Beynelmilel dolandırıcı Slobodan Miloseviç

A -
A +

Voyvodina ve Karadağ yönetimini zorlanmadan ele geçiren Sloba, ortaya "Büyük Sırbistan" gibi kelime atınca efsane olur. Sırplar Milo'nun yüzünü görebilmek, sesini işitebilmek için kendilerini paralar, açık açık "bize diktatör lazım, Yugoslavya'ya demokrasi girmeyecek" demeye başlarlar. Düşünün, ünlü yönetmen Emir Kusturica bile kervana katılır, hatta o günlerde parlayan bir pop yıldızı "yatağını paylaşmak için" Milo'ya çağrı yapar. Artık, Kızılyıldız maçlarında türibünler "Sırbistan! Sırbistan!" sloganları ile çınlar. Slobodan, Kosova Cumhurbaşkanı Azem Vlasi'yi görevden alıp tutuklasa da İbrahim Rugova oyların % 97'sini alıp Cumhurbaşkanı seçilir, Müslümanlar birlik olurlar. Sadece Kosova ve Sırbistan'da değil, Slovenya, Hırvatistan, Bosna ve Karadağ'da da milliyetçiler kazanır ve ipler kopar. Çetnikler kadar, Ustaşalar da (ırkçı Hırvatlar) çeteleşir, katliam için işarete bakarlar. Nitekim düzenli ordusunu kuran Slovenya Belgrad'a posta koyar. Hırvatlar zaten Sırp mırp tanımaz, Miloseviç'i sallamazlar. Başkan Franjo Tujdman Macaristan'dan aldığı silahları halka dağıtır, muhtemel savaşa hazır olurlar. Milo'da altta kalmaz, federal hükümetten Slovenya ve Hırvatistan'a yollanan paralara el koyar, Sırpların 'Slobamız hakkımızı geri aldı" övgülerine mazhar olsa da milyar dolarlar hazineye değil, kendi kasasına akar. Kara paraları Kıbrıs Rum Kesiminde aklar, İsviçre bankalarındaki sırdaş hesaplara kamyonla altın yatar. Bu arada Sırplar iyice politize olur, ne belediye hizmetleriyle, ne ekonomiyle ilgilenir, kendilerine "düşman" ararlar. İşte böylesi hassas bir dönemde bağımsızlık için referanduma giden Alia İzzetbegoviç'in (uzmanlarca) "zamansız bir çıkış" yapar. Zira Boşnakların elinde silah ve asker yoktur. Alia, AET'ye ABD'ye ve BM'ye çok güvenir ama güvendiği dağlara kar yağar. Batılılar, silah ambargosunu Sırplar'a değil, Boşnaklar'a uygular, kuzuyu sırtlanın önüne atarlar. Milo'nun ilk işi Osmanlı'dan kalan izleri yok etmek olur, camileri köprüleri vurur, çeşmeleri, türbeleri yıkar. Barbarlar üç vardiya mezar taşı kırarlar. Ateist Haçlılar! Miloseviç, Cihan Harbinde Hırvatların katlettiği Sırpların mezarlarını buldurur. Kızıllar acemice haç çıkarır, intikam, intikam diye çığlıklanırlar. Nitekim Hırvat polislerini taşıyan bir otobüsü uçururlar ve dananın kuyruğu kopar. Arkan'ın kaplanları, Boka'nın kartalları ve Seselj'in çetnikleri tetiğe asılırlar. Hırvat milisleri misliyle mukabele edince çatışma dallanıp budaklanmaz. Milo her ne kadar donanmaya Dubrovnik'i bombala emri verse de Tudjman ile aynı masaya oturur ve birlikte kadeh kaldırırlar. Neticede ikisi de İslâm düşmanıdır, aralarındaki kavgayı erteler, savunmasız Boşnaklara saldırırlar. Milo, BM'den gelen bütün ateşkes tekliflerine imza atar ama asla uygulamaz. Müslümanları kırarken "bizim Bosna'da askerimiz yok ki" demekten utanmaz. Halbuki General Ratko Mladiç oradadır ve yaptıklarını saklama