İyi Parti nasıl bu kadar pasif ve etkisiz kaldı?

A -
A +

Bir kere Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener’in pek de iletişim hâlinde olmadıklarını anlamış olduk. Başından beri Kemal Bey, “Ben adayım” diyor. İlla ağzından bu kelimelerin çıkması şart değil. Hareket ve söylemleriyle bunu gösterdi. 

 

Meral Hanım da Kemal Bey'i istemediğini dolaylı yollarla söylemiş oldu. Kazanacak aday diyerek Kemal Bey'in kazanamayacağını söylemiş oldu. Bu iki lider neden bir araya gelip de bu konuyu konuşmadılar, anlamış değilim. İletişimsizlik iletişim hâline gelirse kimseye suç bulamazsınız. 

 

Sonuçta son bir haftada yaşananlar her şeyi ortaya koydu. Meral Hanım atar yaptı ama sonuç alamadı. Ekrem Bey ve Mansur Bey'e çağrıda bulundu ama oralı olmadılar. Lider dediğin sözünün arkasında durur ve sonuç alır. Meral Hanım birçok açıdan herkesi şaşırttı. Sonra istemeye istemeye masaya döndü ve Kemal Bey'in adaylığını kabul etti. Sonuç olarak Meral Hanım ve İyi Parti kaybetti. Kendilerine güvenen çok kişiyi de yanılttılar. 

 

Bu saatten sonra her adımı çok dikkatli atmalılar. Kemal Bey 2017’de “Adalet Yürüyüşü” ile CHP içinde bütün rakiplerini saf dışı bırakmıştı. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak da muhalefet cephesinin tek lideri oldu. Ona karşı gelecek kimse kalmadı. Şimdi sürekli yenildiği Başkan Erdoğan’la karşılaşacak. Bakalım onu yenebilecek mi? Siyasi deha Erdoğan’ı geçebilirse çok şey başarmış olacak ama işi o kadar kolay değil. 

 

Benim anlamadığım Meral Hanım'ın neden bu kadar pasif kaldığı? Oyları düştüğü için mi masaya geri döndü yoksa partisine mi güvenemedi, bilemiyoruz. 

 

Hâlbuki pandemi sonrası ekonomik pahalılıkta İyi Parti fena muhalefet yapmıyordu. Dış politika ve HDP gibi konularda hükûmetle aynı yerde dursa da mülteciler, pahalılık gibi konularda sert itirazları vardı. 

 

Son katıldığı programda Meral Hanım CHP’nin HDP ile görüşmesine bir şey demeyeceğini ama kendilerinin görüşmeyeceklerini söyledi. Bu zaten Meral Hanım ve İyi Partililerin bildiği bir şey. Zamanında Meral Hanım da Selahattin Demirtaş’a kahvaltı çağrısı yapmıştı. Yani CHP’nin HDP ile görüşmesi yeni değil. Buradan da eleştiri alacaktır İyi Parti. Gerçi partide HDP konusunda net duruşu olanlar pasifize edildi. Bakalım seçim meydanlarında bu tür eleştirilere ne diyecekler. 

 

Neticede İyi Parti’nin daha etkili ve sonuç alıcı siyaset izlemesi beklenirdi. Öyle olmadı. CHP ne derse kabul ettiler. Şu saatten sonra her söylediklerine dikkat etmeleri gerekir. Zaten bir iki vekil dışında herkes suskun. Bazı partililerin olan bitenden hayal kırıklığı yaşadıkları kesin. Onlar da neden böyle olduğunu anlamış değiller. 

 

 

 

 

 

Başkan Erdoğan avantajlı ama seçim çantada keklik değil

 

 

 

14 Mayıs'ta seçim var. Hem Cumhurbaşkanı seçilecek hem de Meclis yenilenecek. Şahsi görüşüm Erdoğan avantajlı. Başka aday çıkmazsa seçimin ilk turda bitmesi garanti gibi.

 

Türkiye’nin sosyolojik yapısı gereği bir partinin en fazla alacağı oy maksimum yüzde 53, 54’tür. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti yüzde 53,5, 1954’te 56,6 aldı. Adalet Partisi 1965 seçimlerinde yüzde 52,9 aldı. Tayyip Erdoğan 2018’de 52,5 aldı. 

 

Bugünkü konjonktürde kazanan en fazla yüzde 51/52 alabilir. Herkesin kabul ettiği AK Parti’nin ilk 10 yılında bile oyu en fazla yüzde 50 oldu. 

 

Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile savaşıyor diye fark atmaz. Böyle beklenti içinde olanlar da var. Erdoğan avantajlı olsa bile seçim çantada keklik değil. Pandemi, sonrasında hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon, en nihayetinde deprem AK Parti’yi zorladı. Bu üç faktörün seçmenin oylarını nasıl etkilediğini henüz bilmiyoruz. Özellikle deprem bölgesi AK Parti’nin kuvvetli olduğu yerler. Vatandaşlar tepkilerini sandık gösterecek. 

 

AK Parti’nin vekil listeleri de önemli. Listeler halkın beklentisini karşılarsa Meclis'te iyi sonuç alabilir. Yoksa hayal kırıklığı olabilir. 

 

Kampanyalar da önemli. Halkı ikna etmek lazım. Ülkeyi kim yönetebilir, kim istikrar sağlar sorusu önemli. Geçen hafta son bir haftada yaşananlar muhalefetin simülasyonu oldu. Millet bunların yönetimi gene kaos demek diye düşündü. En basit konularda anlaşamayanlar ülkenin ciddi konularında nasıl ağız birliği sağlayacaklar. Muhalefetin engeli de bu. 

 

Kazasız, belasız seçim olsun. Millî irade ne derse baş tacıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.