Türkiye’de, olağanüstü dönemlerden geçerken mutlaka bazı kritik süreçler olur. Toplumu provoke etmek için yapılan bu eylemler asla bir işe yaramaz. 1970’lerden bu yana denenen kışkırtıcı aksiyonlara toplum prim vermez.
Bir yanda CHP bir yanda AK Parti teşkilatlarına yapılan silahlı saldırıların hiçbir karşılığı yok. Ne yaparlarsa yapsınlar bütün silahlı eylemlere pas veren yok.
Türk halkı böyle işlerden de ciddi biçimde yıldı. İçinde bulunduğumuz çağda sonuç alınamayacak işler bunlar. Halk artık her şeyin farkında.
Siyasi partilerin de bunların farkında olması gerekir. Karanlık, puslu ve gizli yapılan işlerden bir şey çıkmayacağını herkes bilmeli. Cinayetler, bombalamalar ne yaparsanız yapın bir şey değişmez. Herkesin oy vereceği parti ve aday belli. Bu saatten sonra değişmez bu.
Millet umut arıyor. Geleceğe bakıyor. Kötülükle sonuç alınmaz. Eskilerin dediği gibi kötü niyetle murada varılmaz.
Bu nasıl dolandırıcılık?
İnsan bazen kime güveneceğini bilmiyor. Güvense bile o kişi size yanlış yapabiliyor. Bunun en çok görülen örneği özel bir bankanın şube müdürü olan Seçil Erzan’ın aralarında futbol dünyasının tanınmış isimlerinin de bulunduğu çok sayıda varlıklı kişiyi 80 milyon dolar dolandırması oldu.
Seçil Erzan bir dönem özel bir bankanın Florya Şubesinde çalıştı. Burada çalışırken Galatasaray’ın bazı isimlerinin de banka işlerini gerçekleştirdi. Banka işlemlerini yaptığı isimlere güven verdi. Daha sonra aynı bankanın Büyükdere Şubesine müdür olarak atandı.
Burada da tanınmış isimlerle tanışarak bankacılık işlemlerini gerçekleştirdi. Seçil Erzan, bankacılık işlemlerini yaptığı varlıklı müşterileri arayarak “Özel kapalı fon sisteminde çok ciddi paralar kazanılabilecek bir sistem oluşturduk, bu sistemi gizli tutuyoruz ve sen ne kadar yatırım yaparsan o kadar da kazancın fazla olur” dedi. Bu vaade inanan varlıklı kişiler de Seçil Erzan’a paraları teslim etmeye başladı. Seçil Erzan’ın kurduğu sistem bir süre yolunda gitti. Bazı kişilere kâr ödemesi yaptı. Bu ödemeler etrafta da duyuldu ve sisteme bu sayede yeni isimler ekledi. Bazı kişiler Seçil Erzan’a çantalarla paraları teslim ediyordu.
Geçen yıl kasım ayında bir iş insanı Erzan’ın bu teklifiyle karşılaşınca hemen tanıdıklarından da topladığı yaklaşık 5 milyon doları çanta içinde teslim etti. İş insanı daha önce başına bir hırsızlık olayı geldiği için çantaya GPS cihazı koydurmuştu. Parayı teslim ettikten sonra Seçil Erzan kendisini arayarak çantada GPS olup olmadığını sordu. O da olduğunu söyledi.
Cihazı kontrol ettiğinde çantanın bankada yaklaşık yarım gün kaldıktan sonra Sarıyer’deki Lotus Sitesi’ne, bir gün sonra İstanbul Havalimanı’na gittiğini ve aynı günün akşamında aynı adrese geri döndüğünü tespit etti. İş insanının iddiasına göre çanta, Galatasaraylı eski futbolcu Semih Kaya’ya teslim edilmişti. İş insanı para aldığı arkadaşlarına, olan biteni anlatınca dolandırılmış olabileceği uyarısıyla karşılaştı. İş insanı Seçil Erzan’ı arayarak parasını geri istedi. Seçil Erzan, paranın ödeme vadesinin dolmadığı gerekçesiyle ödeme yapamayacağını söyledi.
Fatih Terim, Arda Turan, Selçuk İnan ve bazı iş insanları toplamda 80 milyon dolar kaybetmişler. Buradaki mesele Seçil Erzan bu işte tek miydi yoksa başkaları da işin içinde miydi?
Belli ki, belli süre bu isimler kâr payı almışlar. Sonra kesilmiş. Seçil Erzan tutuklandı. Bakalım işin sonunda ne çıkacak? Bu iş bana Bernie Madoff’un saadet zincirini hatırlattı.
Benden herkese tavsiye: Size piyasanın üzerinde faiz ve kâr payı öneren, bedava bir şey veren kimseye güvenmeyin.