Seçime doğru Turgut Özal

A -
A +

Özal "Enflasyon sadece dar gelirliyi değil, zengini de ezer, kazanıyorum sanan hata eder. Yüksek faiz yüksek riskdir" diye yırtınsa da ne devleti hantallıktan kurtarabilir, ne de tasarruf sahiplerinin bankerlerin kucağına koşmasına mani olabilir. Nitekim Kastelli, İstanbul Bankası ve Hisarbank batar ki askerler suçu Kaya Erdem'de bulurlar. Kenan Evren, Adnan Başer Kafaoğlu'nu göreve getirerek Özal'ın yetkilerini tırpanlar. Ekonomi yönetiminde çift başlılık başlar. Halbuki ekonomide reform yapmaya kalkanlar mutlaka iktidar desteğine sahip olmalıdırlar. Özal için siyasete atılmaktan başka çare kalmaz. Tutar, Adnan Kahveci, Mehmet Yazar, Ekrem Pakdemirli, Yıldırım Aktürk, Mehmed Keçeciler'le bir toplantı yapar. Onlara 'Milli Şef'in eliyle kurduğu partiyi nasıl kaybettiğini, Celal Bayar'ın cezaevlerinde çürüdüğünü, Menderes'in asıldığını, Demirel'in Ecevit'in, Erbakan'ın ve Türkeş'in hâlâ tutuklu olduğunu hatırlattıktan sonra fikirlerini sorar. Keçeciler "Abi bu bir görev ve biz bundan kaçamayız" dese de acele etmez, halk desteğini hissetmeden adımını atmaz. Bir sağ bir sol Kenan Evren'in kafasında merkeze yakın bir sağ ve yine merkeze yakın bir sol parti vardır. Birinin başına İsmet Paşanın kalem müdürü statükocu (Calp'i) geçirecek, öbürünün başına emekli paşa Sunalp'i atayacak seçimi alan kim olursa olsun konsey müessir olacaktır. Ancak basireti mi bağlanır ne, Özal'a yasak koyamaz. Özal bir ABD gezisinin ardından havaalanında karşılanır. Orada güya ağzından "hizmet imkânı olursa siyasete varım" gibi bir cümle kaçırır. Etrafındakiler de (Mustafa Taşar, Kâzım Oksay, Eymen Topbaş) onu çılgınca alkışlarlar. Özal, Demirel ile bir araya gelemez ama onun adına Sadettin Bilgiç ile görüşüp destek ister. Ancak onlar merkez sağı tapulu arazileri gibi görür ve kimseye ev yaptırmaya yanaşmazlar. Kısacası "ya bizim kuracağımız partiye katılırsın, ya da bizim kuracağımız partiye katılırsın" buyururlar! MDP ile birleşin! Halk, her ne kadar askerlerin iktidarı bırakmayağına inansa da Özal gizli saklı iş yapmaz, belirsizlikleri aşmak için gidip Evren'e çıkar. Kenan Paşa onu sıcak karşılar ama laf arasında "Sunalp de bir parti kuruyor niye birlikte çalışmıyorsunuz" diye sorar. Özal bütün risklerine rağmen Anavatan Partisi'ni kurar Yusuf Bozkurt Özal, Nevzat Yalçıntaş, Hasan Celal Güzel, Temel Karamolla, Ekrem Ceyhun, Agâh Oktay Güner gibi isimleri petek etrafında toplar. MGK, 37 kurucu üyeden yedisini veto eder ki bunların arasında Cemil Çiçek, Cavit Kavak, Hüsnü Doğan, Şadi Pehlivanoğlu ve Adnan Kahveci de bulunurlar. Bu arada Adalet Partililerin Emekli Orgeneral Ali Fethi Esener başkanlığında kurdurdukları Büyük Türkiye Partisi ile Erdal İnönü'nün kurduğu Sosyal Demokrat Parti kapatılır. Erken öten horozu... O günlerde herkes MDP'nin (Milliyetçi Demokrasi Partisi'nin) kazanacağını ve ağzı purolu, aristokrat tavırlı Sunalp'ın Başbakan olacağını beklemektedir, ki konseyin de meyli öyledir. Büyümeyi düşünen Holdingler MDP'ye yüklü bağışlar yapar Horoz 1 ve Horoz 2 adlı seçim otobüsleri Anadolu'yu turlamaya başlarlar. MDP'liler "Ya biz! Ya anarşi!" sloganından medet umsalar da Özal'a göre anarşinin sebebi parasızlıktır, işi gücü olan adam militan olmaz. Neyse ANAP'da teşkilatlanır, konsey son kez "Sunalp'le birleşin" çağrısı yapar. Özal açık açık "öyle bir şey düşünmüyorum, üstüme gelirseniz seçimlere katılmam" der, paşalar böyle bir riski göze alamazlar. Özal uslanmaz bir "telekomünikasyon delisidir", Erkal Zenger'e uzay gemisi gibi bir seçim otobüsü yaptırır. Petek'in arka tarafından bir Comodor 64 bilgisayar ve yazıcı vardır. Gittiği yerde halk ne yer, ne içer, neyle geçinir, bir önceki seçimde kim ne kadar oy almıştır, tek tuşla hepsi önüne gelir. Otobüsten gazeteleri okuyabilir, telefon hattına bağlanabilir, faks çekebilir. "Turgut Beyin Galaktikası" haber ajanslarının bile önündedir. Kalemli propaganda Gelelim televizyon konuşmalarına... Diğer siyasi parti liderleri eskiden kalma alışkanlıklarla ulu perdeden bağırıp hamaset edebiyatı yaparlarken Özal eline kalemini alır ve "aççııık seççiiik" projelerini anlatır. Kimseye lâle bahçesi vaad etmez, aksine önlerindeki zorluklardan bahseder. Boğaz Köprüsünü satacağını, elde edilen parayla daha büyük köprüler yapacağını, eğitim ve sağlığı özel sektöre bırakacağını, yabancı sermayeyi çağıracağını söyler. İşin hoş yanı "4 eğilim"i de kucaklar ki 83 ruhu denilen şey de budur. Halk, Özal'ı sevimli bulmasına rağmen kararsızdır. Ancak Kenan Paşa tam seçim arefesinde MDP'yi desketleyen bir konuşma yapınca millet ANAP'a döner, Özal'a oy yağdırırlar. Özal zaferi hisseder, teşkilata "sakın davul zurna çalmayın, askerleri karşımıza almayalım" mesajı yollar. Zira sandıktan çıkmakla iktidar olunmaz. Halbuki Özal hem "iktidar" hem de "muktedir" olmaya bakar. ANAP oyların % 45'ini alarak 400 sandalyeli meclisin 212 sini ele geçirir. Merak edenler için söyleyelim; MDP, 71'i aşamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.