2004'ün favorisi borsa

A -
A +

2003 yılındaki ekonomik ve siyasi gelişmelerin tabii ki grafiklere bir yansıması olacaktır. Bugünkü yazımda biraz daha geriye giderek, olup bitenleri hatırlatmak istiyorum. 3 Kasım 2002 tarihindeki seçimlerinde tek partili bir hükümete, piyasalar çok çok olumlu bir tepki verdi. Hükümetin, IMF ile yapılan anlaşmalara sahip çıkması, popülist politikalardan uzak durması, kamu harcamalarını kısacağının anlaşılması, iktidara gelmeden AB'den tarih almak için çaba sarfetmesi yatırımcıların dikkatinden kaçmadı. 2003 yılının hemen başında, malum ABD'nin Irak'a yapacağı müdahale öncesi ve müdahale sırasındaki gelişmelerde de hükümet başarılı politika izledi. Örnek vermemiz gerekiyorsa; piyasalarda savaş öncesi doların 3 milyon civarına yükselebileceği, borsanın tamamen sıfırlayacağı, faizlerin de 100- 200'lere kadar yükselebileceği konuşulmuyor muydu? Bütün bu korkunç senaryoların gerçekleşmemesi ile yatırımcıların morali yükseldi ve piyasalarda TL'ye olan güven arttı. Irak savaşının ortalarında faiz ve döviz düşmeye başladı, borsa da çıkışa geçti. Faiz yatırımcısını güldürdü Ekonomi yöneticilerinin başarılı politikaları neticesinde piyasalardaki olumlu havanın da etkisiyle faizlerin düşüşü iyice hızlandı. TL'ye olan güvenin artmasının sebeplerinden biri de, hazine bonolarına alıcıların gelmesi oldu. Irak savaşı sırasında %78'ler seviyesine kadar çıkan bileşik faizler, her ay sonu açıklanan enflasyon rakamlarının düşük çıkması ile biraz daha alt seviyelere gevşedi. Üst üste sıfırın altında çıkan aylık enflasyon rakamları, faizlerin düşüşünü hızlandırdı. Enflasyon rakamlarının düşük çıkmasını sokaktaki insanlar ilk anda algılayamadılar. Haklıydılar da, çünkü geçmiş yıllarda da enflasyonun ve faizlerin düştüğü dönemler oluyordu. Ardından ülkede büyük bir kriz patlıyordu. Bu sefer de öyle olmayacağı ne malumdu? Hükümetin aldığı olumlu kararlar neticesinde, yıl sonu faiz dışı hedefinin senenin ortalarında tuttuğunun görülmesi, piyasaların beklentilerinin tersine doların 1.400 bin TL sınırının altını zorlar seviyelerine gelmesi yatırımıcıları ve insanları ikna etti. Hazinenin düzenlediği bono ihalelerine de beklenenden çok talep geldi. Faizlerde hızlı düşüşler yaşandı. Gecelik faizler (repo) %23, gösterge kağıtlarının bileşik faizi %26 seviyeleriyle 2003"ü kapattık. Döviz yatırımcısını üzdü 3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen ardından dolar, 1.650 bin TL civarından gevşemeye başladı. Dolar, 1.520 bin TL'li seviyelere yaklaşırken, o günlerin en önemli maddesi olan Irak savaşının yaklaşması sebebiyle yeniden yükselişe geçti. 2003 yılına dolar 1.633 bin TL'den başlarken, euro da 1.720 bin TL idi. Savaş öncesi başlayan çıkış trendi, savaşın başına kadar sürdü. Dolar 1.800 bin TL'yi, euro da 1.900 bin TL'yi gördü. Dövizdeki bu artışın en büyük sebebi hemen yanımızdaki sıcak gelişmelerin yanı sıra, piyasalarda "dolar 3.000 - 3.500 TL'ye yükselecek" dedikoduları idi. Bu söylentilerin bağlantı noktası da tezkerelerin Meclis'ten geçip geçmeyeceği idi. Piyasalarda konuşulanlar yatarımcıları öyle tedirgin etmişti ki, bankalarda 68 milyar dolarlık mevduat mevcuttu. Ekonomi yöneticilerin ardarda yapmış olduğu açıklamaların ve uygulamaların neticesinde, döviz de düşüşe geçti. Malumunuz dolar 1.350 bin TL seviyelerini gördü. Euro - dolar çapraz kurunda, euronun dolar karşısında değer kazanmasının sebebi, ABD'nin ihracat-ithalat dengesinden dolayı güçlü dolar kuru istememesinden