Gıdanın kitabını yazan mühendisten ezber bozan çıkış! 'En büyük hurafe işlenmiş gıdalar'

Bilgi kirliliği bataklığının en gözde konusu gıdalar. Markette, pazarda ve son tahlilde soframızda “bizi strese sokan hurafeler” ağzımızın tadını bozuyor. Gıda mühendisi Ebru Akdağ, “Soframızdaki Hurafeler” kitabı ile doğru bildiğimiz yanlışları gözler önüne seriyor...
ZİYNETİ KOCABIYIK'IN HABERİ - Sosyal medyanın da etkisiyle özellikle beslenme konusunda bilimden giderek uzaklaştığımızı ve söylentilere körü körüne bağlandığımızı söyleyen Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, “Bazen kasıtlı olarak bazen de eksik bilgi ile yayılan gıdalarla ilgili yanlış yargılar, bilgi kirliliğine sebep oluyor. Yiyeceklerle ilgili bilgi kirliliği sağlığın en büyük düşmanı. Bütün gıda hurafelerine kulak verirsek yiyecek içecek bir şey bulamayız” dedi.
ODTÜ Gıda Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra kafayı beslenme alanındaki yanlış bilgilere takan Ebru Akdağ, önce Instagramda “gıdahurafeleriavcısı” adıyla bir hesap açmış. Özellikle pandemi döneminde hem Covid-19 virüsünün kendisiyle hem de virüsten korunmakla ilgili binlerce yanlış bilginin sosyal medya üzerinden insanların beyinlerini zehirlediğini söyleyen Akdağ, “Üstelik bu bilgileri çoğunlukla adının önünde Dr. yazan kişiler paylaştık. Türkiye’de yaklaşık olarak 10 kişiden 7’sinin sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük. Bir kişiye bile ulaşsam benim için kârdır dedim ve yanlış bilgileri düzeltmek için binlerce sayfa kaynak okudum. Yanlış bilgileri doğrusu ile değiştirmeye çalıştım. Bu benim bir isyan bayrağımdı aslında. Elimden geldiği kadar işin doğrusunu aktarmaya çalıştım. Pandemide insanlar bilimsel bilgiye ne kadar ihtiyaç olduğunu anladı” diyor.
HER AMBALAJLI GIDA KÖTÜ DEĞİLDİR
Gıda konusundaki en büyük hurafenin işlenmiş gıdalar olduğunu söyleyen Akdağ, “İnsanlarda en fazla gördüğüm ve anlatmaya zorlandığım konu; işlenmiş ve ambalajlanmış gıda karşıtlığıdır. Artık bu konu bir kült, kategorik bir suçlama hâline gelmiş. Aslında hepimiz gıdayı evimizde işliyoruz. Zaten insanlık gıdayı işleyerek bugünlere gelebildi. Ambalajlı işlenmiş gıda olmasaydı insanlar bu zamana gelemezdi. Büyük salgınlar olurdu. Bunu şöyle anlatıyorum: Mercimek tüketmiyor musunuz? Bu bir ambalajlanmış gıda. Su almıyor musunuz evinize? Bu da işlenmiş ambalajlanmış gıdadır” açıklamasını yapıyor.
Kimyasal korkusu olarak adlandırabileceğimiz kemofobinin ambalajlı işlenmiş gıda korkusunu oluşturduğunu ifade eden Akdağ, “Hurafelerin beslendiği en önemli nokta sınırları çizilmemiş, genelleme yapılmış ifadelerdir. İnsanlar bütün ambalajlı gıdalarda kimyasal madde bulunduğunu düşünüyor. Bu yüzden paketli gıdalar yerine ‘organik’ adı altında merdiven altı üretilmiş, doğal olduğu iddia edilen, denetlenmemiş, yiyeceklere yöneliyor. Ambalajlı gıdalar en güvenilir, hijyen ve sağlıklı gıdalardır. Ben bir gıda mühendisi olarak, sokakta açıkta satılan yiyecekler yerine ambalajlı ve denetlenmiş besinleri tercih ederim. Önemli olan ambalajın etiketini okuyabilmek ve içerdiği maddelerin değerlendirmesini yapabilmek” diye konuşuyor.
