1878 Berlin Kongresiyle Kars elimizden çıkar. Ruslar buraya yollar yapar, demiryolunu Sarıkamış'a kadar uzatırlar. Halbuki bizim raylarımız Ankara'yı zor aşar. Kaldı ki adamlar silah ve malzeme bakımından rahattırlar. 100 bin piyade ve 15 bin süvari yetmez gibi 4 bin Ermeni ve 2 bin Gürcü'den destek alırlar. Bizim Adanalımız, Mersinlimiz yazlık elbiseleri ile titrerken elin Sibiryalıları sıcak yemek yer, kalın kaputlara bürünüp, kürk başlıklara sarınırlar. Enver Bey, bizzat sevkettiği askerleri eksi 25 derece soğukta yola koyar. Daha ilk günlerde birçok donma vakası yaşanır ama aldırmaz. Mehmetçikler yüksek irtifada göğüslerine varan kar altında çok zorlanırlar. Levâzım gemileri Karadeniz'de batırıldığı için gıda takviyesi yapılamaz. Çantalarında birkaç parça kuru peksimet vardır, mataralarındaki su cam gibi donar. Derken kulaklar düşmeye, parmaklar kopmaya başlar. Uyuman ha! Asker on gün boyunca yürür, açlıktan başları dönmeye, uykusuzluktan hayal görmeye başlarlar. Düşen düştüğü yerde kalır, zira kimsenin kimseyi koltuklayacak mecâli kalmaz. Komutanlar "uyumayın sakın uyumayın" diye haykırır, içi geçenleri tokatlayarak aydırırlar. Bir kez dalanlar mı? Onlar kaskatı kesilir bir daha mahşerde uyanırlar. Önlerinde birkaç köy vardır ama Enver Paşa hem acemi, hem de acelecidir. Çocuklara ateş başında birkaç saat kestirme, bir bardak çay içme fırsatı tanımaz. Ama kendisi molasını verir, yer içer, özenle hazırlanmış yatağına yatar. Gündüzler neyse de gece dayanılmaz bir ayaz çıkar, çarıklara değil sanki kalıplaşmış buza basarlar. Hissizleşen ayaklarını kütük gibi sürüklemeye çalışırlar. Yöreyi ilk kez gören kurmaylar haritadaki Sarıkamış'ı tutturacaklarından şüphelidirler, birbirlerinin yüzüne bakıp "acaba doğru mu gidiyoruz" diye mırıldanırlar. Neyse 26 Aralık akşamı Sarıkamış'ı bulur ve Rus avcı kollarıyla çatışmaya başlarlar. Hekimler yaralılara müdahalede çok zorlanırlar. Parmakları donduğu için neşter makas tutamaz, dikiş atamazlar. Mikrop öldürsün diye dökülen alkol ısıyı hepten uçurur, metal tutanın derisi kopar. Mehmetçikler müşkül durumda olmalarına rağmen dikkate değer işler yapar, ufak ufak kenar mahallelere sızarlar. Gece karanlığında ilerlemeleri kolay olacaktır ama inanılmaz bir emir gelir: "İstirahat!" İşe bakın Ruslar taş binalarda çatır çatır yanan çam kütüklerinin başında gevşeyip yorulurlar. Bizimkiler eksi 30'a dayanan ayazda istirahat (!) yaparlar... Çocuklarımız sabaha kadar iyice tükenir, yürüyüş durduğu için donarlar. Ruslar ise Tiflis cihetinden takviye almayı başarırlar. Askerimiz yine de itaatkâr ve disiplinlidir. Nitekim canları pahasına (28- 29 Aralık) vuruşup çemberi daraltırlar. Ancak ordunun üçte ikisi dağlarda kaldığı için harekat başarılı olamaz. Ruslar çocuklarımızı topçu ve mitralyöz ateşine tutarlar. Enver Bey bakar işin tadı yok, komutayı Hafız Hakkı Paşaya bırakıp (2 Ocak) cepheden kaçar, hadi biz kibarcasını söyleyelim "İstanbul'a avdet buyururlar." Beklenen akibet Ruslar bu saldırıyı az bir kayıpla savuşturunca, çok rahatlar, ellerini kollarını sallayarak Doğu Anadolu'ya yayılırlar. O yıl kurtlar et yemekten yorulur, çakallar domuz, kargalar tavuk gibi olurlar. Saksağanlar habire göz oyarlar. Şehitlerimizin sayısı General Ali İhsan Sabis'e göre 85 bin, Mareşal Fevzi Çakmak'a göre 60 bin, Liman Von Sanders'e göre 78 bindir. General Yudeniç ise Rus kaybını 1.500 olarak açıklar... Sarıkamış Harekatı ile ilgili haberlere sansür konulduğu için, bu felâket İstanbul'da duyulmaz. Anadolu çocukları Enver Paşalı marşlar söyleyerek Çanakkale'ye koşarlar. Talat Paşa kabinesinin istifası (1918) ile Enver Paşa'nın Harbiye Nazırlığı sona erer. Ama o uzak ellerde yeni maceralar kovalar. Önce Azerbaycan'da müstakil bir Türk devleti kurmaya kalkar, ardından Berlin'de İTC'yi örgütlemeye çabalar. Bir yandan İngilizler'le pazarlıklar yaparken öbür yandan Bolşevik liderleriyle (Mesela Radek) teması sıcak tutar. Enver Bey "Altman" adına düzenlenmiş sahte kimlikle Rusya'ya doğru yola çıkar. Ancak uçağı Riga'ya mecburi iniş yapınca yakalanır, Yahudi asıllı bir komünist olduğunu söyleyerek yırtar. Enver Paşa Moskova'da gayet iyi karşılanır, onu muhteşem daçalarda ağırlarlar. Çiçerin, Zinoiev, Troçki ve Lenin'le görüşür, Anadolu'da hareketi için destek ister ama cevap alamaz. Ardından Tiflis. Aşkabat ve Merv üzerinden Buhara'ya uzanır. Akbulağ, Başçardak derken Gurgantepe'ye ulaşır. Ancak Türkmen liderlerinden Lakay İsmail ondan pek hoşlanmaz. Enver Beyi tehlikeli bulur, kendi haline bırakmaz. Uzun süre elinde tuttuktan sonra salar. Enver Bey yörede hatırı sayılır gücü olan Basmacılarla büyük işler yapacağına inanır. Aklı sıra bir hürriyet mücadelesi başlatacak ve Ergenokon Destanını yeniden yazacaktır. Bu zamansız kalkışma yöre Müslümanlarını hedef yapar. Bir bayram sabahı Rusların baskınına uğrarlar. Doğrusu şu ki Enver Bey ön safta dövüşür ve askerce ölür. Onu çok sevdiği Atayurda (Âbıderyâ) bırakırlar (4 Ağustos 1922).