Bölücüler de, dini parti politikalarında kullanmak itiyadındakiler de uyum yasalarından faydalanmak istiyorlar. Bu gibi devlete ve demokrasiye zarar veren akımların demokratik hürriyetleri sömürmelerini önliyecek tedbirleri almak, her devlet gibi bizim de hakkımızdır. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yasalarındaki devleti koruyan maddelerin bizim mevzuatımızda da bulunmasına itiraz edilemez. Zira hem devlet, hem demokrasi, kendini savunacaktır. İtirazlar, fikir, kalem ve eleştiri hürriyetlerini ve haklarını kısıtlama teşebbüslerine karşı yapılıyor. Böyle bir teşebbüs yoktur denemez, vardır. Bürokratik ve otoriter zihniyet, gelmesi muhtemel tenkitleri bile önliyerek, dikensiz gül bahçesi oluşturmak hevesinden vazgeçemiyor. Kabûl edilemez olan budur. Zira antidemokratiktir. Bizi Avrupa kıt'asından fırlatıp atar, başka coğrafyalara doğru sürükler. Bakanlar kurulunu, bürokratı eleştirmeyi önlemek isteyen bir anlayış, demokrasi ile bağdaşmaz. Gündelik basın, politik eleştiriye dayanır. Aksi takdirde basit magazin hâline gelir. Demokrasilerde, tenkide açık olmayan adamın politikada işi yoktur. Devlet memurluğu da yapamaz. Eleştiriden kaçan milletvekili ve bakan, totaliter ülkelerde görülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, silahlı kuvvetler gibi kurumları küçük düşürmek elbette suçtur. Ama seçimle gelen hiçbir kişi, seçilmişler tarafından atanan hiçbir bürokrat, tenkitten kaçınamaz. Aksi halde hâlimiz nice olur? Uyum yasaları, bu çeşit kusurları taşıdığı, muhtemelen Şark kurnazlığı unsurları da içerdiği içindir ki, tarafımızdan tenkit edildi. Tenkit fikri üzerinde yükselen bir medeniyetin mensupları olmak için, bunca zamandır çırpınıyoruz. Tenkide düşman değil, tenkit bekleyen politikacılara ihtiyacımız var.