Yurt dışında FED, BOJ, ABD ve Japonya merkez bankalarının ardından Avrupa Merkez Bankası'nın açıklamaları ile şekillenen dünya borsalarının etkilediği piyasalarımızın gözü bir taraftan da yurt içindeki gelişmeleri izledi. IMF ile görüşmeler, Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Babacan ve Sayın Abdüllatif Şener'in dalgalı kur ve 'gümrük birliği yeniden gözden geçirilmeli' açıklamaları haftanın önemli konu başlıkları oldu. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi yurt içi gelişmelerden çok yurt dışı piyasalarla birlikte hareket eden piyasalarımızda tam bir bahar havası var. Dünyayı kaplayan ılık hava Türkiye ve Brezilya üzerindeki etkisini artırmaya başladı. Borsa yükseldi, faiz düştü Hafta ortasında ABD Merkez Bankası FED, hem faiz oranlarını değiştirmedi, hem de yaptığı yazılı açıklamanın satır aralarında önümüzdeki aylarda faiz artırımlarının devam etmeyeceği mesajını verdi. Hatta bu mesajlarda, daralan ekonominin yeniden canlanabilmesi için faiz indirimlerinin de söz konusu olabileceğinin sinyalini verdi... Uluslararası yatırımcılar da bu son gelişme üzerine yeniden portföy yatırımlarına yöneldi. Gelişmiş ülke borsaları fazla primli olduğu için yeniden gelişmekte olan ülke borsalarına; özellikle de primsiz kalan Türkiye ve volaritesi yüksek olan Brezilya borsalarına yönelip bu piyasalardaki pozisyonlarını artırmaya başladılar. Haftalardır 44 binli seviyeleri geçmeye zorlanan Brezilya Bovespa endeksi cuma günü 46 binli seviyelerini, 42 bin ve üzerinde tutunmaya çalışan İMKB, son 2 günde 43.500 seviyelerini zorlamaya başladı. Borsanın yanı sıra alımlar 20 bileşikler seviyelerinde seyreden spot bono piyasasına da sıçradı. Perşembe günü faiz oranları 19.48 bileşiklere kadar gevşedi ve haftayı 19.64 seviyesinden kapattı. YTL neden değerleniyor? Borsa ve bono piyasalarına gelen alımlar döviz fiyatlarının düşmesine, özellikle de 1.4 YTL'nin üzerinde tutunamayan dolar Tahtakale döviz piyasasında 1.3825 YTL'den işlem görmeye başladı. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine rağmen döviz piyasındaki satıcılı seyir Sayın Abdüllatif Şener Bey'i de kaygılandırmış olacak ki hafta içinde yaptığı bir açıklamada dalgalı kur politikasının yeniden tartışılması gerektiğinden bahsetti. Medyada yeniden tartışmaya açılan dalgalı kurun kalmasından yana olduğumu belirtmek istiyorum. Bugün piyasada YTL'nin de aşırı değerli olduğundan dolayı ihracatçının sıkıntıda olduğunu da biliyorum. Ancak bugün geldiğimiz noktanın dalgalı kurdan kaynaklanmadığı da bir gerçek. "Kur sabit mi olsun dalgalı mı?" tartışmasından önce "YTL neden değerleniyor?" bunun cevabını bulalım. Para neden geliyor? Yurt dışından gelen para YTL'nin değerlenmesini sağlıyor. Yurt dışından döviz neden geliyor? Birincisi doğrudan sermaye olarak -ki buna fazlasıyla ihtiyacımız var-, ikincisi "sıcak para " portföy yatırımları için... Neden sıcak para geliyor? Peki dünyada faiz oranları 5 puan civarında seyrederken ve borsa endeksleri zirveleri zorlarken borsan primsiz kalıyor, iç piyasada 20'nin altında borç bulamıyorsun. Şu son 2 sorunun cevabı aynı. Cumhurbaşkanı seçimine bir yıldan daha uzun süre kala ülkede siyasi kriz çıktığı için MB faiz artırmak zorunda kaldı. Aylardır piyasada faiz oranları 19 bileşiklerin altına gelmiyor. Aslında getirilmek istenmiyor demek daha doğru olur. Yabancı yatırımcı da bizlerle birlikte olup bitenleri takip ediyor. Dünya ölçeğinde bizden fazla faiz veren olmadığını da biliyor. Her geçen gün seçimlere biraz daha yaklaştığı için mevcut tedirginlikten istifade edebilmek için faizi 20'nin altında almak istemiyor. Haklı da. Seçim sonrası piyasadaki faiz oranı ile birlikte sıcak para girişi azalacağı için kurla birlikte ihracatçı da rahatlayacaktır. 111 milyar dolar özel sektör, 67 milyar dolar kamu olmak üzere toplam 168 milyar dolar yurt dışına borçluyuz. Kurdaki 1 yeni kuruşluk artışın ülke ekonomisine getireceği artı yükü düşünmek gerekir.