Yedisekiz Hasan Paşa

A -
A +

Anlatmıştık... Kindarlığı ile tanınan Harbiye Nazırı Hüseyin Avni Paşa, Abdülaziz Han'ı katletmeyi kafasına koyar. Bu hırslı paşanın tek korkusu karakol komutanı Hacı Hasan'dır, nitekim cinayet günü onu oyalar. Garibim klasik bir Anadolu çocuğudur, aklı hile hurdaya yatmaz. Sadrazam Mütercim Rüşdü, Şeyh-ül İslam Hayrullah ve Mithat Paşa'nın maksadını anlayamaz. Yoksa ne yapar yapar, sultanını korumaya bakar. Saraydan Abdülaziz'in naaşı çıkınca oyuna getirildiğini anlar ama meğer ki geçmiş ola... Hasan Bey bu yüzden kendini suçlar, sıkıntıdan yüzünü gözünü yolar. Gerçi onun aklından geçenleri Çerkez Hasan adlı bir vatan evladı fazlasıyla yapar, bu genç subay tek başına bakanlar kurulunu basar, katillerin beynine beynine sıkar. Ne yazık ki ihtilalciler V. Murat devrinde diledikleri gibi at oynatır, Saraf Hiristaki eliyle saraydaki mücevherleri nakde çevirir yaklaşık bir milyon altın hortumlarlar. Eh bu arada Hasan Beyi de Beşiktaş'tan uzaklaştırır, ayağımıza takılmasın diye "taa Balkanlar'a" yollarlar. Vazife vazifedir, kahramanımız Filibe'de Bulgar komitacıların dumanını atar, isyancılara yardım ve yataklık edenleri bir bir bulur, hesabını sorar. Çete iktidarı Oradan Sırp cephesine geçer, Aleksinac Zaferinde önemli bir rol oynar. Osmanlı Rus harbi çıkınca Kafkaslar'a koşar, Ancak komuta kademesine yine Hüseyin Avni Paşanın akrabaları demir atar. Bunların işi gücü darbeciliktir, üniforma giyer, rütbe takar ama askerlikten anlamazlar. Kaldı ki mektepli kibriyle alaylıları aşağılar, ikazları ciddiye almazlar. Hacı Hasan hatalı olduğunu bildiği halde amirlerinin dediklerini yapar. Nitekim beklenen olur ve ordumuz kayıplar vermeye başlar. O dahi bir şarapnel parçası ile (başından) yaralanır ve tam iki ay Gümüşhane revirinde yatar. İşler kötüye gidince adamlar yağ gibi üste çıkar, Hasan Beyi divan-ı harbe verir, insafsızca sorgularlar. Hasılı işler ihtilalcilerin istediği gibi gitmez ve V. Murat dahi tahtında oturamaz. Sadrazam Rüştü ile Mithat Paşa Meşrutiyeti ilan eder ve başa Abdülhamid Han'ı geçirmek zorunda kalırlar. Efsane amir Ulu Hakan devleti ele geçiren şebekeye güvenmez ama güçlerini bilir, takışmaktan kaçar. Süregiden 93 Harbi memleketi perişan eder, sultanın sağında solunda ne idüğü belirsiz tipler dolanırlar. Ulu Hakan'ın aklına yıllar evvel "ben veliaht meliaht tanımam" diyen Çorumlu Hasan gelir, onu buldurur ve Ferik (korgeneral) rütbesi ile "Beşiktaş Emniyet Amiri" yapar. Hasan Paşanın emniyet teşkilatı içinde destanlaşan bir şöhreti vardır. İpsiz sapsız takımı Beşiktaş'tan uzak dururlar. Yine eskisi gibi eline düşen ayyaşlara meyhurlara nasihat verir, hırsızları uğursuzları pataklar. Kimseyi karakolda tutmaz, "Allah ıslah etsin" deyip dışarı salar. Kabadayı takımı saygıda kusur etmez, ikinci kez karşısına çıkmazlar. Âlemin içinden Bazı ünlü şakiler Hasan Paşa'ya gelir bundan böyle kanuna nizama uygun yaşamak istediklerini söyler, onun vesilesiyle sultanın affına kavuşurlar. Hasan Paşa bunlardan birkaçını (Mesela Erenköy'lü Ethem ile Efendi Rasim'i) sivil memur yapar, alemin içinden geldikleri için iti kopuğu gölgesinden tanır, eşkıyayı iğnenin deliğinden çıkarırlar. Hasılı, paşamız efsane olur, Beşiktaş Emniyet Amirliği "Hasanpaşa Karakolu" diye anılmaya başlar. Rus savaşı mağlubiyetle neticelenince Abdülhamid Han meclisi mebusanı dağıtır, kanun-u esasiyi kaldırıp rafa atar. Aydın geçinen içten pazarlıklıları kızağa çeker, bir sürü küsürat işi bizzat üstlenir, memleketi mektep medrese ile donatmaya bakar. Az uyur, çok çalışır, eğlence dinlence tanımaz. Teknolojiye de hakimdir, kurdurduğu telgraf hatlarıyla imparatorluğun en ücra köşelerine ulaşır, gerekli müdahaleleri yapar. Bilirsiniz maksatlı tarihçiler Abdülhamid Han'ı "vesveseli" diye tanıtırlar. Doğrusu Sultan Abdülaziz'in başına gelenleri gördükten sonra tedbir almamak saflık olur, bu yüzden ihtiyatı elden bırakmaz. Taşeron ararlar Gel zaman git zaman Avrupalılar her hamlelerine karşılık veren ve çoğu kez galip çıkan Abdülhamid Han'ı tehlikeli bulmaya başlarlar. Onlara kukla bir sultan ve ısmarlama bir meclis lâzımdır, nitekim Rum, Rus ve İngiliz militanlar kadın kılığına girerek Çırağan Sarayına sızar, V. Murat'ı kaçırmaya kalkarlar. Onu Avrupa'ya götürecek, hakkı gasp edilen bir Padişah olarak tanıtacaktırlar. Ancak Ulu Hakanın kurduğu haberalma teşkilatı işe yarar, casuslar suçüstü yakalanırlar. Düşünebiliyor musunuz tertibin içinden bir sürü anlı şanlı (!) paşa çıkar. Organizasyon başarısızlıkla neticelense de Avrupalılar koltuğa V. Murat'ı oturtmakta kararlıdırlar. O günlerde güç kazanan masonlar, Osmanlı'ya kin kusan Mustafa Fazıl Paşa'yı kullanmaya kalkarlar. Bu hidivzade, ateşi eliyle tutmayacak kadar uyanıktır, kaldı ki Ali Suavi gibi saftrikler varken lüzum da kalmaz. Sanırım Mustafa Fazıl ve Ali Suavi'yi tanıtmadıkça Yedisekiz Hasan Paşa'nın hikâyesi tamam olmayacak... Onları da anlatalım... Yarına.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.