Zirveden zindana Sultan Galiyev

A -
A +

Mir Sultan Galiyev, Başkırdistan'ın Sterlitamak bölgesindeki Kırımsakal kasabasına bağlı Elimbetova köyünde doğar (1882). Evet 12 kardeştirler ama muallim olan babaları Haydargali onlarla tek tek ilgilenir, Rusça, Arapça, Osmanlıca ve biraz da Farisi öğretir. İyi yetişmelerini, akranlarından farklı olmalarını sağlar. Annesi Aynilhayat dindar bir kadındır, çocuklarına namazı, abdesti, 32 farzı belletir, boyunlarına Mushaf-ı şerifi asar, mahalle mescidine yollar. Şüphesiz o yıllarda Mir Sultan da milliyetçidir ve iyi bir Müslüman olmaya bakar. Ancak Kazan Pedagoji Enstitüsü'ne girince Marksistlerin kucağına düşer ve tarifi zor bir bunalım yaşar. Kızıllar bu zeki çocuğu kazanmaya çalışır, onu hususi bir eğitime alırlar. Nitekim kesif propagandanın tesiriyle barut gibi devrimci kesilir, anasından babasından, odundan ocağından soğumaya başlar. Ona sorarsanız Tatar halkının kurtuluşu için devrimci Ruslarla birlikte hareket etmek zorundadırlar. Okulunu birincilikle bitiren Sultan Galiyev hem öğretmenlik yapar, hem de Ufa Belediye Kütüphanesine bakar. Bu arada Islahatçı Şakirdler hareketine katılır ve Moskova'da yayınlanan Russkij Ucitel gazetesine "Halkın Çocuğu" imzalı makaleler yazar. Derken Mir İslama dergisinde, Söz, Julduz, İl, Vakt gibi Tatar gazetelerinde devrimi savunmaya başlar. Zehirli zirve Galiyevler felaket teşkilatçıdırlar, "Savaşçı Tatar Sosyalist Örgütü"nü kurmakla kalmaz, eşi Ravza'yı "Müslime Kurtuluş Hareketi"ne lider yapar. Bunlar bilahare Bakü'ye gider, komünizmden çok şey bekleyen Neriman Nerimanov'un yanında yer alırlar. Galiyev sadece Tatarları ve Başkırtları değil bütün Türk boylarını isyana çağırır. "Yöneticilerinize başkaldırın! Onları kurşuna dizin ve Sovyet saflarına katılın" demekten kaçınmaz. Galiyev'in o dönemde dine mesafeli durduğu söylenir. Kalbini bilemeyiz ama fırıldaklık yapmaz mesela Ceditçilerden (reformistlerden) hiç hoşlanmaz, şeriatı eğip bükmeye çalışanlarla işi olmaz. Ceditçiler cennetin herkese açık olduğunu söyler, fısktan, fücurdan, küfrden korkanları (Kadimcileri) alaya alırlar. Galiyev dinde reformun dinsizliğe doğru gittiğinin farkındadır, buna alet olmaz. Sosyalizm ve din, devrim ve ibadet, halk meclisi ve cami cemaati... Bu kelimeleri yan yana getirmekte de zorlanır, karşı karşıya getirmekten de korkar. "İslami sosyalizm" gibi bir terimi ağzına bile almaz, ancak Müslümanların öncülük ettiği sosyalist düzeni savunur, ayak sesleri gelmekte olan rejimde yer tutmaya bakar. Kızıl mollalar! Galiyev'in kontrolündeki Kızıl Mollalar, Başkırtlar, Kırgızlar ve Azeriler arasında rahat çalışırlar ama Türkistan, Kafkasya ve Özbekistan'da tepki alırlar. Dağıstanlılar ise sırf Çar'a inat ihtilalcilere katılır, "Şeriat süvarileri"yle "komolara" destek olurlar. Galiyev Müslüman Sosyalist Komitesi'nin lideri Molla Nur Vahidov'la birlikte devrimi omuzlar. Hırsı ve hitabeti