Uluslararası piyasalarda risk iştahının azaldığı ve borçlanma maliyetlerinin arttığı 2011 yılı, iç piyasa için cari açığın rekor kırdığı bir yıl oldu. Cari açık rekoru ise, bütün diğer olumsuzlukların yanı sıra bono faiziyle, döviz fiyatlarının yükselmesine, İMKB'nin de düşmesine sebep oldu. Uluslararası piyasalardaki risk iştahının devam ettiği yılın ilk aylarında ithalat-ihracat açığını kapatmak için TL'nin değerini düşürmeye kalktılar. Yaklaşan fırtınayı iyi kestiremeyen Merkez Bankası yöneticileri kovdukları sıcak paraya muhtaç olduklarının farkına vardılar. Ancak nafile. 2008 yılından beri hep gündemden düşmeyen, zaman zaman da piyasaları düşürmek için kullanılan Yunanistan, İtalya gibi Avrupa ülkelerinin borç krizi yeniden alevlendi. Uluslararası piyasalardan önce içeride spot piyasamızda da yükselişe geçen faiz yıl bazında yüzde 61 primle 2011'i yüzde 11.48 bileşikten kapattı. Faiz oranlarındaki artışa bağlı olarak 'yükselişte' endeksi taşımış olan banka hisseleri primlerinin yüzde 60'tan fazlasını kaybetti. İMKB 2011 yılını yüzde 23 düşüşle 51.267 puandan tamamladı. 2010 yılını 1.5435 TL'den kapatan dolar yılı yüzde 22'lik primle 1.8885 TL'den tamamladı. Geçen haftaya kısaca geri dönersek; dışarıda İtalya'nın tahvil ihracı öncesi faizlerin yükseleceği korkusu hakimdi. Bu korku, dolara euro karşısında yeniden değer kazandırdı. 1.5 haftadan beri 1.3 seviyesinin altında kapanmayan euro/dolar paritesi çarşamba günü önce psikolojik desteği kırdı. Perşembe günü piyasa 1.2875 TL ile 2011 desteğinin altına kadar gevşedi. İkinci dipte toparlanan piyasa 1.29 ve üzerine yeniden geri döndü. ALTINI BİR DE BİZ KATLADIK FED'in düşük kur politikasına rağmen dolardaki değer artışı 'flama' formasyonu içinde hareket eden altın ons fiyatı 1550 dolar yükseliş bandının dışına kısa süreli bir sarkma yaptı. Yükselişlerin satış olarak kullanıldığını düşündüğüm altının yeni satışlar için yükseliş bandı içine geri döndürüldüğünü düşünüyorum. Uluslararası piyasada altın 11. yılını da yüzde 10.6 primle 1.564.5 dolardan kapatırken içerde yükselen dolar kurundan dolayı Kapalıçarşı'da yüzde 36 değer kazandı. Gram fiyatı 70.1788 TL fiyatla başladığı yılı kapalıçarşıda altın 95.569 TL'den kapadı. Böylece altın Kapalıçarşı'da uluslararası piyasaların 3 katı kadar değer kazanmış oldu. İstisnai gün kabul edildi Merkez Bankası istisnai günler dışında günlük döviz satışının 50 milyon doları aşmayacağını açıklayınca Tahtakale'ye yüklü alım geldi. Perşembe günü uluslararası piyasalarda euro/dolar paritesi 10 Ocak 2011 tarihli 'dip' seviyesini de kırarak 1.2858'den işlem görünce Tahtakale'de dolar 1.9195 (1.92) TL'ye yükseldi. Ancak TL'nin aşırı değer kaybından rahatsız olan Merkez Bankası doların 1.92 TL' ye dayanmış olmasını istisnai gün olarak kabul edip yılın son işlem gününde piyasaya 2.2 milyar dolar sürdü. Sert müdahaleyle yükselecek beklentisi kırılmaya çalışılan dolar/TL paritesi 1.8722 TL olan aylık ortalama seviyesinin de altına kadar geri çekildi. Ancak yılın son saatleri içinde sert düşüşe tepki vermeye çalıştı. Piyasa akşam kapanışa doğru yeniden aylık ortalama seviyesinin üzerine çıkıp 1.8885 TL'den kapandı. Beklentilerimiz Döviz ve faiz piyasaları yakından takip edilmeli. Özellikle dolardaki yükselişin piyasalar üzerindeki stresi artırırken borsalarda hisse fiyatlarını ucuzlattığını da unutmamalıyız. Analistlerin hemen hemen hepsi 2012'nin ilk yarısında düşüş beklediklerini açıklıyorlar. Ancak yılların tecrübesine dayanarak ben de şunu bilir, bunu söylerim: Bir şey çok konuşuluyorsa, ya hiç olmaz veya beklenen seviyenin çok altına gevşer. İMKB'de banka hisseleri yükselişlerinin yüzde 60'ını kaybetti. Daha düşecek çok seviye kalmadı. Dövizde ise elinde 92 milyar dolar rezervi bulunan Merkez Bankası açık açık yükselişe 'müsaade etmeyeceğim' derken ABD'de de FED benzer şeyleri söylüyor. Geriye yüzde 11.5 bileşiklere kadar yükselen spot bono piyasası kalıyor. O da aslında piyasalara supap görevi üslenmiş durumda. Yükselen kurun yabancı yatırımcının riskini yarı yarıya azalttığını düşünüyorum. Kur ve faiz yükselirken düşen hisse fiyatlarının, piyasamız için her an 'yeni sıcak para' demek olduğunu düşünüyorum. İki defa para pompalayan ABD, Avrupa'daki borç krizine sahip çıkmadığı için doların yükselmesine izin vermeyecektir. Parçalanmak üzere olan Avrupa'daki küçük ülkeleri Almanya'nın kucağına bırakmamak için de olsa pekala üçüncüsünü de yapar. IMF veya başka kanalla da olsa devreye girer. Avrupa'daki güven problemini çözmekle kalmaz; gelişmekte olan ülke piyasalarına yeniden para akışını sağlar. Bu beklentilerden dolayı 2012 yılından umutsuz değilim. İMKB'nin kısa vadeli 50.000 (psikolojik) - 48.600 destek ve 51.950 - 52.750 (5-22 günlük, günlük düşen ortalamaları) - 54.500 direnç seviyeleri var. Spot piyasada 11.5 bileşiği zorlamayan faiz 12.77 (gep) seviyesine doğru kademeli yükseliş devam edibilir. Paranın asıl sahibi FED'in ve içerde Merkez Bankasının politikalarına rağmen çok yükselmeyeceğini düşündüğüm dolar 1.82 TL destek ve 1.9055 TL direnç bant aralığına geri döndü.