Türk ümanizmi

A -
A +

Mevlânâ Celâleddin Rûmî'nin ebediyete intikalinin 728. yıldömünüdür: Şeb-i arûs... Konya 17 Aralık 1273... Bu tarihte Yûnus Emre 33 yaşında genç bir derviştir. Söğüt kasabasında yaşlı Ertuğrul Gazi, hâlâ uç beyidir... Tasavvuf, Türk tefekkür (düşünce) tarihinin en büyük akımıdır. Yunan'ın felsefesi, Arab'ın kelâm'ı ne ise, bizim fikir ve gönül hayatımızda ve millî şahsiyetimizin oluşmasında tasavvuf odur, aynı ağırlıktadır. Horasan'dan kaynaklanan bu akım, genç Türkiye devletinin Anadolu topraklarında, dünya tarihinin en büyük ümanistlerini yetiştirdi: Mevlânâ, Yunus, Hacı Bektaş, Nasreddin Hoca, Hacı Bayram, Ak Şemseddin... Hepsi, Pîr-i Türkistân denen Hoca Ahmed Yesevî'den kaynaklandı. Yûnus, Yesevî'nin öğrencisinin öğrencisinin öğrencisidir. Mevlânâ, zaten Belh doğumludur. Fuad Köprülü'ye Yesevî üzerindeki hârikulâde eserini -Yûnus bahsini ekliyerek- yazmasını öğütleyen Yahyâ Kemal'in Türk Müslümanlığı dediği İslâm'ı Osmanlı'nın anlayış biçimi ve üslûbu, böyle oluştu. Bu oluşumla, aynı zamanda, Türk mâşerî dehasının ve estetiğinin doruklarına ulaşmamız gerçekleşti. Bu, beşeriyetin bütününe hitap eden bir öğretidir ki, ister kul, ister hâkan, ister bey, ister yoksul olsun, insan ırkından her kişi için, yeteneği ve nasîbi oranında feyz alabileceği, dibi görünmez bir okyanustur. Henüz ham yiğit Türkmen boylarını pişirmiş, Türk milleti hâline getirmiştir. Yoksa hâlimiz nice olurdu? Hazret-i Pîr Efendimiz'in 728. Şeb-i arûsunu, bu millî olduğu kadar beşerî idrâk içinde kutluyoruz. 1000 yıl ve binlerce yıl sonra da kutlayacağız.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.