Piyasalar güveni satın alıyor

A -
A +

Geçen hafta sonu K.K.T.C.'de yapılan seçimlerden 25'e 25'lik bir neticenin çıkmış olması, seçimlerden önce piyasalarda oluşan "Kim kazanırsa kazansın bir anlaşma zemini bulunur" mantığının doğruluğunu da ispatlamış oldu. Seçimlerin hemen ardından Ankara'nın inisiyatifleri olan olumlu açıklamaları piyasalarda oluşan bazı tereddütleri dağıttı. Şöyle ki; Kıbrıs'ta anlaşma zemininin olmayışından dolayı, Türkiye'nin 2004 sonunda AB ile görüşmelerinde zor duruma düşeceği şeklinde düşünenler biraz olsun rahatladı. Hafta ortasına doğru IMF'in 6. Gözden Geçirme programının olumlu sonuçlanması ve 4. ve 5. Gözden Geçirmelerin beklenenin aksine erken sonuçlanması, daha da önemilisi bizzat IMF yetkililerinin Türkiye ekonomisini iyi gidişatını övmesi piyasaların çoşmasına sebep oldu. Bu hava borsayı yıllardır görmediği noktalara taşıdı. Bütün bunların neticesinde TL'ye olan güven arttı, böylece faizlere alıcı geldi. Dövizin de yükselebileceği beklentisi kırıldı. Döviz Evet piyasalarda oluşan olumlu havanın etkisiyle yatırımcının '2002'yi 1.633 bin TL'den kapatan doların, bu yılın sonunda kendini toparlar beklentisi' de kırılmış oldu. Bu düşünce, yatırımcının elindeki dövizleri sattırmasa da yeni döviz alımına geçmesini önlemiş oldu. Ayrıca döviz yatırımcısı TL yatırımlara yöneldi ve böylece döviz piyasasında destek seviyelerinde yatay seyrin devam ettiğini gözlemliyoruz. Faiz Spot piyasalarda gösterge kağıdın bileşik faizi 26.70 seviyesine düştü. Yıllardır biz bu ülkede %100'lerin hemen üzerinde, hâttâ müstesna da olsa gecelik %7500 faizler görmeye alışmıştık. Ekonomimizdeki olumlu gelişmelerin ardından nerelerden nerelere geldiğimizi hiç yorum yapmadan yazmayı tercih ettim. Gelelim birçok okuyucumuzun ve çevremizdeki insanların ilk söylediği "Ekonomimizde çok olumlu şeyler oluyor diyorsunuz ama hâlâ bizim mutfağa yansıyan bir olumlu gelişme yok" sözüne. İşte faizlerin bir iki yıl gibi bir sürede %7500'lerden %26-27 seviyesine gelmesinin nedeni güvendir. Mutfağa henüz yansımadı ama bundan sonraki adımın da o olabileceğini söyleyebiliriz. Bundan bir kaç yıl önce insanlar aldıkları ücretten çok "Acaba işyerim kapatılır mı? Ben de işimi kaybeder miyim?" kaygısını taşıyordu. İşveren de elinde tabii varsa bir kaç kuruşu üretimden önce ayakta kalma adına döviz veya faizde değerlendirip gelişmeleri takip ediyordu. Hiç kimsenin ne olacağı belli değil. Şimdi işveren elindekini üretime yöneltecek yeni yeni istihtam oluşturacak. Kısacası, faizlerin düşmesi dövizin yatay hareket etmesi ekonomiye olumlu yansıyacak. Borsa Borsada İMKB 100 Endeksi 16.955 puan seviyesinden başladığı haftaya KKTC'deki seçimlerin ardından yapılan olumlu açıklamaların ardından 17.500 direncini de hızlı bir şeklide kırıp, 17.650 seviyelerine kadar hızlı bir çıkış yaşadı. Bu hızlı çıkışın ardından gelen kâr satışlarını da 17.100 puanlarda karşılanması, IMF 6. Gözden Geçirme'nin olumlu sonuçlanmasının