Kayseri'de bir İmâm-ı Rabbânî torunu: Halil Han Müceddidi

Kayseri'de pek bilinmeyen ziyaret makamlarından biri de Halil Han Müceddidi Efendi'nin kabridir. İmâm-ı Ahmed Rabbânî Hazretleri'nin torunu olan bu zâtın vaktiyle Doğu Türkistan'da binlerce talebesi olduğu rivayet ediliyor. Çin zulmü sebebiyle Türkiye'ye hicret etmek zorunda kalıyor ve Kayseri'ye yerleşiyor.
Kayseri'de asri mezarlığın büyük 2. kapısından girince hemen ilerde çeşmenin arkasındaki sıralarda Osmanlı kabir taşları görülüyor. Bu mezar eski bir kabir olmayıp Doğu Türkistan'dan gelen Halil Han Müceddidi ve dostlarına ait.
Serhend'deki İmam-ı Rabbânî torununun burada ne işi var diye düşünülebilir. Kendisi Çin zulmü sebebiyle Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye hicret ediyor.
1949’da Çin işgaline uğrayan Kaşgar’dan (Doğu Türkistan’dan), 1961’de Afganistan’a, buradan da 1965’de Kayseri’ye gelerek yerleşiyor.
Şeyh Abdülhalîl Halilhân Efendi (1896-1982) Türkiye'ye geldiğinde İmam-ı Rabbânî Hazretlerinin kitaplarını hem Farsca aslı hem de tercümesiyle birlikte neşreden Hüseyin Hilmi Işık Efendi'yi buluyor ve dostluk kuruyor.
Sakallı ve siyah cübbeli olan Halil Han Müceddidi Efendi (sağda) Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin mahdumu Münir Üçışık Efendi (solda) ve sevenleri Kayseri'de.
Mezar taşında şöyle yazıyor:
Halil Han
Evladı İmâm Rabbânî Ahmed Faruki Serhendi Müceddidi Elfi Sani
H. 1406
Ebedi Seadet Yolunda Bir Ömür Hüseyn Hilmi Işık kitabından hakkında şu bilgileri öğreniyoruz:
"Soyu, Hacı Meyân Şahnüvaz, Hacı Hamid Veli, Gulam Hüseyn, Abdurrahman, Meyan Şah Bey (Kâbil’den Yarkend’e ilk gelen), Şah İzzetullah, Gulam Muhammed Ma’sûm, Muhammed İsmail, Sıbgatullah ve Şeyh Muhammed Ma’sûm vâsıtasıyla İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’ne ulaşır. Kaşgar ve Yarkend’de okuyup, babası Hacı Meyân Şahnüvaz Yarkendî’den feyz almıştır. İstanbul’da, Hilmi Efendi’yi defalarca ziyarete gelmiştir. Kayseri'de de Hilmi Işık Efendi’nin talebeleriyle görüşürdü." [ sf. 279]