Yunanistan 1 Ocak 1981 günü Avrupa Birliği'nin tam üyesi oldu. İspanya ile Portekiz'den (1 Ocak 1986) ve Avusturya, İsveç, Finlandiya'dan (bunlar 1 Ocak 1995) bile önce... Türkiye, daha birliğin çekirdek oluşumunda, 1959'da resmen adaylık temaslarına başladı. Menderes'in bu hamlesini İnönü, Roma anlaşmasını imzalıyarak sürdürdü. 1974'e geldik. Yunanistan ile Türkiye, üyelik müzakereleri için resmen davet edildi. Atina, üzerine atıldı. Biz özür dileyip 10 yıl müddet istedik. Bütün 20. yüzyıl boyunca Türk devletinin işlediği ikinci en büyük hata, gaf, gaflet ve dalâlettir. Birincisi, 1914'te Cihan Savaşı'na girmemizdir. Bir fark ile: 1914 savaşına biri sivil, ikisi asker 3 paşamız bizi emr-i vaki ile soktu. 10 yıl müddet istenmesinde, Türkiye'nin resmî ve özel bütün organlarının ittifakı vardır. Türkiye'nin bugünkü hâline bakınız. Yunanistan ile İspanya'nın o günki ve bugünki durumlarını hatırlayınız. Neler kaybettiğimiz, hangi belâlı çizgilere itildiğimiz ortaya çıkar. Akıllı bir Türkiye bugün, Yunanistan'la beraber, Avrupa Birliği'nin 21 yıllık kıdemli üyesi idi. Ama Avrupa da kaybetti. Türkiyesiz kalan Avrupa, kaybının bilançosunu yapmadı. Bunu yapabilen fikir, ilim ve politika adamlarını yetiştiremedi. Tıpkı bizdeki malûm kafalar gibi, Avrupa'da da Valery Giscard d'Estaing gibi bazıları, dar görüşlülüklerini örtmek için Türkiye'nin zaten Avrupalı olmadığını falan söylüyorlar. 1453'ten beri Roma İmparatorluğu'nun başkentinin İstanbul olduğunu pas geçiyorlar. 1856 Paris Andlaşması ile Türkiye'yi dünyanın 7 büyük devletinden biri kabûl ve ilân ettiklerini, o anlaşmada Üçüncü Napolyon'un imzası bulunduğunu unutuyorlar. Türkiye'nin büyük pazar olduğundan, en genç nüfusu barındırdığından, silâhlı kuvvetlerinin gücünden, jeostratejik konumundan bahsetmiyeceğim. Çok daha önemlisi, Avrupa uygarlığının tanımıdır. Avrupalı, başka kültürlerden gelen insanlarla geçinememekle malûldür (illetlidir.) Kendi kültürü dışında kalanları, sömürülmeye mahkûm kitleler şeklinde algılamıştır. Güzel ilkeler ortaya atmış, uygulamakta bocalamıştır. 20 yıl ara ile iki defa toptan intihar teşebbüsünde bulunmuş, kıt'asının yarısını dünyanın en vahşi rejimine, komünizme ve Dünya üstünlüğünü Birleşik Amerika'ya kaptırmıştır. Türkiye, Avrupa'nın ümanist bir zihniyete geçebilmesini sağlıyacak en sağlam, en müsait köprüdür. Vaktiyle AB üyeliğini kaçırdığı için gerçekte Avrupa'ya da zarar vermiştir. Ama bu zararı büyütmemek, telâfi etmek, Avrupa'nın elindedir. Avrupa'da bu hesabı yapanlar var. Ama asırlık saplantılarından kurtulamıyanlar da mevcut...