Piyasalardaki yerli ve yabancı tüm yatırımcılar hafta boyu siyasetçilerin açıklamalarını izledi. Bu açıklamaların bir bölümü önümüzdeki yıllarla ilgili ekonomik kararlardı. Hemen hemen hepsi de ekonomimiz adına umut verici sözlerdi. Sayın Babacan'ın, Sayın Unakıtan'ın ve Başbakanımız'ın açıklamalarından çıkan ortak sonuç şu: Önümüzdeki yıl yüzde 8 enflasyon olacak. Reel faizleri yüzde 10'un altına düşürme gayreti var: Büyümenin önümüzdeki yıl da yüzde 5 olması hedefleniyor. Önümüzdeki yılın da şimdiden planları hazırlanıyor. Çok güzel gayretler var. Kendilerini kutluyoruz. Siyasetin etkisi önemli Ekonomideki olumlu gelişmelerin yanı sıra hafta boyu Meclis'te görüşülen TCK yasaları da vardı. İktidar ve muhalefet harıl harıl 343 maddelik TCK yasalarını çıkarmaya çalıştı. AB ile ilgili geçmişte birçok yasa da Meclis'ten jet hızıyla geçmişti. TCK yasası da aynı hızla görüşülüp kararlar alınıyordu. Bu yasanın içinde sadece kamuoyunda 'zina yasası' diye adlandırılan bir madde vardı. Hükümet zinanın suç olduğunu ve cezalandırılması gerektiğini savunuyor. Anamuhalefet partisi ise tersini savunuyor. İki taraf da kendi tercihlerinin halkın tercihi olduğunu savunuyordu. Derken bir uzlaşma oldu, TCK yasaları görüşüldü, onaylandı, bitti derken son günü iki madde kalmıştı ki, hükümet siyasi tercihini yaptı, tekrar görüşmek üzere yasayı alt komisyona gönderdi. AB de tartışmaya katıldı Ülke içinde bunlar yaşanırken, bu tartışmalara AB'den de katılımlar oldu. AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Gunter Verheugen ve yardımcısı da tartışmaya girdi. Hafta boyu yatırımcılar yazılı ve görsel basından bu olup bitenleri takip etmeye çalıştı. Gelen haberlere göre de kendi portföylerini yönlendirdi. Para piyasaları coştu Haftalardır piyasalarda olumlu bir hava esip duruyordu. Dünya piyasalarında olumlu bir hava esip duruyordu. Dünya piyasalarında petrol fiyatlarında az da olsa düşüşler vardı. ABD ekonomik verileri olumlu gelmeye başlamıştı. Böylece FED'in agresif olarak faiz artırmayacağı beklentisi oluşmuştu. Yurt içinde Merkez Bankası, 2 puanlık faiz indirimi yapmıştı. IMF ile yeni görüşmeler başlamıştı. Yurt içi ve yurt dışında olumlu haberler birbirini takip ediyor, gelen bu haberlerle de döviz ve faizler gevşiyordu, borsa da ciddi ciddi yükselişini sürdürüyordu. Sanal değil gerçek Hazine uluslararası piyasalara (eurobond) tahvil ihracı yapıyordu. Sadece sanal ekonomide olumlu şeyler olmuyor. Reel ekonomide de olumlu gelişmeler var. Büyüme hızımızda beklentilerin üzerinde ciddi artışlar var: Sanayi üretimimizde de çok ciddi büyüme kaydediyoruz. Sanal ve reel ekonomideki olumlu gelişmelerin yanısıra biraz canımızı sıkan veriler de var. Bunlardan birisi cari açıktaki büyüme, birisi de reel faizler... Reel faiz hâlâ çok yüksek Evet, birincisi reel faizlerin hâlâ çok yüksek seyrediyor olması. Cuma günü sayın Başbakan'ın da dikkat çektiği bir konu oldu. Özellikle de önümüzdeki aylarda reel faizleri yüzde 10'un altına düşürmek istediklerini ve bu konuda kararlı olduklarını açıkladı. 2005 yılı içinde yıllık enflasyonun yüzde 8 olabileceğini planlıyorlar. Yüzde 10'un altında da reel faiz olduğunu düşünürsek, 2005 yılı içinde faizlerin yüzde 18 seviyeler civarında seyredeceğinin sinyallerini vermiş oluyorlar: Bu da sanıyorum 1970'li yılların başındaki faizlere dönüş demektir ve bu da ekonomi yönetimi için başarı demektir. Cari açığa dikkat Cari açık da aylardır kamuoyunda tartışılıp duruyor. En son sanayi üretim miktarlarının açıklanmasının ardından tartışmalar biraz hız kesti. Cari açığın ülkeye giren sıcak paralarla kısa vadede tehlike arzetmediği, uzun vadede ise sanayi üretimindeki artışlarla bu açığın kapatılabileceği yorumları yapılıyor. Piyasalarda bu beklentiler oluştu. Sermaye piyasaları Haftaya 21004 puandan başlayan Ulusal 100 endeksi, hafta boyu aşağı ve yukarı yönde dalgalandı. TCK yasasının görüşülmeye başlanması ile birlikte çıkan tartışmalar borsa yatırımcısını biraz tedirgin etti. Endeks, haftaya temkinli satışlarla başladı. Hafta başında 20800 puana kadar düştü. Bu seviyelerden alımlar geldi. TCK yasası için hükümet ile CHP'nin mutabakata vardığı haberi borsaya doping etkisi yaptı. IMKB 100 endeksi 2004 yılının en yüksek seviyesi olan 21981 puanı gördü. Yatırımcılar 22500'deki (1.5 cent) direnç seviyesine doğru gidilmesini beklerken cuma günkü gelişmelerle düşüş başladı. Borsa yatırımcısı haftalık bazda 171 puanlık bir kayıpla 20833 puandan haftayı tamamladı. Bileşik faizlerde haftalık bazda 1.5 puanlık bir artış vardı. Döviz de yükseldi. Dolar haftayı 1 milyon 520, euro ise 1 milyon 850 bin liradan kapattı. Açıklamalar bekleniyor Cuma piyasaların kapanışının ardından TCK yasası ile ilgili özellikle de Başbakan'ın yaptığı açıklamalar ile ilgili muhalefet partisinden ve AB ülkelerinden eleştiriler gelmeye devam ediyor. Hükümet olsun, muhalefet olsun hepsi birer siyasi partidir. Her partinin de siyasi kararları vardır. Kendi kararlarının doğrultusunda da icraatlar yaparlar. Şimdi piyasalardaki yatırımcılar da gelecek açıklamalar ışığında kendi yatırım kararlarını gözden geçireceklerdir. Aksi halde sanal ekonomi dediğimiz; borsadan ve Hazine bonolarından para çıkışı yaşanır. Çıkan para da haliyle dövize yönelir. Kaçan para tehlikesi Piyasalardan çıkan para, ülkede zaten konuşulan cari açığı olumsuz etkiler. Para çıkışı yaşanmaması için de hükümet faizleri yükseltmek mecburiyetinde kalır. Bu da yüzde 10'luk reel faiz beklentisinin çok üzerine çıkmak mecburiyetini doğurur. Neresinden bakarsanız bakın sanal ve reel ekonomi birbirinin içine girmiş durumdadır. Domino taşı misali her devrilen bir ötekini devirir. Bundan da hem yatırımcı, hem ülke zarar görür.