İstemesini bilmeyen kavuşamaz...

A -
A +

Allahü teâlâ, her şeyi bir sebeple yaratmakta, nimetlerini sebeplerin arkasından göndermektedir. Zararları, derdleri, sıkıntıları gidermek ve faydalı şeyleri vermek için de, duâ etmeyi sebep yapmıştır. Peygamberler, hep duâ ettiler. Ümmetlerine de duâ etmelerini emrettiler. Allahü teâlâdan kim bir şey istedi de vermedi, kim O'nun kapısını çaldı da eli boş döndü? Elbette istemesini bilmeyen, bir şey alamaz. Cenâb-ı Hakkın huzûruna edeble çıkmayan, O'nun rahmetine kavuşamaz. Evliyânın büyüklerinden Râbia-i Adviyye hazretleri, adamın birinin, duâ ederken; "Yâ Rabbî! Bana rahmet kapısını aç!" dediğini işitince; "Ey câhil! Allahü teâlânın rahmet kapısı, şimdiye kadar kapalı mı idi de, şimdi açılmasını istiyorsun?" buyurmuştur. Rahmetin çıkış kapısı her zaman açık ise de, giriş kapısı olan kalbler, herkesde açık değildir. Bunun açılması için de ayrıca duâ etmek lazımdır. Duâ etmenin şartları... Duâ, Allahü teâlâya yalvararak, O'ndan murâdını istemektir. Allahü teâlâ, duâ eden kulunu çok sever. Duâ etmeyene gadab eder. Zira duâ müminin silâhıdır. Duâ, gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur. Yalnız duâ etmenin de şartları vardır: 1-Önce, günâhlarına pişmân olup, tövbe etmeli, istiğfâr okumalı. 2-Sadaka vermeli. 3-İmânını, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli. 4-Duânın kabûl olacağına inanmalı, güvenmeli. 5-İki dizi üzerine kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevât okumalı. 6-Duâyı üçden fazla söylemeli. Harâm şeyleri ve hâsıl olmuş şeyleri istememeli. 7-Kabûl olmadı diyerek, ümmîdi kesmemeli, kabûl oluncaya kadar, uzun zaman tekrâr etmelidir. 8-Harâm yememeli, harâm içmemeli, harâm şeyleri söylememelidir. Makâmât-ı mazheriyyede diyor ki: "Duânın kabûl olması için, ekl-i halâl ve sıdk-ı makâl ve ihlâs ile yapmak şarttır." Hadis-i şerifte de; (Duânın kabûl olması için, iki şey lâzımdır: Birincisi, duâyı ihlâs ile yapmalıdır. İkincisi, yediği ve giydiği helâldan olmalıdır. Müminin odasında, harâmdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâsı, hiç kabûl olmaz) buyurulmaktadır. Seyyid Ahmed Rıfâî hazretleri buyurdu ki: "Allahü teâlânın sevgili kullarını vesîle ederek, cenâb-ı Hak'tan bir şeyler istenebilir. Onları vesîle ederek bâzı ihsânlara kavuşulursa, bu yardımları ve ihsânları evliyâdan bilmemek lâzımdır. İhsânı yapan Allahü teâlâdır. Çünkü velîler, kendiliklerinden bir şey yapmazlar. Allahü teâlâ onları çok sevdiği için, onların duâ ve hâtırı ile yaratır. Peygamber efendimiz: "Duânızı kabûl ederim" (Saçları dağınık, kapılardan kovulan öyle kimseler vardır ki, bir şey için yemin etseler, Allahü teâlâ onları doğrulamak için o şeyi yaratır) buyurmuştur. Allahü teâlâ, sevdiği kullarını yalancı çıkarmamak için, yemin ettikleri şeyleri bile yaratınca, duâlarını elbette kabûl buyurur. Allahü tealâ Mü'min sûresinin 6. âyetinde meâlen; (Bana duâ ediniz; duânızı kabûl ederim) buyurdu. Duâların kabûl olması için şartlar vardır. Bu şartları taşıyan duâ, elbet kabûl olur. Herkes bu şartları bir araya getiremediği için, duâlar kabûl olmuyor. Bu şartları yerine getiren velîlerin, âlimlerin duâ etmeleri için, onlara yalvarmak, şirk olmaz. Allahü teâlâ, söylenilenleri, sevdiklerinin rûhlarına işittirir. Onların hâtırı için istenileni yaratır. Allahü teâlânın sevdiği kullarının rûhları, diri iken de, öldükten sonra da, Allahü teâlânın verdiği kuvvet ve izinle, dirilere yardım ederler. Böyle inanarak evliyâdan yardım istemek, Allahü teâlâdan başkasına tapınmak olmaz. Allahü teâlâya tapınmak, O'na inanmak, O'ndan istemek olur. Aklı olan, bunu pek iyi anlar." Abdülhâlık Goncdüvânî hazretlerine bir kimse; "Efendim! Son nefeste îmân ile gidebilmemiz için bize duâ buyurur musunuz?" diye talepte bulununca; "Her kim farzları eda ettikten sonra duâ ederse, duâsı kabûl olur. Sen, farz olan ibâdeti yaptıktan sonra duâ ederken bizi hatırlarsan, biz de seni hatırlarız. Bu durum hem senin, hem de bizim için duânın kabûl olmasına vesîle olur" buyurmuştur. "Duâya devâm et!.." Abdülkâdir Geylânî hazretleri de buyurdu ki: "Allahü teâlâdan dünyâ ve âhiretin hayırlarını iste. Sakın; "Ben istiyorum, fakat Allahü teâlâ vermiyor, ben de bundan sonra istemeyeceğim" deme. Duâya devâm et. Eğer istediğin şey ezelde senin için takdir edilmiş ise, Allahü teâlâdan istedikten sonra, Allahü teâlâ onu sana gönderir. Eğer istediğin o rızık ezelde senin için takdir edilmemiş ise, Allahü teâlâ seni o şeye muhtaç kılmaz ve kendinden gelenlere rızâ gösterme nîmetini ihsân eder. Eğer Allahü teâla senin için fakirlik ve hastalık dilemiş ise, sen de Allahü teâlâya fakirlikten ve hastalıktan kurtulman için yalvarırsın. O zaman Allahü teâlâ sana râzı ve memnûn olacağın bir hâl verir. Eğer, ezelde borçlu olmak takdir edilmişse ve sen de borçtan kurtulmak için duâ edersen, Allahü teâlâ alacaklıyı sana kötü muâmele etme hâlinden vazgeçirir. Hatta borcundan azaltma veya hepsini bağışlama hâline çevirir. Eğer dünyâda borçlu halden kurtarmazsa buna karşılık sana bol sevap verir..."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.