi ve demokratik hayatımızı daha da muğlaklaştıracak ve bir sürü yeni problem oluşturarak seçime gidecektir. Ama Türk Devleti'nin hayatiyeti bakımından bunların hepsinden önemlisi şudur: Türkiye'nin kurtulup çağdaş uygarlığa geçebilmesi için yeğane çare olan Devlet Reformu'nu gerçekleştirmesi, hatta böyle bir fikir sahibi bulunması, kesinlikle imkansızdır.