Sinemada bu hafta | Sessiz sessiz… Dehşetli̇ serinin son halkasına hüzün hâkim

Popüler “Sessiz Bir Yer” serisinin üçüncü filminin merkezine kanserli bir şaire yerleştirilerek yürek burkan hikâye ortaya çıkarılmış. Ancak eserde, seyirciyi koltuğa hapsedecek dehşetli anlar da yok değil!
MURAT ÖZTEKİN'İN HABERİ - Dünyaya inen hassas işitme gücüne sahip yaratıkların dehşet saçıp insanları sükuta gark etmesini merkezine alan John Krasinski’nin “Sessiz Bir Yer” filmi, ilk defa gösterime girdiği 2018 yılında, orijinal yanlarıyla korku ve gerilim sinemasına mühim katkı yapmıştı. İki sene sonra ise gerilimi daha yüksek yeni bir halka ortaya çıkarılmıştı. Şimdi ise “Sessiz Bir Yer” daha sessiz!
Michael Sarnoski’nin yönetmenliğini üstlendiği “Sessiz Bir Yer: Birinci Gün” adlı üçüncü film, New York’ta geçiyor ve seyircisine dramatik bir hikâye vadediyor... Eserde Lupita Nyong’o, Joseph Quinn, Alex Wolff ve Elijah Ungvary gibi isimler rol alıyor.
SON BİR DİLİM PİZZA…
Hikâyenin başında kanser hastalarının kaldığı New York yakınlarındaki bir bakımevine gidiyoruz. Samira adlı şaire de orada ikamet eden ağır hastalardan biridir. Büyük ağrılar çeken genç kadın, ölüme çok yaklaştığının ziyadesiyle idrakindedir. Hemşiresi kendisini bir gün şehir merkezindeki tiyatro gösterisine davet edince “son bir pizza” yeme sözü alarak ekibe katılır. Ancak gösteriden çıktıktan sonra o tanıdığımız sese duyarlı devasa mahluklar âdeta bir çığlık gibi gürültü yayan şehre dağılır. Kıyametvari bir atmosfer meydana gelip herkes canını kurtarmak için koştururken kendi “kıyameti” kopmakta olan genç kadın, tam tersi yöne ilerler: Mazisine ve çok sevdiği pizza dükkânına… Peşine ise Eric adlı genç bir hukuk talebesi adam takılır...
KORKU DEĞİL, HÜZÜN ÖNDE
Daha ziyade korku ve gerilim hislerinin ön plana çıktığı “Sessiz Bir Yer” serisi, bu defa başka bir yola giriyor. Eserin merkezine, kötü varlıkların yaşattığı dehşetten ziyade vücuduna yapıştırdığı morfin bantlarıyla acılarını dindirmeye çalışan acılı bir şaire yerleştiriliyor. Ustalıklı bir karakter çalışması yapılarak -zaman zaman dozajı kaçsa da- yürek burkan bir hikâye meydana getiriliyor. Sona yaklaşmış biri için büyük felaketlerin manasızlığı, çarpıcı sekanslarla ortaya konuyor. Eserde Sam ver Eric’in gök gürlerken çığlık atmaları gibi hafızalara kazınacak sahneler de var.
Tabii, bütün bunlara rağmen seyirciyi yine sessizliğe büründürüp koltuğa hapsedecek dehşetli anlar da mevcut. Filmdeki ses efektleri, yine tesirli.
Fakat beklentilerimin epeyce üzerindeki eserde, kâğıt üzerindekilerin tam olarak filme yansıtılamadığını, felaket teması içerisindeki dramatik hikâyenin potansiyelinden daha az seyirciye tesir ettiğini düşünüyorum. Sese hassas yaratıkların nereden geldiklerine yine temas edilmemesi ve ortalıkta dolaşan ama sesi çıkmayan Samira’nın gereksiz kedi karakteri de filmin eksi hanesine yazılan unsurlardan.
Hasılı “Sessiz Bir Yer” eksiklerine rağmen bir şekilde yeni bir yol bulmuş görünüyor ve beyazperdedeki seyahatine devam edeceğe benziyor…
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
- “Bir Zamanlar Gelecek: 2121”
- “Harruk”
- “Reel İstanbul Organize”
- “Yakamoz”
- “Blue Lock The Movie -Episode Nagi”
- “La Hayde Maske”
- "Yüzyıl İleri”