Geçen hafta piyasalarımız yine yurt dışı gelişme ve açıklamaların paralelinde hareket etti. IMF, Moody's, Hazine ve Merkez Bankası'ndan üst üste gelen açıklamalar piyasalarda dikkatle izlendi. Çarşamba günü IMF Türkiye temsilcisi Hugh Bredenkamp, yabancı yatırımcı ilgisiyle değerli seyreden YTL'ye ve cari açık konusuna dikkat çekti. Bredenkamp'ın açıklamasının hemen ardından Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı'dan açıklama geldi. İbrahim Bey TÜPRAŞ ve Türk Telekom özelleştirmelerinden gelecek paralarla 6.8 olan 2006 faiz dışı fazla hedefinin rahatlıkla tutturulabileceğinin altını çiziyordu. Cari işlemler açığı ekonomik dengeler adına riskli bulmadığını söyleyen Çanakçı "Değerli YTL'ye alışalım" diyordu. Perşembe günü "Moody's Türkiye'nin notunu gözden geçiriyor" haberi basına yansıdı. Bu haberin üzerine aynı günün akşamında Moody's Başkan Yardımcısı Kristin Lindow bir TV kanalında yeni açıklamalarda bulundu. İlk açıklamanın yanlış anlaşıldığını, diğer ülkeler gibi Türkiye'nin de devamlı izlendiğini, bu izlemeye 'not artırımı için' demenin yanlış olacağını söyledi. Ayrıca Türkiye ekonomisinin görünümünü olumlu bulduklarını, dış finansmana ihtiyacın devam ettiğini, küresel likidite değişikliklerine karşı Türkiye'nin daha hassas olduğunu ifade etti. Ayrıca 2006 yılında IMF'ye büyük bir ödemesi olduğunu, hükümetin borcu borçla ödemeden yeni kaynaklar bulma politikasını olumlu bulduklarını ifade ederken olası döviz/YTL'de bir düzeltmenin yaşanması halinde piyasalarda yeni bir kriz çıkmayacağı ön görüsünde de bulundu. IMF ve Moodys'den üst üste gelen açıklamaların satır aralarında Türkiye ekonomisinin dışında global piyasalarda çıkabilecek likidite değişikliklerine dikkat etmemiz gerektiğine de dikkat çekiliyor. Merkez'den müdahale geldi Doların, haftaya 1.3635 YTL'den başlayarak uluslararası piyasalarda değer kazanmasına rağmen, YTL karşısında değer yitirmeye devam ediyordu. Perşembe gününü 1.3565 YTL'den kapayan dolar, cuma günü piyasanın açılışının hemen öncesinde Merkez Bankası'nın müdahalesiyle karşılaştı. Müdahale sonrası dolar güne 1.3665 YTL'den başladı. İlerleyen saatlerde devam eden müdahalelerle piyasadan 1.6 milyar dolarlık alım yapılırken piyasadaki fiyat bir ara 1.3685 YTL'ye kadar yüksedi. Yıllardır AB beklentisiyle global piyasalarda yaşanan çalkantılardan olumsuz etkilenmedik. Aksine nisan 2002 tarihinden beri YTL değer kazandı. YTL'deki artışa piyasalar da biz de alıştık. Bir taraftan FED'in faiz artırımlarına devam etmesi, diğer taraftan bu yıl artan petrol fiyatlarının 2006 yılında ülke ekonomilerine olumsuz yansımalarından dolayı global piyasaların önümüzdeki yılı zor geçeceğini bekliyoruz. Problem çıkmadan önce uzun vadeli tedbir almamız gerektiğini savunuyoruz. Öncelikle ithalat, ihracat dengesi ve cari açığı kontrol altına almamız için YTL'nin aşırı değerlenmesinin önüne geçmek gerekiyor. Aşırı değerli YTL ithalatçının işini kolaylaştırırken ihracatçıya zor günler yaşatıyor. Ülkenin borç paradan çok üretip satmaya ihtiyacı var. Ekonominin iyi gittiği şu sıralar bu problemi çözmek çok daha kolay olur diye düşünüyoruz.