Profesyonel ordu fikrini, Turgut Özal ortaya attı. Kaç yıl geçti, yerimizde saydık. Kaldı ki, Özal'ın teşebbüsü bile çok geç kalmıştı. Tıpkı nükleer enerji gibi. En hayatî konuları erteledikçe ertelemek, büyük millî kusurumuzdur. Profesyonel ordu, çağdaş ordudur. Her delikanlımızı Türk yapmak, askerimizin işi, konusu, görevi değildir. Bu görev, (millî) dediğimiz, fakat bu sıfatını pek gerçekleştiremediğimiz, eğitim bakanlığımızındır. Kalabalık değil, yeterli sayıda, vurucu, teknik, eğitimli, iyi maaş alan, profesyonel bir silâhlı kuvvetimiz olmalı. Aksi takdirde çağdaşlık iddiamız kâğıt üzerinde kalır. Çağa uyum sağlayamayan ülkelerin dünya nimetlerine ulaşması, güneşte yer kazanması mümkün değildir. Karakol düzeni de değişmelidir. Gerekli olanlar, ciddi bir kale hâlinde berkitilmelidir. Diğerleri boşaltılmalıdır. Sıkı yönetim ve olağanüstü hâl kesinlikle çok zarar verir. 15 yıl olağanüstü hâl, terörü azdırdı. Büyük rant grupları oluşturdu. Kuzey Irak'taki PKK kalesini de ortadan kaldırmamız şarttır. Türkiye, bu kalenin bağımlısı, mübtelâsı olamaz. Bu işin ancak Amerika ile anlaşarak yapılabileceği açıktır. Dış politikada eski günahların gölgesi uzun olur. Bocalar, çırpınır, o gölgeden kurtulup güneşe çıkamazsınız. 1938'den bu yana dış politikada, birkaç önemli başarı dışında, büyük hatalar irtikâb ettik. Milletçe hayatımızda fazla huzurlu yıllar yaşamadığımızın bir sebebi budur. Terörden kurtulmak için dış desteklerin sona ermesi gerektiğini çok yazıp çizdik, söyledik. Gereklerini yerine getirmedik. Batı'nın bize dokunmayan terör bin yaşasın ilkesini aşacak politik maharet göstermedik.