Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin zirve sonrası konuşması üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi'nin davranışı, bu parti mensupları dışında, şöyle algılandı: MHP, seçim yatırımı yapıyor, oylarını arttırmak istiyor. Oyunu arttırmak isteği, demokrasilerde her partinin tabii hakkıdır. Hattâ bunu yapamayan parti, gerilemeye mahkûmdur. Yeter ki kullandığı metodlar, milletin yüksek menfaatleri aleyhine olmasın, yalan söylemesin, popülizme kapılmasın, devlet aleyhine davranmasın... Binaenaleyh her partinin zaten yaptığı ile itham, zayıf bir suçlamadır. O halde daha kuvvetli sebep veya sebepler nedir? Bu sorunun cevabını vermek için, Türk milliyetçisi denen karakteri tanımak, bilmek, doğru ve derinden bilmek gerekir. Sol kültürle yetişmiş egemen kesim, böyle bir bilgiye ulaşmaya hevesli değildir. Birinci vasfı Türk milliyetçiliği ve gelmiş geçmiş en büyük Türk milliyetçisi olan Atatürk'ü bile, bu karakteristiğini pas geçerek algılamışlardır. Diğer bir kesim, MHP'nin milliyetçilik iddiasına açıkça sinirlenmektedir. Bambaşka bir kesim, milliyetçiliğin dinimize aykırı bulunduğu fikrindedir. Bu kesimde, Araplar'ın ve İranlılar'ın dehşetli milliyetçi politikalarını beğenenler de, beğenmiyenler de vardır. Başka bir kesim, tamamen Batı ile haşır neşir olmuştur. Milliyetçiliğin Batı'yı aleyhimize çevireceğine inanmışlardır. Bunlar Türkiye'yi ve Türk'ü sathî tanıyan zümredir. Genellikle bütün kesimlerde, Türk milliyetçiliğini ırkçılıkla karıştıranlar çoktur. Halbuki ırk milliyetçiliği, ilmen yanlış ve gülünçtür, çoktan tarihe karışmıştır. MHP, Alparslan Türkeş'le var oldu. Türkeş'i milliyetçi kılan ortam da incelenmemiştir. MHP, Türk milliyetçiliği üzerinde tekel iddiasında bulunmamıştır. Zaten gerçeklere aykırı bir iddiadan öteye geçemezdi. En Sol ve en Sağ partilerde bile, şu veya bu nisbette, milliyetçiler vardır. Yarın devam ediyorum.