Romalıların kâbusu Kleopatra

A -
A +

Kleopatra, ülkesinin Romalılara direnemeyeceğini iyi bilir ama Mısır da öyle "harcıalem" bir ülke değildir. Şimdi Sezar'a bir gösteri yapmalı, kibirli imparatorun başını döndürmelidir. Sezar'ı kraliyet gemisi Thamamegos'ta ağırlar, sarayı andıran tekneyle Afrika içlerine doğru akarlar. Sezar ipek tentelerin gölgelediği divanlara uzanıp soğuk şerbetleri götüredursun, kürekçiler tempo tutar, egzotik çöl şarkıları mırıldanırlar. Kleo, güvenliği 400 tekneden oluşan Nil donanmasıyla sağlar. Üç haftalık bir yolculuktan sonra eski başkent Thabes'e ulaşırlar. Sezar, Keops, Kefren ve Mikarinos'u görünce adeta donar, hele Memphis, Karnak ve Luksor'da dilini yutar. Deniz gibi çoşan Asuan Şelalesinde "abi yok bööle bi şey" demeden duramaz. Evet, firavuniçenin dediği gibi bu zenginliği askerî dehası ile birleştirebilirse... Hani Galya'nın süvarileri, Germenler'in piyadeleri ve Kleopatra'nın serveti ile... Mısır'daki hesap... Sezar, rüya gibi geçen balaylarından sonra, Roma'ya döner ve muhaliflerinin ümüğünü sıkar. Başkent artık ona küçük bir kasaba gibi gelir, silah arkadaşlarından, eski karısından (Kalupurniya'dan), klasikleşen merasimlerden, uzayan forumlardan, kuralcı nazırlardan, gladyatör azmanlarından sıkılmaya başlar. Senotoyu dağıtır, seçme ve seçilme hakkına el koyar. Eh çevresindekiler de 'sevimli cadı'nın elinde oyuncak olan imparatora cephe alırlar. Sezar savaş arabalarını yola çıkaramadan, hasımları kamalarını çıkarır, onu kendi evlatlığına (Brütüs'e) vurdururlar. Ortalık karışınca Kleo, Mısır'a kaçar ama Sezar'ın oğlunun (Kaiserion) annesi olarak Roma'daki iktidar mücadelesine bigane kalamaz. Evet, tac ve taht Oktavianus'un hakkıdır ama Marcus Antonius yönetime el koyar. Yeni İmparator yerini sağlama almak için zaferler kazanmalıdır. Bunun için İran üzerine bir sefer açar. İşte ordugâhını Tarsus'a kurduğu günlerde Kleopatra'yı yanına çağırtır. Aklı sıra "ayağıma dolanma, gözünün yaşına bakmam" deyip tehditler yağdıracaktır. Aradan kaç gün geçer bilmiyoruz Mısır donanması adeta deryayı kaplar, Kleopatra'nın altın yaldızlı, gümüş kakmalı, erguvan yelkenli gemisi limana demir atar. Köleler emsalsiz mücevherleri Markus'un ayaklarına döker, önüne dağ gibi altın yığarlar. Hele genç imparator, Kleopatra'yla tanışınca aklı başından gider, liseli aşıklar gibi kıvranmaya başlar. Artık gözü ne taht, ne asker görür, yeryüzünün en güçlü kadınıyla yaşamaya bakar. Sırf hanımı istedi diye yüzlerce gemiyi Mısır'a yollar, Sedir Adası sahillerine Afrika'dan getirttiği kumları yayar. Kleo bu dönemde kendine iyi bakar, nedimeleri onu süt banyolarına yatırır, "aleovera"lı merhemlerle cildini ovarlar. Markus, Romalıları çoktan unutur ama Firavuniçe Mısırlıların refahı için çabalar. Büyük bir imar faaliyetine girişir, Nil havzasına su yolları açar. Akdeniz sahilinde lebiderya bir saray yaptırır ve üç çocuk sahibi olurlar. İskenderiye'nin "adeta başkent" olması üzerine Romalılar ayağa kalkar. Hukukçular bu evliliğin meşruluğunu tartışırken generaller Oktavianus'a omuz çıkarlar. Roma'ya uymaz! İşin enteresan yanı Marcus evde kedi gibi uysaldır ama devlet işlerinde karısını muhatap almaz. O günlerde Mısırlılar Suriye civarlarında hüküm süren Yahuda Kralı Eriha ile takışırlar. İmparator Kleopatra'ya destek olacak yerde ikili oynar. Kleo da onu İran seferinde yolda koyar. Antanius bu seferde büyük kayıplar vermesine rağmen İskenderiye'ye muzaffer bir komutan edasıyla girer ve muhteşem törenler yapar. Kleopatra'yı "kralların kraliçesi", Sezar'ın oğlunu "kralların kralı" ilan eder. Ancak Roma Konsülü, hiçbirini tanımaz, silahlanır, pusatlanır Oktavianus komutasında yola çıkarlar. Kleopatra, yanlış ata oynamaz, halkının saadeti için galibin yanında yer almaya bakar. Actium muharabesinin en şiddetli anında alır adamlarını, Mısır'a kaçar. Kendini bir anıt mezara kapar ve ortalığa "öldü" şayiasını yayar. Marcus üç gün sonra İskenderiye'ye gelir, zaten perişandır bir de Kleopatra'nın öldüğünü duyunca çıkarır kılıcını göğsüne saplar. Oyunlar bozulunca... Kleopatra, Marcus'tan kurtulduğuna göre şimdi bütün maharetini kullanmalı ve Oktaviyanus'u etkilemeye çalışmalıdır. Yaşı otuzu aşmıştır ama aradan geçen yıllar onu daha alımlı yapmıştır. Ancak genç komutan onun yanına zırhla çıkar, uzatılan eli tutmaz, yüzüne bakmaz. Bu "şeytan tüylü" kadından öyle ürker ki burnunu bile paçavralarla tıkar. Evet Kleopatra'yı da kardeşi Arsinoe'nin akıbeti bekler, ancak o kendisini yarı çıplak sokaklarda dolaştırıp aşağılamak isteyenlere fırsat tanımaz. İki firavun ve iki imparatora eş olan efsane kadın odasına gider, mücevherlerini takar. Muhteşem yatağına uzanıp Rakotisli Eudomon'a bir sepet incir ısmarlar. Sadık köle mesajı alır, sepete yerinde duramayan bir kobra koyar. Kleo, "İsis"in simgesi olan yılanla intihar eder, aklı sıra "karizma" yapar. Kleopatra hafif bir kadın mıdır, ağırbaşlı bir anne midir bilemiyoruz. Yalnız bilinen bir hakikat var ki ne Sezar ne de Marcus döneminde Mısırlıların burnu kanamaz, dahası Avrupa'nın kaynakları Afrika'ya akar. İşte bu yüzden Romalılar ondan hiç hoşlanmaz, öldüğü gün bayram yaparlar. Batılılar hâlâ o kini diri tutar, Kleopatra dendi mi, "sinsi, içten pazarlıklı ve erkek delisi" bir kadından bahs açarlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.