Kaç yıldır ekranlarda, bu köşelerde "6’lı Masa'dan bir şey olmaz" diye söyledik, yazdık. “Siz anlaşamazsınız” dedik. “Hiçbir konuda net bir söyleminiz yok” diye belirttik. Bizleri nifak sokmakla suçladılar. Korkmakla suçlandık.
Peki geldiğimiz nokta itibarıyla ne oldu? Masa dağıldı. Dağılmakla kalmadı, masayı camdan aşağıya attılar! Hani bu masayı kimse dağıtmazdı? Hani 6 lider de masaya sıkı sıkıya bağlıydı? Hani çıkaracağınız aday 13. Cumhurbaşkanı da olacaktı?..
Bu masanın iki aktörü vardı: Biri CHP, diğeri İyi Parti... Diğerleri küçük partiler. İki majör parti anlaşamayınca diğerleri arada kaldı. Şimdi kara kara ne yapacaklarını düşünüyorlar.
Hâlbuki yapacakları şey basitti. Pandemi olmuş, ekonomi iyi değil. Hayat pahalılığı had safhada. Bir de hepimizi sarsan deprem olmuş. Adayı çoktan belirleyip yapacaklarını anlatsalardı, bir şansları olurdu. Bakın kesin kazanırlardı demiyorum. Önce aday sonra program. Bunlar tam tersini yaptılar ve anlaşamadılar.
Şimdi hep beraber nasıl toplarız diye düşünüyorlar. Söyleyeyim; toplayamazsınız. İşiniz zor...
Ha, daha beş parti milletvekili listeleri yapacaklar. Orada da sorun çıkacak. Küçük partiler herhâlde bir iki vekille yetinmeyeceklerdir. Demedi demeyin...
Yaklaşık 3 yıldır ceza hukukçusu Ersan Şen’le programlara çıkıyorum. Ateşli bir muhalif olan Şen medyanın gücünü biliyor. Televizyon sayesinde belli bir kesimin ilgisine mazhar oldu.
Ne var ki televizyonda şöhreti yakalayan çoğu kişi gibi gaza geldi! Cumartesi akşamı Habertürk TV’de cumhurbaşkanı adaylığını açıkladı. O andan itibaren de telefonlarım hiç susmadı. Herkes görüşümü soruyor.
Ben Ersan Şen’e de çok önceden dedim, cumartesi gecesi de yazıştık. Orada da dedim. Bir kere CHP’lilerin saldırısına uğrayacak. Masayı dağıtan İyi Parti’nin adayı olması diğer muhaliflerin nefretini kazanması için yeter de artar bile. Nitekim o geceden itibaren başladılar. Avukatlığını yaptığı müvekkillerinin şeceresini dökecekler. Anlayacağınız her şeyi diyecekler.
Ayrıca aday olması ya da açıklaması da stratejik açıdan doğru değil. Ben Ersan Hoca'ya emekli general Osman Pamukoğlu örneğini verdim. Pamukoğlu, “Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” isminde önemli bir kitap yazmıştı. Galiba 2004 yılıydı. Osman Bey imza günlerinde üç beş bin kişiye imza verirdi. Sonra yürüyüşü bile değişti. Ne oldum havasına kapıldı. Parti kurdu. Muhtemelen kendi arkadaşları bile oy vermemiştir. Partisinin adını bile hatırlamıyorum. Kimse hatırlamıyor. Hatta "Osman Pamukoğlu kim?" desem konunun muhatapları dışında kimse tanımaz.
Ekranda izlenmek ya da çok okunmak siyaseten bir getiri sağlamıyor. Vekillik neyse ama cumhurbaşkanlığı çok iddialı.
Ersan Hoca için hayırlısı olsun.