Esad ailesi Suriye'de her ferdiyle eylemde. Bir çete hâlinde kesip biçiyor. Tam bir oligarşi. Çok azınlıkta bir mezhebe dayanan geniş bir aile yönetimi. Çevrelerini gammazlar sarmış. İki Suriyeliden biri jurnalci hâle gelmiş. Komşusunu jurnal etmeyen şüpheli sayılıp belâya uğruyor. İnfazlar rastgele yapılıyor. Yasaya falan dayanmıyor. Nasıl işlediğini kaçak fotoğraflardan, kasetlerden görebiliyoruz. Bütün dünya iğrenerek bakıyor. Ancak dünya, devletler dengesini gözeterek davranıyor. Varsın asıp kesmeler devam etsin, çoluk çocuk ayaklar altında kalsın. Birleşmiş Milletler ancak Angelina Jolie'yi Hatay kamplarına gönderebiliyor. Ama Suriye'nin Siyah Afrika derekesine düşmesine ramak kaldı. Esad oligarşisi, önce Sovyetler Birliği'ne, komünizm sona erince mezhepdaşı İran'a dayanarak işledi. Bugün de vakit kazanarak Arap İhtilâli'nin durulması ümidiyle yaşıyor. Vakit kazanınca ne yapacak? Birkaç demokratik açılım mı? Çok yanıldınız! Biraz daha Suriyeliyi kesip biçmek peşinde. Beşar Esad, Suriye ile birlikte kendisini de kurtarmak isteyen Türkiye'nin güçlü başbakanına basit yalanlar söyleyerek aldatmaya çalışmak geri zekâlılığında bulundu. Şimdi özel temsilcisi Hasan Türkmânî'yi Başbakan'a gönderdi. Ancak bir Türk'e güvenemediği için yanına dışişleri müsteşarını da kattı. Türkmânî, Erdoğan'la tam 2 saat görüştü. Sonra Başbakan, Genelkurmay Başkanımız'ı kabûl etti. Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu, başbakanın emriyle Hatay'a Suriye sınırına gitti (Hatay hâlâ resmî haritalarında Suriye toprakları içindedir). 27 büyükelçimiz Ankara'ya çağırıldı. Bunlar Hatay dönüşü Dışişleri Bakanımız'a, görevli oldukları ülkelerin Suriye politikalarını aktaracaklar. Yalnız Orta Doğu'daki temsilcilerimiz değil, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya'daki büyükelçilerimiz de geldiler. Başbakan Tayyip Erdoğan, bütün bu verilere dayanarak Suriye için kararını verecek.