Çağı değiştiren sultan ll. Muhammed Han

A -
A +

Vakit saat gelince Fatih komutanlarını toplar, fikir alır, tedbir sorar. Çandarlı Halil'in başını çektiği yaşlılar kuşkularından kurtulamaz, kuşatmaya karşı çıkarlar. Ancak ulema ve asker Fatih'in yanında yer alırlar. Oylama yapılır, karar sultanın istediği gibi çıkar. Anadolu halkı fevc fevc orduya koşar, silah kuşanırlar. Aydınoğlu ve Karamanoğlu bünyesindeki mücahidler birliklerinden kaçar, gönüllülere katılırlar. Devrin alimlerinden Akşemseddin, Molla Feneri, Molla Gürani, Molla Hüsrev ve Şeyh Sinan genç Padişahın yanında olurlar. Fatih o kışı Edirne'de geçirir ve bahara doğru 100 bin kişilik bir orduyla yola çıkar. Sadece bir topu 60 manda çeker, 70 nefer yol açar. Nisan başlarında İstanbul'a yaklaşırlar. Karaca Paşa, Misivri, Vize, Midye, Burgaz, Bigados ve Ayastefanos'u (Yeşilköy) ele geçirirken, dışarıdaki Bizans birlikleri içeride mevzi alırlar. Bu esnada 8 Venedik kadırgası şehre girmeyi başarır ki, bunlar ağzına kadar buğday, barut ve şarap doludurlar. Böylece Bizans'ın gemi sayısı 50'yi aşar. İmparator, Kaptan Guistiniani'yi Başkomutan yapar. Bizansın 12 komutanından sadece ikisi Rum, ötekileri Cenevizli, Venedikli, İspanyol, Rus ve Alman'dır. Ordu 6 Nisanda yerini alır Fatih, Mahmud Paşa'yı İmparator'a yollar ve şehrin kan dökülmeden teslimini arzular. Bu teklif reddedilir ve ateş başlar. Ya Allah, Bismillah... Osmanlılar önce küçük toplarla üçgen çizer, göbeği büyük güllelerle göçertmeye bakarlar. Ancak "şahi" toplar çabuk ısınır ve günde 10 kereden fazla ateş edilirse tehlikeli olurlar. Nitekim toplardan biri infilak eder. Fatih bundan böyle namluların yağlanmasını emreder ki ısınan makinelerde yağlı soğutmayı ilk düşünen odur. Genç Padişah, top telefini dikkate alır ve seyyar bir dökümhane yaptırır. Sürekli atış duvarların örülmesini zorlaştırır. Eh, surlar da kul yapısıdır ve yıkılır, ancak Bizanslılar çoluk çocuk çalışır gedikleri kapatırlar. Bunun için hazır mertekleri vardır, içlerine taş, tuğla, fıçı, çaput, çamur bulduklarını doldururlar. Hatta sırf bu yüzden civar kiliseleri yıkar, taşlarını kullanırlar. Yine güllelerin tesirini azaltmak için surlara içi yün dolu hararlar asar üstünü ıslak derilerle kaplarlar. Yeraltı kan gölü... Bu arada toprak altında nefes kesen bir mücadele başlar. Lağımcılar köstebek gibi çalışır surların temellerine ulaşmaya çalışırlar. Bizanslılar karşı lağımlarla mukabele eder, buluştukları yerlerde kanlı kavgalar başlar. Aradan bir hafta geçer ancak Bizans diridir. Kızgın yağlar, ok, taş ve "Rum ateşi"yle karşı koyarlar. Türkler şehitleri alabilmek için yeni şehitler verir, ancak arkadaşlarını ortada bırakmazlar. Bu arada Baltaoğlu Büyükada'daki hisarı kuşatır. Yerli Rumlar muhafızlara destek verir, kalelerini savunurlar. Baltaoğlu top ateşiyle duvarları yıkar ve kuru otları yakar. Duman kaleyi bürüdüğünde hepsi teslim olurlar. Ardından Boğaz'daki kaleleri ele geçirir şimdi sıra Haliç ağzındaki zincirdedir. Ancak zinciri korumakla vazifeli Venedik gemileri apartman gibi yüksektir ve bizim çelimsiz teknelerimiz onlara yanaşamazlar. Ufukta üç gemi! Aynı gece yürüyen kulelerle surlara hücum eden askerlerimiz de başarılı olamazlar. 20 Nisanda şarap, buğday ve silah yüklü üç Ceneviz gemisi görünür. Türk donanması bunları kuşatır, ancak yüzen kaleyi andıran yüksek bordolu gemileri durduramazlar. Cenevizliler açık güverteli teknelerimizi taşa tutarlar. Hadiseyi Yedikule sahillerinden seyreden Fatih heyecanla atını sulara sürer. Ama yapılacak çok şey yoktur. Ceneviz gemileri lodosu arkalarına alır, Haliç'e girmeyi başarırlar. Düşmanın morali yükselir, Türkler mahzun olurlar. Kuşatmaya başından beri karşı çıkanlar öyle bir "demedim mi ben size" edâsı takınırlar ki, ordugâh içinde ayrılık çıkar. Vezirler işi uzatmanın tehlikesinden dem vurur, muhtemel bir Macar saldırısından söz açarlar. Zira yeni Macar Kralı, eski anlaşmayı tanımaz. İşte tam bu esnada Bizans barış ister ki "buna müspet cevap verelim" diyenlerin sayısı artar. Ancak velîler ısrarla "devam" derler, öyle ya onlar hadiseye "gönül gözü"yle bakarlar. Fatih komutanlarının muhalefetine rağmen kuşatmadan caymaz, yeni bir şevk ile cepheye koşar. Dâhi mi ne? Genç Sultan, bilinmedik taktikler ve silahlar üzerine çok düşünür. Mesela "havan topu" fikri ilk kez onun kafasında şekillenir. Gülleleri Galata evlerinin üzerinden aşırarak Haliç zincirini koruyan gemilerin tepesine indirir. Gemiciler, teknelerinin telaşındayken, donanmamız Dolmabahçe'den yükselmeye başlar. Fatih böyle bir şeyi önceden düşünmüş olmalıdır zira yağlı kalasları, makaraları, halatları hazırlamak kolay değildir. İşte Telli Baba o esnada ortaya çıkar. Anlatılanlara göre incecik telleriyle koca koca tekneleri çekmeye başlar. Denizciler karada da yelken açar, rüzgârın gücünü arkalarına alırlar. Bir gecede 72 gemiyi Haliç'e atlatırlar. Ertesi sabah Rumlar Kasımpaşa'daki donanmayı görünce şoke olurlar. Şimdi şaşırma sırası onlardadır! İmparator (ne kadar ağır olursa olsun) vergi karşılığı barış ister. Bir taraftan da toplantı yapar, çıkış arar. Venedikliler barut doldurulmuş iki kalyonun intihar saldırısı düzenlemesinden yanadırlar. Ancak Galata Belediye Başkanı Anzola Zaciria Türkleri uyandırır. Gocco'nun komutasındaki intihar filosu yakalanır, tayfalar surların karşısına asılırlar. Rumlar hepten yıkılır, tırnaklarını kemirmeye başlarlar. Fatih'te oyun çoktur. Nitekim bir gece Cenevizlilerden aldığı şarap fıçılarını urganlarla bağlayarak Hasköy-Ayvansaray arasına bir köprü kurar, üzerine toplar yerleştirip surları dövmeye başlar...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.