Duyanlar inanamadı! Kambur balinalar insanların konuştuğu gibi şarkı söylüyor

Bilim insanları, kambur balinaların karmaşık şarkılarının, insan dillerindeki dilbilimsel örüntülere benzediğini keşfetti. Yeni araştırmaya göre, balinaların melodileri Zipf yasası olarak bilinen ve kelimelerin kullanım sıklığını belirleyen matematiksel bir modele uyuyor.
Yeni bir araştırmaya göre, kambur balinaların karmaşık şarkıları, insan dilinde görülen yapısal kalıplarla benzerlik gösteriyor.
Bilim insanları, balinaların bir popülasyondan diğerine hızla yayılan şarkılarının, dilbilimci George Kingsley Zipf’in adını taşıyan Zipf yasasına uyduğunu keşfetti.
Araştırma, Edinburgh Üniversitesi’nden dil evrimi uzmanı Simon Kirby ve ekibi tarafından yürütüldü. Kirby'e göre insan dili gibi, balina şarkıları da kültürel olarak aktarılıyor ve zaman içinde değişim gösteriyor.
DİBİLİMSEL BİR DÜZEN VAR
Bilim insanları, Yeni Kaledonya çevresinde sekiz yıl boyunca kaydedilen kambur balina şarkılarını analiz ederek ses örüntülerini anlamlandırmaya çalıştı. Çalışmada, balinaların çıkardığı çeşitli gıcırtılar, homurtular, ıslıklar, inlemeler ve iniltilerin belirli alt dizilere bölünebileceği ve bu dizilerin Zipf yasasına uyduğu ortaya çıktı.
2010 yılında kaydedilen balina şarkılarında en sık kullanılan ses dizisinin bir inilti, ardından bir homurtu ve bir inleme olduğu tespit edildi.
Andrews Üniversitesi’nden kambur balina şarkıları uzmanı Ellen Garland, araştırma sonuçlarının, balina şarkılarının tıpkı insan dili gibi kültürel olarak aktarıldığını gösterdiğini söyledi.
Balinalar, şarkılarını diğer popülasyonlardan öğrenerek adapte ediyor ve zamanla geliştiriyor. Bazen bu değişim yavaş gerçekleşirken, bazı durumlarda tam anlamıyla bir "şarkı devrimi" yaşanıyor ve yeni bir melodi tüm popülasyonun hakim şarkısı haline geliyor.
Araştırmaya göre, bu dilbilimsel örüntü sadece kambur balinalarla sınırlı değil. Science Advances dergisinde yayımlanan ayrı bir çalışmada, 11 farklı balina ve yunus türünün de benzer verimlilik kurallarını takip ettiği tespit edildi.
Stony Brook Üniversitesi’nden araştırmacı Mason Youngblood, farklı deniz memelilerinin çıkardığı seslerin, insan dili gibi mümkün olduğunca verimli bir iletişim sağlamaya yönelik ilerlediğini vurguladı. Bu tür ses sistemleri, yalnızca deniz memelileriyle sınırlı olmayabilir. Bilim insanları, yarasalar, ötücü kuşlar ve hatta filler gibi diğer türlerin iletişim biçimlerinde de benzer örüntüler olup olmadığını araştırmayı planlıyor. Eğer bu model evrimsel bir avantaj sağlıyorsa, daha geniş bir biyolojik fenomenin parçası olabilir.