Yapılan Anayasa değişikliklerinin uygulanabilirliği için çıkartılması gereken uyum kanunları, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemindedir. Bunlar, Kopenhag kriterlerine paralellik sağlıyacak ve bizi Avrupa Birliği üyeliği için müzakere masasına götürecek reformların bir bölümüdür. Vatandaş hayatından o derecede bezgin, o kadar geçim derdindedir ki, bu gibi faaliyetler vız geliyor. Gününü kurtarmak peşindedir, geleceğe bakamıyor. Haklı olarak sadece cebine giren ve cebinden çıkacak para ile ilgileniyor. Ama Avrupa Birliği'ni biliyor. Birliğe üyeliğimizin pek çok derdine deva olacağının idraki içindedir. Türkiye'nin çağdaş uygarlığa ancak bu kapıdan girebileceğinin şuurundadır. Bütün anketlerden, vatandaşın üçte birinden fazlasının ve dörtte birine yakınının AB'ye girmemizi istediği anlaşılıyor. Girmek istemeyenler, köhne bir devlet yapısının sağladığı menfaat ve imtiyazları korumak peşindeler. Batı'nın bizi yutacağından endişelenen samimi vatanseverler de var. Ama tekrarlıyorum, vatandaş, bizi ancak Avrupa standartlarının ıslah edip kalkındıracağına gittikçe daha fazla inanıyor. İçimize kapanıp modern dünyanın maddî ve manevî nimetlerine erişecek hareketi oluşturamıyacağımızı sanıyorum 200 yıllık bir tecrübeden sonra ortaya çıktı. Hâlâ direnme sürüyor. Dış sermaye, hattâ iç sermaye yatırımını işleterek yıllar süren yüzlerce imzaya bağlı işlemlerden vazgeçmemek için, imza sahibi her makam ve her kişi direniyor. Komünist Çin'i gölgede bırakan sözde devletçi zihniyet, yoksulluk sınırında kalmamızı âdetâ Devlet politikası hâline getirmiş. AB ölçütleri konusunda hükûmet, ağır aksak ve tereddütle de olsa çalışıyor. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin temposu gerçekten mükemmeldir, şahanedir. 550 ağırlığına rağmen tıkır tıkır işliyor. 400'e inse ve personelini yarıya indirse bu tempo, verimliliğin üst sınırına erişecektir. Vatandaş, seçtiği meclisinin, milletin gelecekteki refahı ve mutluluğu için başardıklarını pas geçiyor. Zira 37 üyeli lendûha hükûmet ve atanan yüksek bürokratlar, vatandaşın parasını birkaç ay içinde pul etti. Yolsuzluklara bulaşan bir avuç soysuz politikacı ve bürokrat da, vatandaşın bütün güvenini aldı götürdü.