Evvelsi gün öğleden sonra yapılan 2 saatlik liderler zirvesinde havanda su döğüldü. Koalisyonun atılım, belki hareket yeteneğini yitirdiği açığa çıktı. Hastahanede yapılan bir zirve toplantısı... Henüz âfiyetine kavuşmaktan uzak bulunduğu küçük adımlarla zor yürümesinden anlaşılan bir başbakan... 3 başbakan yardımcısı... İlk saat içinde 3 lidere dert anlatmaya çalışan dışişleri bakanı... Bu tablo, hasta bir iktidarı sergiliyor. Türkiye'nin güncel, âcil, hayatî beklentilerini karşılamıyor. Türkiye'nin geleceğini bile karartabileceği görüntüsünü veriyor. Türkiye'nin geleceği, bir hafta sonraki zirveye ertelendi. Vekâlete lüzum bulunmadığı, erken seçim olmıyacağı, ekonomik tedbirlerin yürüyeceği gibi sıradan lâflar, kimseyi tatmin etmedi. Avrupa yolumuzu kesen çok basit birkaç husus üzerinde millî vehimlerin kalkacağı hakkında irade beyanı bekleniyordu, gerçekleşmedi. Kahredici Rus pençesinden henüz kurtulan Bulgaristan ve Estonya, Romanya ve Slovakya, geniş adımlarla ve sarsılmaz kararlılıkla Avrupa standartlarını elde ederlerken, bizdeki bu atalet, bu durgunluk, bu tereddüt, bu vakit öldürme mani'si ne mene şeydir? Sevilla toplantısını kaçırdık. 13 Aralıkta Kopenhag fırsatını da kaçırmak için elimizden geleni elhak ardımıza koymuyoruz. Siyaset kurumu, atılım yapamıyor. Birtakım kişiler, incir çekirdeği doldurmaz gevezeliklerle kapasite yetmezliklerini sergiliyor, dinleyici bile bulabiliyorlar. Bir de bu ihtirasları akıllarının iki karış üzerindekilerle uğraşıyoruz. On yıl sonrasından vazgeçtik, gelecek yılı görebilen Devlet adamlarına razıyız. Temel sorunlar sürekli ertelenerek değil reform, hiçbir iş yapılamaz. Reform yapamayan ülkeler, köhnelikten çatırdarlar. Çatırtıyı duyabiliyor musunuz?..