Vatanına müştak mısın? Efendimiz Hicret’te devesini son bir defa Mekke’ye doğru çevirdi! Cennet yolunun yolcuları -4-

Kaynak: Türkiye Gazetesi
- Güncelleme:
Vatanına müştak mısın? Efendimiz Hicret’te devesini son bir defa Mekke’ye doğru çevirdi! Cennet yolunun yolcuları -4-
Yaşam Haberleri  / Türkiye Gazetesi

Büyüdüğü, hatıralarının, Kâbe’nin bulunduğu mübarek şehre son bir defa baktı… Cebrail aleyhisselâm geldi...

ÖMER ÇETİN ENGİN / İLAHİYATÇI - Bilâl-i Habeşi ‘radıyallahü anh’… Çölün yakıcı sıcağında, üzerine konan büyük kayaların altında, kalan son nefesiyle ‘Allah bir… Allah bir’ derdi…

Efendimiz, talebeleriyle birlikte nice işkencelere uzun yıllar göğüs gerdiler. Rabb’imiz Hicret’e izin verdi. Ebû Bekr-i Sıddîk hazretleriyle Hicret’e başlayacakları zaman devesini son bir defa Mekke’ye doğru çevirdi… Büyüdüğü, hatıralarının, Kâbe’nin bulunduğu mübarek şehre son bir defa baktı… Cebrail aleyhisselâm geldi… - Ya Resûlallah.

Vatanına müştak mısın, (özledin mi) buyurdu… O süzme nur dudaklardan hüzünle şu sözler döküldü: 

- Evet müştakım….

Eshâb-ı kirâmın hepsi de bu Hicret’te baba diyarlarını, evlerini, mallarını terk ettiler… 

Resûller Resûlü uğrunda…

Allah’ın Sevgilisi, Fatıma annemiz dışında bütün evlatlarının acısını yaşadı. Hepsi O’nun sağlığında vefat etti. Oğlu Abdullah Peygamberler Sultanı’nın elinde can çekişe çekişe vefat etti yavrucak… O vefat ettikten sonra, Efendimiz ayağa kalkıp mübarek yüzlerini bir dağa çevirdi ve, - Ey dağ… Benim başıma gelen senin başına gelseydi dayanamaz yıkılırdın, buyurdu… 

UFUKTA GÜNLERİN EN KARASI GÖRÜNDÜ

Ve bütün Eshâb-ı kirâm ‘aleyhimürrıdvan’ için hüzünlerin en büyüğü geldi bir gün… Resûlullah aleyhisselâm da ‘Ümmetim…Ümmetim…’ diye diye ayrıldılar bu fani alemden…

Hazret-i Ömer, kabullenemedi ayrılığı… Yanına geldi… Üzerindeki örtüyü kaldırdı… ‘Resûlullah hastalığının şiddetinden bayılmış. Ama baygınlığı çok ağır’ dedi... Aklı gideyazdı… Mescide döndü… Kılıcını çekti. – Kim Muhammed aleyhisselâm öldü derse, boynunu vururum, diye bağırdı…

Hazret-i Osman… Resûlullahın damadının dili tutuldu. Üç gün konuşamadı…

Hazret-i Ali… Ölü gibi hareketsiz kaldı Allah’ın arslanı…

Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk… O an evindeydi. Karalar karası haberi alır almaz yanına koşturdu sevgilisinin. Baktı ki nur saçıyor. Kollarını, ayaklarının altını öptü… 

- Mematın da hayatın gibi ne güzel ya Resûlallah, dedi…

Eshâb-ı kirâm, sonrasında duramadılar Medine’de… Nereye baksalar Resûller Resûlünün bir hatırası canlanıyordu gözlerinde… Ciğerleri tutuşuyordu âdeta…

Bilâl-i Habeşi… Bir deha ezan okuyamadı… Ne zaman ki Efendimizin ismi geçen mübarek sözlere gelse ağlamaktan okuyamayacak hâle gelirdi… Terk etti Medine’yi… Şam’a yerleşti… Üç sene geçti. Bir gece Allah’ın Sevgilisi rüyasını şereflendirdiler. - Beni ziyaret etmeyecek misin ya Bilâl, buyurdular… 

Hemen yola çıktı. Seher vaktinde Medine’ye girdi… Doğruca Peygamberler Sultanının kabrine yöneldi. Üzerine kapandı.

Ağladı, ağladı… Kabrin toprağı gözyaşlarından çamur oldu… Kapıda sesler duydu. O hüzünlü hâldeyken bir de ne görsün… Hazret-i Hasen ve Hüseyin (radıyallahü anhüma)… Resûlullahın iki torunu, iki sevgilisi kapıda… Üçü sarıldılar birbirlerine… Öyle bir acıyla ağlaştılar uzun süre… 

İki Peygamber torunu, - Ya Bilâl… Ezan oku, isteğinde bulundu. Resûlullahın müezzini, - Ey kardeşimin çocukları, ne olur bunu benden istemeyin, dedi. 

- Bizim hatırımız için oku, şeklinde tekrar ettiler isteklerini. Zorlukla kabul etti… Öyle ya, isteyenler kimlerdi…

Yüksekçe bir yere çıktı… “Allahü ekber, Allahü ekber” diye ezan okumaya başlar başlamaz… Eshâb-ı kirâm yataklarından fırladılar… Beyinlerinden vurulmuşa döndüler. Bir anda Medine sokakları ana baba gününe döndü. O ses,

Resûlullah ile yaşadıkları saadetli günleri en sıcağıyla hatırlatmıştı çünki onlara… Herkes ağlayarak, ‘Ya Resûlallah… Ya Resûlallah’ feryatlarıyla mescide doğru koşturmaya başladı… Bu nasıl bir andı…

Hazret-i Bilâl, ‘Eşhedü enne Muhammeden…’ dediği anda artık dayanamadı… O da, o da gözyaşlarına boğuldu…

Resûlullahın müezzini, o ezanı çok zorlukla bitirdi o gün. Ömrü boyunca bir daha ezan okumadı, okuyamadı… Eshâb-ı kirâm, Resûlullah Efendimizin vefatından sonra ilk ve son defa, o eşsiz anlara bu kadar yakın hissettiler kendilerini… Efendimizle yaşadıkları o tatlı günleri sanki son bir defa daha yaşadılar… (devam edecek)

Kaynak: Türkiye Gazetesi

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...