Dün BBC’de özel bir haber vardı. 14 Mayıs’ta yapılacak seçimleri AB ve İngiltere’nin yakından takip ettiği söylenen haberde ilginç değerlendirmeler var.
Mesela Nottingham Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde Türk dış politikası uzmanı Dr. Natalie Martin, Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumunun sadece AB'yi değil İngiltere'yi de yakından ilgilendirdiğini söylemiş.
Martin CHP hakkında şu değerlendirmeyi yapmış: “CHP’nin yer yer milliyetçi duruşu ve Kemalist geçmişi, her zaman tam anlamıyla ilerici bir tutumda olmadığı anlamına geliyor. Ancak partinin genel başkanı Kılıçdaroğlu, kesinlikle Erdoğan'dan çok daha az kibirli. Bu nedenle hem AB hem de İngiltere açısından daha öngörülebilir bir lider olarak görülüyor.”
Martin aslında bizim için daha uygun biri demiş Kılıçdaroğlu için. Peki Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili ne demiş: “AB ilişkileri, Suriye politikası ve NATO açısından onunla anlaşmak çok daha kolay olacaktır. Çünkü (siyasetçinin cevaplarını) tahmin edememek ve mantık süzgecinden geçirememek, Brüksel ve Londra'daki politikacılar için gerçekten zor. Bence Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'a hiç benzememesi ve anlaşması çok daha kolay (bir lider) olması bekleniyor. Aslında gerçekte durum tam olarak böyle olmayabilir ama Erdoğan ile kıyaslandığında kesinlikle böyle olacaktır.”
Kemal Bey Suriyelileri ülkesine göndereceğim diyor. AB politikalarına sıkı sıkı sarılacak ve NATO ile de iyi anlaşacak. Peki Rusya bu olup bitene ne diyecek? O belirsiz...
Bir başka akademisyen, Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda (SOAS) Türkiye uzmanı Profesör William Hale ise daha temkinli bir dil kullanmış. Prof. Hale, İngiltere’de insanların en azından bunun çok yakın bir yarış olacağını ve ilk defa Erdoğan’ın dişli bir rekabetle karşılaşacağını bildiğini söylüyor ve ekliyor: “Ancak bu ülkede insanların şu an için bundan daha fazlasını dile getireceklerini düşünmüyorum.”
Prof. Hale dış politika üzerine de bir değerlendirmede bulunmuş: "Ancak şu da önemli, AB'nin de bu konuda üzerine düşeni yapması, Yunanistan ile Türkiye ve Türkiye ile Kıbrıs arasındaki en önemli ihtilafları 'tarafsız, gerçekçi bir bakış açısı ile' ele alması gerektiğini düşünüyorum. Zorluk şu ki, Avrupa Birliği'nin bunu yapmaya hazır olup olmayacağını bilmiyorum, Yunanistan ve Kıbrıs'ın AB'ye üye olduğu göz önüne alındığında, onlar için yapılabilecek en kolay şey, 'bu bizi ilgilendirmez' demek olacak. Bence bu yanlış, ama ne yazık ki, alabilecekleri pozisyon bu."
Bu arada Natalie Martin, “Eğer Türk ya da Kürt değilseniz, olayları yakından takip etmiyorsanız kim olduğunun bilindiğinden şüpheliyim” diyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun İngiltere ve AB için daha iyi bir müttefik olacağının düşünüldüğünü ekliyor:
“Genel olarak istenen Kılıçdaroğlu'nun açık bir çoğunlukla, adil oy sayımıyla zafer kazanması ve Türkiye'yi bundan 15 yıl önce, otoriter bir yola girmeden önceki hâline getirmesi. Tabii Erdoğan basını ve hukuku kontrol ediyor. Mücadele etmeden gideceğini, (yenilgiyi) kabulleneceğini düşünmüyorum.”
Batı zerre kadar Türkiye’yi bilmiyor ve anlamak da istemiyor. Neymiş Erdoğan seçim sonuçlarını tanımaz ya da yenilgiyi kabullenmezmiş! Niye böyle bir şey yapsın ki? Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığında seçim oluyor ama tanınmıyormuş. 2019’da Erdoğan büyükşehirleri kaybetti de seçim sonuçlarını kabullenmedi mi?
Seçimi muhalefet kazanınca seçimi yok mu sayacak? Bunları diyenler aslında seçimlere inanmayanlardır. Seçime inanmayanlar her türlü bahaneye sarılırlar.
Erdoğan seçime inanmıyor ama seçimi kazanmak için bu kadar vaatte bulunuyor, öyle mi? İyi misiniz siz?
Demokrasi ve sandık her şeydir. Sandıktan çıkan sonucu ülkemizde herkes kabul eder. Avrupa Birliği yetkilileri de seçimi izliyor. Erdoğan’ın seçimlerde hile yapacağını söyleyenlerin dayanağı ne? Hiçbir şey.
Avrupa Birliği 14 Mayıs ya da ikinci tura kalırsa 28 Mayıs'ta hayal kırıklığına uğrayabilir.