Eski Türkiye’yi merak edenlere birkaç örnek verelim. Mesela 1990’larda bir kuvvet komutanı çıkar, başörtüsüyle ilgili konuşurdu. Gazeteler bunu, “Ordudan hükûmete uyarı” diye verirdi.
Laiklikle ilgili konu olurdu. Askerlerin açıklaması hükûmete, siyasete uyarı olarak görülürdü. İnanmayacaksınız ama bu durum normal karşılanırdı. Gazeteciler askerlerin açıklamasını demokrasiye karşı değil de normal bir açıklama olarak lanse ederdi. Bu duruma itiraz edenler de yobaz, laiklik düşmanı olarak etiketlenirdi.
Sayın Cumhurbaşkanının tank palet fabrikasında iki gün önce yaptığı konuşmasında CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu eleştirmişti. Eleştirdiği bölümleri bazı komutanların alkışladığı muhalefet tarafından ileri sürüldü.
Dün de Kemal Bey şöyle dedi: “Etrafınıza siyaset koridorlarında kariyer devşiren askerler koyarsınız elinizde bol yıldızlı, apoletli Orta Doğu üniformaları kalır. Onun için komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir. Herkes haddini bilecek, bulunduğu makamın ne olduğunu anlayacak. Siyaset mi yapmak istiyorlar? Çıkarsınlar o üniformayı, hizalansınlar Erdoğan'ın yanına, Perinçek'e de takılsınlar beraber olsunlar.”
Ben askerlerin Sayın Erdoğan’ı Kemal Beyin sözleri üzerine alkışladığını düşünmüyorum. Bence Kemal Bey orada fazla alınganlık göstermiş.
Şunu da söyleyeyim: Benim gibi düşünenlerin ilkesi değişmez. Asker siyaset yapmaz. Siyaset siyasetçilerin işidir. İktidarda kimin olduğunun önemi yok. Bir asker CHP aleyhine konuşursa buna herkes itiraz etmeli.
Keşke Kemal Bey siyasete balans ayarı veren 28 Şubat generallerini, siyasetçilere had bildirmeye kalkan amirallere de aynı çıkışı yapsaydı. Ya da her 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz’da darbe ve darbecileri kınasa. Mesele 27 Mayıs’ı yapanlara lanet yağdırsa. 15 Temmuz’a kurgu demese.
Kemal Bey bu konu üzerine biraz düşünsün.
Altay Bayındır ve Fenerbahçe’nin durumu
Pazar günü Fenerbahçe-Galatasaray maçını çocuklarımla beraber tribünde izledim. İlk kez maça götürdüm onları. Ambiyans, stat olağanüstüydü.
Ancak Fenerbahçe kötü oynadı. Galatasaray hak ettiği bir galibiyet aldı. Özellikle küçük oğlum İlber kahroldu. Çizgi defans oynamak, üçlü oynamak olumlu sonuç vermedi. Orta saha yol geçen hanıydı. Forvet de etkisizdi.
Ferdi dışında iyi oynayan yoktu. En kötü Arao ve Serdar Aziz’di. Arao çıkması gerekirken Crespo çıktı. Emre Mor’un oynaması gereken maçtı.
Benim anlamadığım her şey bariz ortadayken Jorge Jesus neden müdahale etmedi? Bir de Real Madrid, Barcelona, PSG hep aynı 11’le oynarken biz niye farklı 11’le oynuyoruz?
Bu hafta Gaziantep maçı var. Oradan gelecek bir yenilgi hiç iyi olmaz. Hocanın acil el atması lazım.
Bir sözüm de kaleci Altay Bayındır’a. Ben kaç yıldır her yerde "Fener'in birinci kalecisi Altay Bayındır değildir!" deyip duruyorum. Galatasaray maçında gördük. Altay yememesi gereken golleri yedi. Nitekim Fenerbahçe yönetimi sözleşme görüşmelerini yıl sonuna bırakmış. Doğru yaptı. Altay, Fener'in en fazla yedek kalecisi olur...