ihtiyacı duymaz. Sırp çetelerine özellikle maaş vermez, yağma ve tecavüzü serbest bırakırlar. Bu hepsinin işine gelir en mıymıntısı bile servet yapar. Kirli paralar Gelelim ekonomiye... Milo faizleri yükseltince kolay kazanmak isteyenler banka kapılarında sabahlar. Mâlum şebeke para kokusu alınca pusuya yatar, Milo en süzme hırsızları banka idarecisi yapar. Bu bulanık hava tam onlara göredir, kısa yoldan kablarını doldurmaya bakarlar. (Bilahare Yugoslav Merkez Bankası, Güney Kıbrıs'taki offshore şirketler aracılığıyla 6 milyar doların ülke dışına kaçırıldığını belirtir ve parayı nakit olarak taşıyan 17 kişinin ismini açıklar. EOKA'cı Tasos Papadopulos işin içindedir, adam sanki Milo'nun avukatlığını yapar.) Milo, İsrail için de önemli olmalıdır, zira Yahudi asıllı Banker Jezdimir Vasilieviç varını yoğunu onun için harcar. Çağdaş Tiran, Dafiment Bank'ın sahibesi bayan Dafina'nın aracılığıyla Tel-Aviv'le temas kurar. Nitekim Sırbistan Merkez Bankası ile İsrail Liumi Bank arasında para transferleri artar. Tel-Aviv yönetimi de bunun altında kalmaz, ambargoya rağmen Sırbistan'a silah yollar. Yahudi iş adamı Joshua Waldhorn, Hayfa bandıralı "Orfital" ve Aşdod bandıralı "Anne Norco" adlı şilepleri Adriyatik'teki Yugoslav limanlarına yanaştırır. Ağır silahları Krayina bölgesindeki Sırplara ulaştırırlar... Savaş bu kolay mı? Sadece Bosna'da değil Sırbistan'da da ilaç ve petrol biter, okullar buz tutar. Düşünün, Niş-Belgrad arasında at arabası seferleri başlar. Enflasyon alır başını gider, doktorlar mimarlar seyyar satıcılık yaparlar. Hayat her gün % 62 oranında pahalanır, paranın değeri kalmaz. Düşünün 500 milyar dinarla sadece sakız alırlar. Derken onu bile alamaz, DM kullanmaya başlarlar. Savaş zenginleri Avrupa merkezlerinde Rolls Royce'larla dolanırken Devlet Televizyonu bütün aksaklıkları yalanlar. Onlara göre Hırvatlar faşittir, İngilizler haindir, Fransızlar İslam dostudurlar (ne alakası varsa), Amerikalılar ise en çok Sırplardan korkar. Artık halklar yok ırklar vardır, 40 yıllık komşularını bir elde siler atarlar. Ancak "Büyük Sırbistan" hayali ellerinde patlar, Slovenya'dan sürülen Sırplar, Belgrad'a ulaşır, evsizler yurtsuzlar çadırlara doluşurlar. Slobodan, Boşnaklar'la Arnavutlar'ı sürüp boşluğu doldurmayı hesaplar. Gelgelelim mülteciler savaşın ne demek olduğunu iyi bilir, yeni bir maceraya bulaşmazlar. Naylon barakaya, kuru lokmaya fit olur, dövüşe çıkmazlar. Ülkeye gelen insanî yardımlar ne yazık ki mafyayı aşamaz. Sırp ve Karadağ çeteleri işine bakar, Milo'nun payını kenara ayırırlar. Kirli zenginler ayaklarına takılanlara acımaz, anında kafasına sıkarlar. Faili meçhuller artar, yollarda sahipsiz cesetler yatar. Asker firarları öyle artar ki kaçaklar için soruşturma bile açılamaz. Derken büyük bir beyin göçü başlar, fırsatını bulan yurt dışına kaçar. Hele eski dostları da (Yunanistan, Çin ve Rusya) savaştan sıkılınca işin çivisi çıkar...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.