kaynaklanıyor. Doların değerinin düşük kalmasının karşılığında ABD, yaptığı ihracatın başta Avrupa olmak üzere bütün dünyaya artacağına inanıyordu. Diğer sebepleri ise; zaten daralan ABD ekonomisinin Irak operasyonuyla iyice sıkışması, harcamaların artması, AB ülkelerinde ekonomik canlılığın yaşanması, AB'de faizlerin yüksek olması gibi sıralayabiliriz. Velhasılı 1.633 bin TL'den başladığı yılda dolar, yatırımcısına yıllık bazda 230 bin TL kayıp ettirdi. Euro da yatırımcısına yine yıllık bazda sadece 40 bin TL'lik getiri sağladı. Sonuçta döviz yatırımcısı 2003 yılında şimdiye kadar görmediği bir hayal kırıklığı yaşadı. Borsa yatırımcısını sevindirdi Borsada ise İMKB 100 Endeksi, ekonomideki olumlu kararların alternatif piyasalarda yaşanan düşüşler neticesinde 10.370 puandan başlamış olduğu yılı, 7.255 puanlık artışla yaklaşık %70'lik bir getiriyle 18.625 puandan tamamladı. Borsadaki bu getiri, yatırımcının hepsi için geçerli değil. Özellikle İMKB 30'da bazı hisselerde bu getirinin %200'lerin üzerinde olduğunu görüyoruz. Bunun yanı sıra, birçok hissede daha az getirisi olanlar var. Hatta birçok hissede yıllık bazda kayıplar var. Bu da bizim, sonraki alımlarımızda daha çok bilinçli hareket etmemizin gerektirdiğini gösteriyor. Bugüne kadar bana yöneltilen soruların büyük çoğunluğu, "İMKB 100 Endeksi 10 bin puan seviyesindeyken benim hissem 1 milyon lira idi. Şimdi Endeks 18.000'li seviyelerde. Ama benim hissem de aynı seviyelerde. Neden yükselmiyor?" şeklinde oluyor. İMKB 30 hisselerinin işlem hacimlerine ve derinliğine baktığımızda yerli ve yabancı yatırımcının ilk tercihi olması normaldir. Böyle bir çıkıştan sonra da alımların genele yayılması gerekiyor. Ülkede yaşanan olumlu gelişmelerden sadece banka ve holdingler olumlu etkilenmeyecekler. Borsaya kote olmuş, kendi konumunda kârlı, temel analizi sağlam bir çok hisse var. Son bir kaç haftaya baktığımızda, yavaş yavaş genele yayılma eğilimini görüyoruz. Yatırımcıların sabırlı olmaları gerekiyor. Beklentiler Borsa Endeksi geçen haftayı bir önceki hafta kapanışına göre 1.151 puan artı ile 19.147 seviyesinden kapattı. Endeksin, Cuma kapanışı itibariyle 18.500 direnç seviyesini kırdığı gözüküyor. Endeksin, bugünkü seviyelerini en son Mayıs 2000 yılında görmüştük. O günlerde dolar kuru 620 bin civarında idi. Dolayısıyla, döviz bazında Endeks 3 cent civarında idi. Bizim bugünkü kurla, dolar bazında baktığımızda ise 1.35 cent civarındayız. Bu ülkeye gelecek olan yabancının da bakış açısı bu oluyor. Türkiye'de borsanın kuruluşundan bugüne kadar genel trend; 1 cent ve altı alım için fırsat, 2 cent civarı da satış fırsatı olmuştu. 1999 yılının sonu ile 2000 yılının ortaları tamamen farklı oldu. Şimdilik önümüzde önce 19.500 ile 1.5 cent olan 21.000 seviyeleri, orta vadeli direnç seviyelerimiz var. Bu seviyelerin de genele yayılan işlem hacimleri ile denenebileceğini düşünüyorum. Tabii ki öncelikle endeksin 18.500 seviyesinin üzerinde kalma şartı var. Endeksin 18.500 seviyeleri ilk destek noktası oldu. Ondan sonraki desteği de 17.500 seviyeleri oldu. Kıbrıs ve Irak'taki gelişmeler, açıklamaların olumlu olması halinde, piyasalarda olumlu gelişmeleri görebiliriz. Döviz ve faizdeki düşüş eğilimi, önümüzdeki günlerde de devam edeceğini düşünüyorum. İMKB-100 Endeksin 19.500 ve 21.000 seviyelerinde dirençleri, 18.500 ve 17.500 seviyeleri de yeni destek seviyeleridir. Daha temkinli genele yayılan alımlar gelebileceğini söyleyebiliriz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.