Sultan niye evlenir?

A -
A +

Sırp kralı Lazar Grebliyanoviç, iki yüzlü bir adamdır. Sultan Murad ona haddini bildirmek için yer götürmez bir ordu hazırlar ki yürürken zemini sallarlar. Kral bakar üstüne varacaklar, aklı başından gideyazar. Hemen hediyeler hazırlar, elçiler yollar. Hatta öz kızını teklif eder, yanına tarife gelmez çeyiz yapar. "Cariyeniz emrinize hazırdır" diye haber salar. Murad Han, Sırbistan'ı ezmeye kararlıdır ancak Paşalar Beyler "hayır" derler, "şimdi düşman artırmaya değil, taraftar kazanmaya bakılacak zamandır. Bu kızı almanız gerek, Sırpları diğer küffara karşı kullanabilirsek Osmanlı çok rahatlar." Çeyiz Padişaha Murad Han Yıldırım Bayezid'in annesi Gülçiçek Hâtun'la mutludur, hanımına toz kondurmaz. Yeni bir ev açmayı ne düşünür, ne de arzular. Ancak aksakallı kocamışlar bastırınca boynunu büker, karara uyar. Üsküp'ten İshak Bey ve hatunu yola çıkar, Reyhan ve Özbek Ağaların yardımıyla Semendire'ye varırlar. Sırplar onları çok hoş karşılar, ağırlamak için ne gerekiyorsa onu yaparlar. Sırp kralı kızıyla birikte çeyizin bir listesini (ki koca defterdir) Özbek ağaya uzatıp der ki "bunları kızıma değil, Hünkâra verdim, dilerse öbür cariyelerine dağıtsın." Ağalar kızı alır Edirne Sarayına ulaştırırlar. Sırp Kralının yarın ne yapacağı belli olmaz, bu yüzden Murad Han kıza düğün müğün yapmaz. Ama çeyizine de dokunmaz. "Bizim cariyelerimizin nesi eksik ki ondan alıp berikine verelim" buyururlar. Kralın kızını Bursa'ya yollar, kendisi yine eskisi gibi ordugâhlarda yaşar. O günlerde sadece Rumeli değil Anadolu da problemlidir. Mesela İsfendiyaroğlu onca küffar dururken Osmanlıyla uğraşamadan yapamaz. Murad Han bu meseleyi kökten halletmeye niyetlenir ve bir ordu toparlayıp sefere çıkar. Bolu civarlarında iki ordu birbirine girer ve çok kan akar. İsfendiyar bir çormak (bir nevi gürz) darbesi ile yaralanınca çekilir. Kaçıp Sinop'a sığınır. Sultan Murad Kastamonu'ya girer, Küre'deki bakır madenlerine el koyar. İsfendiyar bakar Osmanlının önünde durmanın mümkünü yok, anlaşma yollarını arar. Tutar küçük oğlunu Murad Han'a yollar. Delikanlı huzura çıkar ve babasının bellettiği gibi konuşmaya başlar. İsfendiyar kızı "Ey Padişahım! Senin baban da deden de ihsan sahibiydi. O ki adın Murâd'dır, sana da lütuf ve ihsan yakışır. Bize adına yakıştığı gibi davran ve ne olur bağışla. Küstahlıklarımıza aldırma. Babam kızımı ona vereyim onu evlad edineyim diyor. Biz de askerimizle varalım, hizmetine duralım." Paşalar beyler tekrar devreye girer, "savaşın kimseye hayrı olmaz" derler. "Evet İsfendiyaroğlunu yenebiliriz ama onca askerimiz kırıldıktan sonra... " Derken Bulgaristan Kralı Yuvan Şişman da Osmanlılara karşı duramayacağını anlar ve sanki sulhun şartı gibi kızkardeşi Prenses Marya'yı Sultan Murâd'a vermeye kalkar. Yine tereddüt, yine devletlüler, yine ısrarlar... Murâd Hanın böyle dört hanımı olur ama Sultan bir cepheden öbürüne koşar, hanımlarıyla dört gün bile bir arada bulunamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.