Geçen hafta sonu Fransa ve ardından da Hollanda'da yapılan referandumlarda 'hayır' oylarının artarak fazla çıkması uluslararası piyasalarda yatırımcıları tedirgin etti. Zaten 2005 yılının ilk günlerinden beri gevşek seyreden euroya bu tedirginlikte satış getirdi. Euro değer yitirirken dolar değer kazanmaya başladı. Euro/dolar paritesi de 1.22 seviyelerine geriledi. Yurt dışı piyasalarda euro enstrümanlarından kaçan bir miktar para da Türkiye'yi tercih etti. Öncelikle Eurobondlarda işlem gören Türk tahvillerine alımlar geldi. Alımlar yurt içinde sırayla Hazine bonoları ve İMKB'de hafta boyu devam etti. Bu sıcak para girişleri de döviz fiyatlarının ve Hazine bonolarının faizlerinin düşmesine, Borsada endeksin yükselmesine neden oldu. Gidenler geri mi geliyor? Yabancı yatırımcılar Türkiye'de zaten var olduğunu bildiğimiz pozisyonlarını neden artırma ihtiyacı duydular? Biraz onu irdelememiz gerekiyor. Yabancıların, Türkiye'de Hazine bonolarından hâlâ çok yüksek reel getiri elde ettiğini hepimiz biliyoruz. Döviz piyasalarında ise çok fazla yükselme beklentisi olmadığı için alıcı yok. Hem önümüz yaz mevsimi. Mevsimsel olarak ülkeye dövizin en çok geldiği mevsim. Üstüne üstlük şimdi gelen sıcak para piyasaya baskı yapıyor. Gelelim Borsa'ya. Asıl irdelememiz gereken de burası diye düşünüyorum. Borsa'da özellikle yabancı yatırımcıların İMKB 30 hisselerinin büyük bir bölümünü hâlâ ellerinde tuttuklarını bilyoruz. 17 Aralık sonrası gelen yabancıların büyük bir bölümü endeksin 2.2 cent civarında sattılar ama doları da 1.25 -1.3 YTL den aldılar. Endeksin 1 ile 1.5 cent civarında alım yapan yabancıların pozisyonlarını bozmadıklarını biliyoruz ama gidenler geri mi geliyor? Yeni bir strateji Bence az önceki cevabı burada bulacağız. Bu yatırımcıların beklentisi AB yolunda ilerleyen Türkiye'den biraz risk alarak alınan hisseler 3 Ekim ve sonrası güzel bir yatırım olacaktı. 3 ekim sonrası piyasaya para girişinin arttığı günlerde hisseler fazlasıyla değerleneceği için onlar da bu beklentiyi çok önceden görüp satın almışlardı. Şimdiye kadarki senaryo da bu idi. Referandumlar sonrasında özellikle AB ülkelerinde ciddi siyasi değişiklikler olacak gibi görünüyor. Bu değişikliklerde Türkiye'nin 3 Ekim tarihinde görüşmelere başlama sürecini olumsuz etkilemeyeceğini düşünmekle birlikte, piyasalar 3 Ekim'den sonraki süreçte bazı problemler çıkabileceğini konuşmaya başladı. Yabancı yatırımcı son günlerde değişen siyasi konjonktüre göre yeni stratejiler geliştirme ihtiyacını duydu. Önceden yaz boyunca Borsa'nın yatay seyri esnasında biraz daha almayı ve 3 Ekim ve sonrası satmayı planladığı stratejisini biraz öne alarak şimdiden alacaklarını toparlayıp 3 Ekim tarihi yaklaşırken veya 3 Ekim'de ellerindeki eski mallarla birlikte piyasaya satmayı planlamış olabilirler. Riske değer Endeks 28000'li ( 2.2 cent ) seviyelerinde seyrederken dolar 1.25 YTL seviyelerinde seyrediyordu. O günlerde yazılarımı hatırlarsanız okuyucularıma doların bu seviyelerinden yabancı yatırımcıların döviz satıp endeksi 2.2 centten hiçbir yabancı yatırımcı satın almaz demiştim. Dediklerimiz de bir bir çıkmıştı. Şimdi ise farklı bir piyasa var. Birincisi dolar 1.25 cent değil 1.35 centin üzerinde hareket ediyor ve piyasalarda en azından 3-4 ay yükselmez beklentisi hakim. Bu da dövizini bu seviyeden satan yatırımcı için 3-4 ay da olsa kur riskini ortadan kaldırıyor, hatta belki daha düşük kurdan dövizini alma şansı sağlıyor. İkincisi de endeksin bugünkü seviyesi ile 2.2 seviyeleri arasında en az % 20 - 25'lik bir getirisi var. Hele hele hisse bazında belki bu oran daha da yüksek olabilir. Yabancıların da dünya piyasalarındaki kazançlarıyla mukayese yapacaklarını, İMKB'de risk olmasına rağmen büyük getiri sağlayacağı düşüncesiyle riski satın aldıklarını düşünüyoruz. Şimdi ben bunları yazdım diye küçük yatırımcının kalkıp seansın açılışı ile birlikte hemen hisse senedi almasına gerek yok. Ne olursa olsun piyasa kısa sürede ciddi prim yaptı. Bu çıkışın da bir kâr realizasyonu gelecektir. Gelen kâr realizasyonlarını (24800 ve 25000 destek seviyelerinin üzerinde kalındığı müddetçe) alım fırsatı olarak değerlendirebiliriz.