Efsaneler de ölür Dragon

A -
A +

Bruce Lee uçan kaçan kahramanların ardından ayağı yere basan filmler yapar ve "Büyük Patron"la gişe rekoru kırar. Hele "Öfkeli Yumruklar"la, devrin süper starı Wang Yu'yu bile sollar. İşini ciddiye alır, sahneleri defalarca tekrarlar. Nunchaku, bo, kali gibi silahlar kullanır, hele kılıç ustası Inosanto da katılınca perdeden bal (pardon kan) damlar. "Ejderin Yolu"nda kung-fu, karate savaşı anlatılır. Rakibi ABD şampiyonu Chuck Norris'tir ama Lee o unutulmaz tekmesiyle noktayı koyar. Sonra Kerim Abdülcabbar ile "Ölüm Oyunu" üzerinde çalışırlar. Hollywood neden sonra müdahil olur ve kesenin ağzını açar. Issız bir ada kapatır ve sırf dekor için 500 işçi çalıştırırlar. Bruce Lee, sermaye koydular diye beyaz adama yaranmaz, aksine Asyalının gücünü gösterir, halkını yüceltmeye bakar. O günlerde yontma TV devrinden cilali video çağına geçtiğimiz için kahvelerimiz lebaleb dolar. Mahallenin kopilleri içeri giremedikleri için camın önüne yığılır, üç beş artistik sahne kapmak için itişip kakışırlar. Ne kadar bodrum katı varsa dövüş salonu olur, açlıktan nefesi kokanlar "Dragon" olmaya kalkarlar. Ecel geldi cihane... O gün Lee'de bir baş ağrısı vardır. Hanımı Linda "sen iyi görünmüyorsun şekerim" der ve kendi kullandığı ağrı kesiciyi uzatır. Bruce hapı yutup, uzanır. Uzanış o uzanış... Dragon hastaneye yetiştirilir ama kurtarılamaz. (1973). Bruce Lee'nin ölümü Uzakdoğu'yu yasa boğar, hele Hongkonglular saçlarını başlarını yolar, mesaiyi aksatırlar . Lee sağlıklı bir sporcudur. Alkol almaz, uyuşturucu kullanmaz. Ecele inananlar "vakit saat" der, işlerine bakarlar ama elin oğlu komplo teorileri üretmeye başlar. Hele gazeteciler mal bulmuş magribî gibi atlar, güya esrar perdesini aralarlar. Rivayetlere göre Çinliler geleneksel dövüş sanatına dans ve boks katan Lee'ye çok kızarlar. Onu nush ile uslandırmaya çalışırlar Ancak Lee kimonalı pirifanilerin karşısına kotla montla çıkar. Hele belinden bükülüp "oss" çekecek yerde, "havaryu nevaryu" gibi şeyler geveleyince çok bozulurlar. Üstüne üstlük "Çin çayı" sunan uşağa "benimki kapiçuno olaydı" deyince ipler kopar. Bir başka söylentiye göre Bruce Lee "onuncu dan"a ulaşan tek sporcudur, altındakiler ona kıl olurlar. Kendileri 10'a çıkamayacaklarına göre Lee'yi sıfıra indirmenin yollarını ararlar!.. Baş ağrısı bahane... Bazılarına göre Bruce Lee boş zamanlarını mafyacı marizliyerek değerlendirir. Onun bunun eroin çanağına çomak sokunca yeraltı dünyasının canını sıkar. Adamlar da bunu bi kenara yazarlar. Bir başka nazariyeye göre Lee'nin filmlerde patakladığı adamlar bile dünya şampiyonudur, tenezzül edip Charles Bronson'a bile el kaldırmaz. Hal böyle olunca vasıfsız figüranlar ayaklanır, "evet onlar bizden iyi dövüşebilirler ama biz daha güzel dayak yeriz" diye mızıklanırlar. Lee de "kamera benim değil mi aslanım, istediğimi oynatırım" deyince iyice kudururlar. Hadiseye iktisatçı gözüyle bakanlara göre sinema sektörü kendi kontrolleri dışında gişe rekoru kıranlara dayanamaz ve gereğini yapar. Bazı ustalar da kung-fu sırlarının ifşa olmasına katlanamazlar, onu münasip bi dille uyarırlar ama Lee aldırmaz. Artık mecburen öldürmek zorunda kalırlar. Bruce Lee'nin Amerikanvari hayat tarzının Maocuları rahatsız ettiği de çok söylenir. Güya halk mahkemesi onu gıyabında yargılar ve karşı devrimcilikten biletini kesip, infazına karar kılar. Bir diğer rivayete göre Lee, Kerim Abdülcabbar'la fazla samimi olunca FBI panik yapar. Zenciler elden gitti, bi de çekik gözlüler Müslüman olursa halimiz nic'olur deyip "tedbir" alırlar! Bruce Lee hayranları "niçin"den ziyade "nasıl"a cevap arar, Dragon'a sıradan bir ölüm yakıştıramazlar. Onun neyle öldürülebileceği hususunda fikir sivriltmeye başlarlar. Yok meğer, Lee talebelerine şovalye zırhları giydirirmiş de demirden adamlarla dövüşe dövüşe demirleşmiş. Ard arda sıkılan 100 kurşuna bile gülermiş. Onun için hainler 101 kurşun sıkmış, civanımıza kıymışlar. Sadece ensesinde bi parmaklık adalesiz boşluk varmış adamlar tam oradan zımbalamışlar. Eğer mermiler tek taraftan gelseymiş yine de ölmezmiş, kurşundan hızlı olduğu için onları eliyle yakalar cebine koyarmış. Ama kalleşler hem "taramalı" kullanmış, hem de ateşi "çapraz" açmışlar. Lee yine de vurulmazmış ama önünden kedi geçince dikkati dağılmış. Bazıları da ona daha gizemli bir son yakıştırır, zehirli bir hançerle öldürüldüğüne inanırlar. Ama bu zehir öyle güçlüymüş ki eğer toprağa batırılsa New York'un yarısı gidermiş. Zaten eve gelen ambulansta Çin mafyasının adamları varmış ve bunlar akupunktur uzmanıymışlar. Hemencecik Lee'nin meridyenlerini tespit etmiş ve altın iğneyi "ölüm noktasına" batırmışlar... Bu kadar basit işte... Bu masalları çoğaltmak mümkün, gelgelelim raporlara tek kelimeyle "alerji" yazar, hayallerimize limon sıkarlar. Anadolu halkına sorarsanız yine tek kelimelik bir ölüm sebebi var: "Nazar!" Bruce Lee'nin oğlu Brandon Lee, babasından bile yakışıklı (çünkü anası daha güzel) ve en az onun kadar hızlı bir sporcudur. "The Crow" filminin çekimi sırasında "oyuncak" sandığı tabancadan çıkan kurşunla hayatını kaybeder ki henüz 25 yaşındadır. Ne dersiniz "nazar" diyenler haklı mı acaba?!.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.