ile parti içinde hızla yükselir, Vahidov öldürülünce meydan ona kalır. Hele Narkomats'ın yayın organı Jizn Natsionalnostey'in editörlüğünü de kapınca kapılar ardına kadar açılır, basamakları hızla tırmanmaya başlar. Merkezi Müslüman Komiserliği, Müslüman Askeri Kollegiyumu derken Lenin, Troçki, Buharin ve Stalin'le birlikte zirveye demir atar. Bu büyük bir güçtür ama ne soydaşlarına ne de dindaşlarına hayrı dokunmaz. Lenin'in başta olduğu yıllarda Müslümanlar Galiyev'den çok şey umar, umduklarıyla kalırlar. Hayat her geçen gün zorlaşır, baskılar bunaltmaya başlar. Bırakın mütedeyyin insanları, partiye çalışanlar bile izlenip diplenir, kızıllara bir türlü yaranamazlar. Moskova isteklerini dikte ettirir, devrimci Tatarlara kimse fikrini sormaz. Domuzdan post... Cihan harbinin akabinde Türkiye ve Rusya yakınlaşır. Zira İngilizler Çanakkale'yi geçemeyince Çarlık çöker, boşluk ihtilalcilere yarar. Ruslar da kurtuluş savaşında "emperyalizme baş kaldıran" Türklere destek olurlar. TC, ilk yıllarında Bolşeviklere sıcak bakar, hatta Taksim'deki Atatürk anıtına iki Sovyet generalini (Mareşal Voroşilov ve General Frunze'yi) kazıyacak kadar. Zaten Türkiye Komünist Fırkasını da Bakü'deki İttihatçılar kurar. Derken sular durulur ve maskeler yırtılmaya başlar. Görünüşte komünistler her dine ve her millete karşıdırlar ama İslama ve Türklere hepten karşıdırlar. Ortodoks geçmişten ve Slav neslinden gelenler (Ruslar, Rumlar, Ermeniler, Ukraynalılar) kafa kafaya verir, bir Gürcü'yü (Stalin'i) başkan yaparlar. Ancak bir Tatar'ın, Başkırt'ın, Çeçen'in, Çerkez'in yükselmesi sözkonusu olamaz, onları yok sayarlar. Komünist yapılanmada bunca emeği olan Galiyev de rahat değildir, KGB ajanları ensesinden ayrılmaz, bir hata yapsın diye fırsat kollarlar. Zulüm başlıyor! Sadece Galiyev mi? Neriman Nerimanof da kullanıldığıyla kalır, Sovyetler Hazar petrolleri üstüne çöreklenir, Azerilere zırnık koklatmazlar. Hele hele Stalin ipleri eline geçirip de ayağını sağlama basınca... Komünist Enternasyonal içinde iki aktif grup vardır: Yahudiler ve Tatarlar... Yahudiler, Bolşevik Partisi'nin merkez komitesine yedi adam sokar, hatta Genel Sekreterliği (Zinovyev) ele alırlar. Onlar sistemle entegre olmayı başarır, Müslümanlar zorda kalırlar. Gürcü asıllı Başkan (Stalin) soydaşlarına yer açmak için Ahıskalıları derler toplar, kuş uçmaz, kervan geçmez bozkırlara yollar. Kırımlıları ise bir gece yarısı evlerinden alır, hayvan vagonlarına tıkar. Apar topar Sibirya'ya gönderir, ellerine birer balta sıkıştırırlar. Sibirya'da orman mı biter? Boğaz tokluğuna tomruk kestirir, üç vardiya odun kırdırırlar. Şimdi Galiyev'e "sen de Türk kökenlisin, anan baban Müslüman" diyecek değillerdir ya, ona da bir kılıf uydurur, "karşı devrimcilik, iş birlikçilik ve rejime muhalefetle" suçlarlar. Rusya'da kara listeye alınan bir adama n'olur? Yarına...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.