Hafta boyunca, piyasalar IMF'nin 5. Gözden Geçirme programıyla ilgili Türkiye'de görüşmelerde bulunan yetkililerden açıklama bekledi. Yapılacak açıklamadan olumlu bir sonuç çıkması halinde iç piyasaların dışında uluslararası derecelendime kuruluşlarından Türkiye'nin bugünkü durumu itibariyle ilgili yeniden not artırımı gelebilir. Seans salonlarında, tahtakale döviz piyasasında hafta boyu konuşuldu tartışıldı. Döviz Serbest döviz piyasasında ve bankalararası alış-satışlarda, dolar hafta boyu 1.405 bin TL ile 1.374 bin TL arasında dalgalandı. Özellikle haftanın son işlem günü piyasaların açılışı ile birlikte satışlar geldi. 1.374 bin TL seviyelerine kadar gevşedi. Bu satışların hemen ardından gün boyu 4. kez Merkez Bankası'dan müdahale geldi. Dolar yeniden 1.400 bin TL seviyesi civarında tutulmaya çalışıldı. Merkez Bankası'nın bu hareketinin iki sebebi olabilirdi. Birincisi ihracatçıların ve turizimcilerin döviz kurunun düşmesinden dolayı çok büyük kayıpları var. Bir çok ihracatcının ve turizmcinin aylar önce doların 1600-1700 bin TL'den imzaladıkları sözleşmeleri var ve bu insanların dövizin düşmesinden dolayı çok büyük kayıplar var. Bu konuyla ilgili Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)'in ve ve ticaret odalarının feryadını hep duyuyoruz. Bir çok sanayicinin de döviz borcundan dolayı daha farklı açıklamaları var. Bu da başka bir görüş... İkinciside; şimdilik ithalat-ihracat dengeli dövizin bundan sonraki düşüşlerinde bu dengenin bozulabileceği sinyallerini veriyor. Ekonomi yöneticilerinin bana göre bu noktayı iyi gördüklerini ve değerlendirdiklerini düşünüyorum. Bizler bunun kötü örneğini 1999 yılında yaşamıştık. Faizler düştü, döviz fiyatları baskı altında olmasından dolayı insanlar ellerindeki mevduatları ekonomik alanda değil lüks tüketim maddelerinde çılgınca harcamadılar mı? Mercedes fabrikası aylarca sıra verebiliyordu. Ev fiyatları anormal arttı. Beyaz eşyadan tutunda her türlü tüketim maddesi ithal edildi. Bu ithalat patlaması dövize talebi getirdi. Yurt içinde zaten çok sınırlı olan dövizin yurt dışına çıkmasına sebep oldu ve ardından da hepimizin canlı canlı acıyla yaşadığı Kasım ve Şubat krizleri geldi. Bütün bunlar krizlerin gelmesinin en önemli sebeplerinden biridir. Geçen haftaki yazımdada doların 1.340 bin TL'de ve asıl destekte 1.300 bin TL'de olduğunu bu seviyelere yaklaştıkça da yavaş yavaş alım yapmamız gerektiğini yazmıştım ve aynı konuda israr ediyorum. Bir çok okuyucumdan da bu konuda sorular geliyor. Onun için tekrar tekrar hatırlatmak istedim. Faiz ABD ile ilişkilerin yumuşaması, IMF görüşmelerinden olumsuz bir açıklamanın piyasa tarafından belirlenmemesi üzerine, bir önceki hafta %53-55 bandında hareket eden faizler, hafta artalarna kadar %50-51 bandına düştü. Ta ki hep beklediğimiz Merkez Bankası'nın 3 puanlık faiz kotasyonlarını düşürmesi üzerine, yeniden %50 bandının altına düşmesine sebep oldu. Gösterge kağıdı 18.08, Hazine bonosu faizleri haftayı %48 seviyesinden kapadı. Gelecek olumlu açıklamalarla beraber bileşik faizlerin %45-50 bandında bir müddet daha seyredebileceğini düşünüyorum. Çok olumlu gelişme ve açıklamalar olması halinde de %42 bileşiklere kadar gevşeyebileceğini de söyleyebiliriz. Tabi ki şimdilik. Borsa Bir önceki haftayı 10.454 puan seviyesinden kapatan İMKB 100 endeksi haftaya alımlarla başladı. Hafta başında en yüksek 10.933 puan seviyesini gördü. Özellikle salı günü işlem hacminin 500 trilyonun üzerine çıktığını gözlemledik. Geçen hafta da uyarmıştım; piyasalarda bir önceki haftada bankalarla ilgili seans salonlarında çok kötü senaryolar konuşuluyordu. Ben bunların bir çoğunun spekülasyon olabileceğini, bu haberlerin hisse toplamak için çıkartılabileceğini söyledim. Dediğim de çıktı. Endeksin 10.933 puana çıkmasında en büyük sebep bunka ve holding hisselerine gelen alışlar oldu. Bu arada dikkatimi çeken bir gelişme de, faiz kotasyonundan sonra borsada kâr satışlarının geldiği. Aslında bu haberin ardından çok daha büyük işlel hacimlerinin olması gerekiyordu. Endeksin 11.200 ve 11.600 dirençlerinin kırılması gerekiyordu. Maalesef beklenen olmadı. Aksine bu olumlu haber satış fırsatı olarak piyasa oyuncuları tarafından değerlendirildi. İMKB 100 endeksi haftayı, 402 puan artıda 10.856'dan kapattı. İşlem hacmindeki tekrar düşmenin, endeksin 10.600 -11.000 bandında sıkışmasının IMF'nin 5. Gözden Geçirme görüşmelerinin sonucunu cuma akşamı piyasalar kapandıktan sona açıklama yapacağından kaynaklandı. Cuma akşamı gelen haberlerde ise açıklama haftasonuna ertelendi. Yazıyı yazdığım saat itibariyle böye bir açıklama halen daha gelmemişti. Açıklamanın haftabaşı piyasaların açılışının ardına sarkması veya hiçbir açıklama gelmemesi durumunda da, pazartesi günü bir çok yatırımcı panikleyeceği, hâttâ borsaya ve faizlere satış getirebileceğini, (borsanın düşebileceği, faizlerin de yükselebileceği) düşündürüyor. Piyasalarda, ABD'den gelecek 1 milyar $'lık hibe veya 8.5 milyar $'lık düşük faizli kredi şartının 6. Gözden Geçirme görüşmelerinin sonunda verileceğine dair sinyaller var. Bu da başka bir olumsuz gelişme. Şöyle ki, 6. Gözden Geçirme Ekim ayında görüşülecek olması ve sonuçlanması en olumlu bakışla, bu krediyi yıl sonunda almamıza sebep olur. İMKB-100 İMKB 100 endeksinin 10.850-11.200 ve 11.600 seviyelerinde dirençleri, 10.700-10.500 ve 10.200 seviyelerinde destekleri var. IMF yetkililerinden olumlu açıklamalar gelirse, buna bağlı olarak piyasaların beklediği gibi kredi derecelendirme kuruluşlarından not artırımı gelme ihtimali var. Olumlu açıklamaların sonucunda yükseliş hızlanabilir. Tam tersi bir açıklamada veya hiç bir açıklama gelmeme durumunda ise piyasalarca olumsuz karşılanabilir. Temkinli olmayı tavsiye ediyorum. Hisse bazlı hareketler devam edebilir.