piyasalar üzerinde çok çok olumlu etikisiyle borsaya genele yayılan yeni alımlar getirdi. Endeksi 17.000 puan seviyelerine kadar taşıyan birkaç holding ve birkaç banka hisselerinden oluştu. Borsada 300'e yakın hisse var endeksin üç beş hisseyle yükselmesi çok sağlıklı değil. Her an primli hisselerden yavaş yavaş satış ve primsiz hisselerde yeni portföyler oluşturmaya geçilebilirdi. Geçen hafta sonuna doğru az da olsa bu olay gerçekleşmeye başladı. Beklentiler Siyasilerin Kıbrıs ve AB ile ilgili olumlu açıklamalarının sürmesi halinde, 2004 bütçesinin onaylanması veya yapılabilecek açıklamalar ışığında bir müddet daha piyasalardaki olumlu havanın sürebileceğini düşünüyorum. Dövizde destek seviyesindeki yatay hareketin sürebileceğini söyleyebiliriz. Faizlerdeki en büyük beklenti de Merkez Bankası yeni bir kotasyon indirimine gidebileceği yönünde. Bu beklentinin gerçekleşebilmesi ise 2005 bütçesinin onaylanıp önümüzdeki yılın enflasyon rakamlarının, işçi memur zamları ile asgari ücretin belirlenmesinin sonunda yeni bir faiz indirimine gitmesinin daha mantıklı olacağını düşünüyorum. Borsa cephesinde ise endeksin 17.500 ve 17.000 seviyelerinde kısa vadeli desteği var. 18.500 seviyesinde de direnci var. Teknik indikatörlerin olumlu olduğu şu günlerde bu seviyenin biraz daha fazla işlem hacmi ile aşılabilmesi halinde 19.500 ve TL bazında zirvemiz olan 20.617 seviyesinin de denenebileceğini düşünüyorum. İşlem hacminin artması için de primsiz kalmış hisselere yönelmeler olabilir. Geçen hafta bir çok hissede de bunun ilk örneklerini gözlemlemiştik. Yeni yeni başlayan bu hareketlenmeler önümüzdeki günlerde daha da belirginleşebilir. Teknik verilerin ve yapılan bütün bu olumlu açıklamaların dışında özellikle borsada fısıltılarla konuşulup tartışılan bir konu var. Bankalar Yasası'nın içinde kara para aklanması ile ilgili bölümde borsada yapılan bir çok hareketin manipülasyon yapılıp yapılmadığını sorguluyor olması. Bu suç işleniyorsa cezasının uzun süre hapis cezasına çarptırılıyor olması. Borsada işlem yapan büyük yatırımcıların yanı sıra bir çok aracı kurum yöneticileri ve çalışanların hâttâ medyada yorum yapan gazetecilerin de canlarının sıkılmasına sebep oluyor. Bu yasanın da Cumhurbaşkanı'nın onayını beklemesi, küçük yatırımcılar tarafından da merakla bekleniyor. Böyle bir yasadan büyük oyuncular etkilenirse tabii ki, dönüp satış yaparlar. Böyle bir satışı da küçük yatırımcının karşılayıp karşılayamayacağı da ayrı bir konu. Ben bugünlerdeki bu sert çıkışın altında yatan sebebin, bu konunun gündeme oturmadan önce piyasayı yukarıya çekmek olduğunu düşünüyorum. Öyle de oluyor. İMKB - 100 Endeksin 17.500-17.000 seviyelerinde kısa vadeli destekleri, 18.500 seviyesinde de direnci var. Bu seviye yüksek işlem hacmi ile aşılır ise 19.500 ve tarihi zirvemiz olan 20.617 seviyeleri var. Geçen hafta sonuna doğru başlayan genele yayılma hareketi devam edecek gibi duruyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.