Yiyeceklerle ilgi bir başka hurafenin glütensiz gıdalar olduğunu aktaran Ebru Akdağ, sağlık için çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti olanlar dışında glütensiz beslenmenin çok sağlıksız olduğunu belirterek, “Glütensiz beslenme ‘marka çanta kullanmak’ gibi bir moda unsur hâline geldi. Oysa sağlıklı insanlarda glüteni tamamen hayattan çıkarmanın ne kadar zararlı olduğunu kanıtlayan çok sayıda araştırma var. Bu konudaki en büyük araştırmalardan biri 115 bin kişi 25 yıl boyunca takip edilerek yapılmış. Bu çalışma glütensiz beslenmenin kalp hastalığı ve Tip 2 diyabet riskini artırdığını ortaya koymuş. O yüzden bilim dünyası ‘sorununuz yoksa, glüteni hayatınızdan çıkarmayın diyor” dedi.
SÜREKLİ DEĞİŞEN DİYETLER DE GIDA HURAFESİ
Beslenmenin moda unsuru hâline getirildiği konulardan birinin de sürekli değişen diyetler olduğuna işaret eden Ebru Akdağ, “Bilimsel bilgi de zaman için de değişebilir ancak moda diyetlerin değiştiği hızda değil. Her yıl birkaç yeni diyet modeli en sağlıklı beslenme şekli olarak ortaya atılıyor. O anda bir önceki geçerliliğin yitiriyor. Böyle bir şey olmaz. Bugüne kadar bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış tek sağlıklı beslenme şekli Akdeniz diyetidir. Her sene değişen ve yeni trend olarak pazarlanan diyetlerin etkinliği yoktur. Bunları takip etmeye çalışmak dengenizin bozulmasına sebep olur” diye konuşuyor.
SOFRAMIZDAKİ HURAFELER
Instagram hesabından binlerce kişiye ulaşan Ebru Akdağ şimdi de “Soframızdaki Hurafeler” adını verdiği kitabında yiyeceklerle ilgili yanlış bilinenleri, bir gıda mühendisi bakışıyla bilimsel araştırmalar ışığında gözler önüne seriyor. Akdağ’a beslenme konusundaki en büyük hurafelerin neler olduğunu sorduk. İşte cevapları…
KÜFLÜ GIDALAR KANSER YAPAR MI?
Yumurta kolesterolü artırır mı?: Makul düzeyde (günde bir) yumurta tüketiminin kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkisi olmadığı gösterildi.
Sofra tuzu mu kaya tuzu mu?: DSÖ günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlar. Kalp ve damar sağlığı için zararlı olan sodyumdur. Kaya tuzu sofra tuzundan daha sağlıklı değildir. Kaya tuzunun içeriğinde bulunan ve hastalıkları engellediği ifade edilen mineraller, sağlığı etkilemeyecek kadar eser miktardadır. Ek olarak kaya tuzu çok riskli ağır metaller de içerebilir. İyotlu sofra tuzu en güvenlisidir.
Küflü alanı atıp kalanını yiyebilir miyiz?: Kuru yemiş gibi gıdalarda ve yemlerde bulunan aflatoksin en güçlü kanser yapıcılardır. DNA’yı ve genetik yapıyı bozar ve çocuklarda doğum kusurlarına sebep olabilir. Diğer bir gıda küfü mitotoksinler akut zehirlenmeden bağışıklık yetersizliğine ve uzun vadede kansere yol açabilirler. Bunlar kötü şartlarda saklanmış kuru yemişlerde ve açıkta satılan gıdalarda bulunabilir. Yumuşak gıdalarda bulunan (ekmek, fırıncılık ürünleri, yumuşak peynirler, salça, yoğurt, krema, yumuşak sebze ve meyveler, pişmiş yemekler, fıstık ezmesi ve reçellerde) küf oluşmuşsa kesinlikle atılmalıdır. Sert meyvelerdeki küfler ise 2,5 santimlik bir alanla birlikte kesilip temizlenmelidir.
Dondurulmuş gıdalar koruyucu içerir mi?: Dondurulmuş sebze ve meyve koruyucu içermez. Toplandıktan çok kısa bir süre içinde şoklanarak dondurulduğu için çözüldüğü anda besin değerini neredeyse tamamen korumaktadır.