Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, kadîm dostumdur. Türkiye gazetesinin de benden önceki başyazarı. Politikaya girdi, milletvekilliği yaptı, cumhurbaşkanlığı bile bahis konusu oldu. Önümde, genel yayın yönetmenliğini Nurettin Hacıkurtiş'in yaptığı bir kitap var: Avrupa Birliği mi? Türk Birliği mi?, İstanbul 2010. Muhtemelen en eski turancı (pantürkist) olmak sıfatımla, bu konuda çok tanınmış bir ismin yazdığı kitabı heyecana yakın merakla ele aldım. Eserin sonundaki renkli Türk Cumhuriyetleri ve Dünya Türkleri haritası, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne muazzam ve muhteşem Türk coğrafyası oluşturduğumuzu gösteriyor. Ayrıca Türk nüfus yaşayan Avrupa ve Asya bölgeleri belirtilmiş. Haritada İran'ın Türkler'le meskûn topraklarını incelerken keyiflendim. Zira İran devletini kurmak için asırlar boyu kaç milyon Türk'ü feda ettiğimizi tarihçi olarak çok iyi biliyorum. Yalçıntaş'ın, kitabına isim veren sorusunu tekrarlıyorum: Avrupa Birliği mi, Türk Birliği mi? Efendim, ikisi birden. Bu ikisi çelişmiyor ki... Biri diğerinin alternatifi değil ki... İngiltere'nin tam 53 bağımsız devleti içeren Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth), Avrupa Birliği üyeliğini engelledi mi? Türkiye de hem Avrupa Birliği, hem Türk Birliği üyesi olacaktır. Türk Birliği üyeliği çok tabiidir. Türk ülkeleri Araplar'dan yarım asır sonra bağımsızlık alabildiği için, biz Türkler daha Arap Birliği gibi bir kuruluşa kavuşamadık. Ama temelleri atıldı. Birliğin ileride konfederasyona dönüşmesi bile mümkündür. Türk Cumhuriyetleri bir araya gelecek, komşu devletlerin üyeliği bile konuşulabilecektir. Ama Türkiye bir Avrupa devletidir. Batı demokrasisine ve çağdaş uygarlık düzeyine bu sıfatımızla erişeceğiz. Bana konuyu yazmak fırsatı verdiği için Prof. Yalçıntaş'ı kutluyorum. Türk fikir adamlarından, böyle dürüst, millî proje değeri taşıyan görüşler, çalışmalar bekliyoruz.