Dün, "Dünya İnsan Hakları Günü"ydü... Dünyanın gözü önünde bunca haksızlığın yapıldığı, binlerce masum insanın katledildiği, binlerce insanın aç susuz bırakılarak ölüme terk edildiği bir dünyada hangi insan hakkından bahsedilir ki? Dünyanın beş daimî üyesinin istediği gibi at oynattığı bir dünyada insanların hayatıyla kedinin fareyle oynadığı gibi oynanan bir dünyada hangi insan hakkından söz edilebilir ki?
İki kutuplu bir dünyada yaşanan şu mücadelelere bakar mısınız?
Her gittiği yere medeniyet, adalet ve insanlığı götüren Osmanlıdan sonra bilhassa sırf petrolü olduğu için Orta Doğu’ya girip bir daha çıkmak bilmeyen ve İslam ülkelerini parça parça ederek bir daha rahat ve huzurun bırakılmadığı bir dünyada; sadece petrolü olmaktan başka bir suçu olmayan Orta Doğu’da bunca yaşananları insan haklarıyla nasıl yorumlayabiliriz?
Dünyanın her tarafında aslında insana zulüm ve şiddet yok mu? Dünyanın neresine giderseniz gidin insan insanın kurdu oluyor... Silaha trilyonların harcandığı dünyada nice ülkenin insanları açlıktan susuzluktan ölüme terk ediliyor.
Ülkemizde yaşanan aile içi şiddet ayrı bir üzüntü konusu değil midir? Bu insanlar birbirlerine şiddet uygulamak için mi evlenmişlerdir de şimdi hem de çoğunluğu birkaç yıl bile olmadan boşanma aşamasına geliyor. Sonra da ne oluyor da bu süreç birbirine kin ve nefrete dönüşüyor ve ölümle sonuçlanabilecek şiddeti tetikliyor? Nerede bu insan hakları?
Daha buraya sığdıramadığımız birçok haksızlıkların yaşandığı bir dünyada insan haklarından değil, güçlülerin güçsüzleri yok ettiği haksızlıklardan söz edilmesi gerekir.
Aslan Torun
Engelliyim deyip düşük vergili araç almak!
Son yıllarda birçok insan yaşlı, hasta, felçli, sakat, engelli insanlar üzerine belgeler tedarik edip ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) ödemeden 700-800 bin TL daha az para ödeyerek sıfır km otomobil alıyor. Devletin yasaları ne yazık ki çok sayıda insan tarafından bu şekilde istismar ediliyor. Düşük fiyata alınan birçok araç esasında engelli, raporlu insanlar tarafından kullanılmıyor. ÖTV’siz araç alım hakkı sadece Türkiye içinde üretilen, yerlilik oranı yüzde 50’den fazla olan taşıtlar için verilmelidir. Çoğunluk, kitle ithal arabaları tercih etmektedir.
İnsanları hile yapmaya teşvik eden ÖTV oranlarının mütevazı taşıtlarda makul düzeylere çekilmesi de şarttır.
Ali Özdemir
Kış aylarında da güneşe karşı gözlük önerisi
Deniliyor ki: “Göz ve görme sağlığı için kış aylarında da güneş gözlüğü kullanılmalıdır.
Güneş gözlüğü iki renkli cam bir çerçeveden ibaret değildir. Göz ve görme sağlığı için kış aylarında da güneş gözlüğünün kullanılması gerekir. Sadece yazın değil kış aylarında da gözlerimizi güneşin zararlı UV radyasyonundan korumak için güneş gözlüğü kullanılması gereklidir. UV ışığı, gözün birçok bölümüne etki eder.
Güneş ışığının en yoğun olduğu yaz ayları dışında, kar yağışının olduğu kış aylarında da yansıyan ışık sebebiyle göz ve çevre dokularda UV hasarı oluşabilir.
Kışın yağan taze kar göze gelen ışığı yüzde 85-95 yansıtarak âdeta bir ayna vazifesi yapar. UV radyasyonu, güneş ışınlarının yüzde 5'ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Radyasyonu gözlerimizle göremeyiz ve hissedemeyiz. Ancak zararlı etkilerini gözlemleyebiliriz. UV radyasyonunu önlemesi için güneş gözlüğü talebi maalesef günümüzde bile seyrektir. UV radyasyonunun zararlı etkisi kümülatiftir. Küçük yaştan itibaren güneş gözlüğü kullanma alışkanlığının kazandırılması gereklidir. Bu yüzdendir ki, güneş gözlüğü satın alırken ilk sorulan sorular, koyuluğu iyi mi? Yüzüme yakıştı mı? Fiyatı uygun mu? Bu sorularla doğru bir güneş gözlüğü seçebilmek mümkün değildir...” diyerek devam eden uzunca yazıda değerli okuyucumuz XX. Bölge Kuzeydoğu Optisyen Gözlükçüler Odası Başkanı, Taylan Küçüker Beyefendi, gözlük alınmazsa yaşanabilecek tehlikelerden söz ediyor. Hatta o kadar ki bu tehlikeler arasında çok ciddi rahatsızlıkların bile adı geçiyordu. Gözlük kullanmanın önemine değinmekte yarar var ama insanları tedirgin ederek gözlük kullanmaya yönlendirmek ne derece sağlıklı bir yaklaşımdır bilemedik. Takdiri siz değerli okuyucularımıza bırakıyoruz. F.A.
Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...